Eveet, hadi başlayalım bakalım.
Öncelikle kitap kasmadı,sıkmadı
Belki Aytmatov fazlaca söz ve anlam oyunlarına girmediyse de verilmek istenen mesaj net, üslup yerindeydi. Bu romanda, birçok romanda olduğu gibi karakterler yine "Tip" di ama ne tipler...
Önce "Balık Adam" yani çocuk;
Romanın sonunda her ne kadar trajik bir şekilde intihar etse de, intihar dediğime bakmayın belkide bir başkaldırıydı geçmişin, o anki zamanın ve gelecek adına.
Çaresizlik, dedesinin alt statüsü,babası ve annesi tarafından terk edilişi bunlar yeterliydi balık adam olmasına.
ama mutlu olması için peki ne gerekliydi? Maral Ana boynunda bir beşik bir de bebek azıcıkta mutluluk tabii...
Çok değildi evet ama devlet bünyesinde çalışan Orozkul gibi gaddar, rüşvetçi ve birde dedesine teyzesine zalimce davranan oldukça ve hele bir de Mümin dedesi de sırt çevirip, boyun eğdi mi... haaa unuttum tabi Boynuzlu Maral Ana da vardı. O da vahşice öldürüldü evet, başka acıya gerek kalmadı, yeterliydi. Ve hayat gerçekten yaşanmazdı. Batsındı!, batsındı, yazarın deyişiyle.
Baştan sona kadar alegorik bir eser ve fazla uzatmayacağım. çünkü bana çağrıştırdığı şey kadar yazacağım dedim kendi kendime diğer kahramanları anlatmaya gerek yok olayın ana ekseninde durmaya çalışıyorum.
Bana göre birey-devlet ilişkisi değil de halk ile o zamanki yozlaşmış, benliğinden kopan üçüncül tür ilişkileri benimseyip özenen şahsiyetlerdi.
Ve çatışma da tam bu noktalar etrafında dönüyordu. Mümin dede halk ama eskiyen, bebimsenmeyen ki romanda iyi niyetli hoşgörülü hemen hemen hiç bir şeye hiddetlenmeyen kabullnemişliğiyle göze çarpan (bir halk) diğer bir yandan Orozkul. O da zaten bildiğiniz şaşırmayacağınız bir karakter. Çünkü fazlasıyla var bizde ! Ve bocalayan bir de kepçe kulaklı çocuk.
Yazarın karamsarlığından değil çocuğun