·520 syf.····Okunma: 18 Nisan 2019 21:39 Kitabımız Gaziantep yakınlarındaki bir kazı alanında yaşananları konu alıyor. Arkeologlarımız Patasana adındaki bir saray yazmanının özel arşivini keşfediyorlar ve hikayemiz de başlamış oluyor. Bir yandan Patasana'nın tarihe ışık tutan tabletleri çevrilirken çevrelerinde cinayetler işlenmeye başlıyor ve ilk kez kazı başkanlığını yürüten genç, güzel arkeolog Esra da 'aman bizden bilmesinler, kazı durmasın' diye kendi çapında cinayetleri çözmeye çalışıyor. Tabii ki bunları yaparken bir yandan da aşık olmayı ihmal etmiyor. Yüzbaşı Eşref, terör örgütüne son derece takıntılı,olaylara başka açıdan bakamayan, her şeyi terör örgütüne bağlayan, psikolojik açıdan çökük bir asker. Kitap boyunca sadece yönlendirmelerle hareket ediyor ve soruşturmasını nasıl yürüttüğü hakkında hiç bir bilgimiz olmuyor maalesef. Yazarımız arasıra Eşref'in soruşturmasına da dönmesi daha tatmin edici bir hikaye oluşumuna katkı sağlayabilirdi diye düşünüyorum. Kitap boyunca diyologlaroldukça zayıf ilerliyor. Tüm bunların yanında Anadolu mozaiği oldukça güzel anlatılmış. Patasananın hikayesi günümüzde geçen hikayeden çok daha merak uyandırıcı bence. Hatta bir ara sadece Patasana'nın bölümlerini mi okusam diye içimden geçirmedim değil. Kitabın bana kattığı Hititlerle ilgili ufak çaplı bir araştırma yapmama imkan sağlaması oldu. Hangi bölgelerde yaşamışlar ve günümüze nasıl eserler bırakmışlar, kültürlerinin Anadolu halkına nasıl bir etkisi olmuş... gibi. Genel olarak Patasana bölümleri bende daha çok merak uyandırdığı için o bölümleri sevdim. Diğer yandan Esra ve takımının, Yüzbaşı Eşref'in bölümlerini samimi ve akıcı bulmadım. Polisiye okumak istediğimde kesinlikle ilk tercihim Ahmet Ümit olmaz. Yine de satır aralarında verdiği bilgiler ve kitabın mesajı oldukça güzel.
Keyifli okumalar.