·312 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Nisan 2019 08:41 Zarifoğlu, yaşadığı dönemin olaylarını net gören ve sancılar içinde ruhu yaşama direnen güçlü bir karakterdir.
Bir değirmendir bu dünya öğütür bir gün bizi. İsmini verdiği deneme kitabı ; Zarifoğlu'nun duyarlılığını , hassasiyetini , kendi iç dünyasındaki huzursuzluklarını , müslümanların her gün düçar olduğu acıların sancılarını yüreğinde hisseden modern dünyanın bunalımlarından kaçmak için yazılarına sığınan ve bu uğurda yazdığı denemelerinden oluşan eşsiz bir eserdir.
Ünlü bir Yugoslav sanat adamı şöyle söyledi:
- Müslüman Osmanlılar bu topraklarda (Yugoslavya’da) Tam 400 yıl kaldı. Ama Naziler dört yıl bile barınamadılar. Bu cümleler, Müslümanlar hakkında gerçeği söyle bilmiş pek az batılı sanatkar, bilim adamı ve devlet adamından birine aittir.
Almanların, kendi ülkelerine çalışmak için giden Türklere karşı tavrı, İsrail’in Filistin halkına yaptığı ve maalesef yapmaya devam edeceği işkence ve zülümler, Rusların Afgan Müslümanlarına yaptığı zülüm işkence,katliamlar ve beraberinde ülkelerini işgal girişimi, Türkistan’ın Çin ve rus zulmüne karşı kahramanca direnmesi ve ardından Müslümanları savaşta yenemeyeceğini anlayan düşmanlar tarafından ,fitne iftira ve yalan haberlerle Müslüman halkı içten içe bölmesi.
Batının nasıl siyonizmin elinde oyuncak olduğu,
ABD’nin Filipinler’deki Müslüman kardeşlerimize yaşattıkları zülümler ve kendi menfaatleri doğrultusunda işledikleri insanlık suçları,
İnsanları ibadet ederken bile öldürmekten geri durmayışları,
yakın zamanda yeni Zelanda’da Müslümanları camide katledilmesi olayı bunları hatırlatıyor doğrusu,
Bu gerçekleri okumak ve farkında olmak çok mühim, tarih tekerrür ediyor ve kâfirlerin gerçek yüzünü bir kere daha gösteriyor,
Fransızların Cezayir’de işledikleri Müslüman katliamlarından bahsetmeden sözde Türkiye’nin Ermeni soykırımı yaptığını her defasında dile getirmesi,
Bunlar tek yanlı bir var olma hırsının, Öte dünyasız bir dünya görüşünün, ebedi hayata inanmayanların, apaçık olan bir ölümle sonuçlanacak olan kısa hayatı aşma gayretleri olarak da yorumlanabilir. Ne kadar öldürürlerse kendilerine o kadar hayat kalacak gibidir.
Ne kadar dehşete kapılırsak kapılalım,Öte dünyaya ve Allah’a kapılarını kapamış,kalplerini zifiri karartmış olanların, hakim olmak ve yalnızca kendileri yaşamak için durmadan öldürmeleri ve öldürtmeleri son bulmayacakdır.
Bu vahşilerin elinden dünyayı kurtarmak,” Öldürmek zorunda kalınca güzel öldürün” emrinin sahibi İslamdan başkası ile mümkün mü?
Batılıların Müslüman ülkelere ektiği en önemli ve en etkili fitne tohumu, İslam birliğini sağlayan Ümmet düşüncesini parçalamak için bu birliği meydana getiren insanlara ırklarıyla ilgili üstünlük düşünceleri ve iddiaları aşılamak oldu.
Bediüzzaman Said Nursînin şu vecizesi galiba bu sorun adına üzerine düşünülmesi gereken güzel bir yaklaşım,
Azametli, bahtsız bir kıt’anın; şanlı, talihsiz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi, ittihad-ı İslâmdır.
Kitabı beğendim .Okunmasını tavsiye ediyorum.
Keyif okumalar.