Puan vermedi·272 syf.····Okunma: 21 Nisan 2019 19:46 8.4/10
1950’lerin sonu,kıraç bir Anadolu nahiyesinde geçiyor roman.
.
Siyasetin bugünkü içeriğine,birey olarak genel itibariyle yurttaş portremize,olaylara bakış açımızdan ziyade bize sunulana verdiğimiz geribildirimlere kafamızı kaldırıp ,objektif bir gözle bakarsak:
Aradan geçen 60 yılın ve günümüz modernizminin bu süreçte getirdikleri:romanda işlenen olaylar zincirinin içeriğine ha bir eksik-ha bir fazla dışında çokta yeni eklemeler yapmadığının şahidi oluyoruz
.
Tüm bu gerçeklik “Zübük” ü bir dönem romanı olmanın ötesine taşıyor şüphesiz.
Rahmetli Aziz Nesin’in bu eserinde ısrarla üzerinde durduğu iki esas temel olan:
.
-Toplumsal gelişimimizin var olan seviyesini açık ve net olarak kabul edip,şapkamızı önümüze koyarak adımlarımızı atmamız gerekliliği
Aksi bir durumla yola çıkmak, hikayedeki Almanca öğretmeninin içine düştüğü çaresizlik ve körelme hissinin ötesine geçemeyen neferlerin sayısını arttırmaktan öteye geçmeyecektir ve ki geçememiştir
.
-Hepimizde bir miktar zübüklük var diye notunu düşer Aziz Nesin.
Aksi halde Zübükzade İbraam gibiler ortaya çıkmaz,çıksa da toplumda yer edinemez diye,noktayı koyar.
Kişisel beklentilerimiz,toplumsal çıkarlarımızın önüne geçmeye başladığında:anlatılanla gerçeklik arasındaki çelişkiye bakarız ama görmeyiz.
.
Bu konuda, sözümona topluma mal olmuş ulusal aydınların! yanısıra küçük yerleşkelerde sözü dinlenen her devrin adamlarının attıkları her adımı takip eden büyük kitlelerin yanılgısında, avutur buluruz kendimizi
.
Geçmişimize ve bugünümüze bakıp:geldiğimiz nokta itibariyle, okurken bizleri hüzne boğması gereken bu tabloyu öyle bir mizahla resmetmişki Aziz Nesin
İhsan Oktay Anar’ın hikayeleri harici bir kitabı okurken bu kadar güldüğümü ve keyif aldığımı hatırlamıyorum