·300 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Mayıs 2019 19:47 Yıllar evvel Kürk Mantolu Madonna'yı okuduğumda nasıl ki kitaba hayran kaldıysam İçimizdeki Şeytan'ı da en az o kadar sevdim.
Muhteşem bir edebiyat dehasının kaleminden çıkanlar ne kadar da her dönemi içinde barındıran, güncelliğini yitirmeyen gerek psikolojik, gerek sosyolojik gerekse fiziksel tasvirlerle dolu dolu, okuruna sunduğu muhteşem bir şölen misali....
Kitaptaki karakterlerin ruhunu bize öyle şeffaf, öyle yalın bir halde göstermesi, zaman zaman kendimle yüzleşmeme de sebep oldu diyebilirim. Bazen Ömer'de kendimle karşılaşırken, bazı satırlarda da Macide oluyordum. Okudukça ve okudukça da Sabahattin Ali'ye daha çok hayran kalıyordum.
Kitaptaki kahramanların hepsi içindeki şeytanla yaşadursun, peki ya veznedarın hikayesi...
Her tarafın şeytanlarla sarıldığı bir dünyada, kendi cehenneminde yaşayan bir melek değilse başka nedir? Çevresi kötülüklerle kuşatılmış ve çok zaman onlarla savaşacak güce erişemeyenlerden biri olarak bu kitapta da karşımıza çıkıyor ve derin bir sorgulama hissiyle başbaşa bırakıyor burada yazar.
Veznedar Hüsamettin Efendi'nin ağzından dökülenler ise bir tokat etkisiyle biz zavallı okuyucuları etkisi altına alıyor muhakkak..
"Dünyayı bizim kayınbirader gibi adamlar istila etmiş.Benim gibi bir acizin debelenmesi fayda verir mi? Beş çocukla bir karıyı süründürmeye ne hakkım var!Sen şimdi bu sözlerinle benim kararımı takviye ettin.Sana teşekkür borçluyum, evlat! Bana bu dünyanın hakikaten suratına tükürülmeye bile değmez olduğunu ve bu dünyada suratına tükürülecek bir tek, ama bir tek insan bile bulunmadığını sağlam bir şekilde ispat ettin. Böyle biri mevcut olsa o sen olurdun ve şimdi buraya gelinceye kadar içimde bir şüphe vardı. Şu kainatta belki bir de iyi taraf vardır, fakat görmek bize nasip olmuyor diyor ve seni düşünüyordum. Bir daha teşekkür ederim. Beni boş hayallerle avunmaktan, yaptığıma pişman olmaktan kurtardın. Ben de kendimi adam tanır bir şey zannederdim. Senin suratına bakınca melanet dolu ruhunu göreceğime yüreği çarpan bir insan görüyordum... "
.......
Velhasıl, okuduğum her sayfada neden şimdiye kadar okumadım dedirten ve okudukça, ağırdan alarak bitmesine gönlüm razı olmadan yavaş ve sindire sindire okuduğum romanlardan biri oldu İçimizdeki Şeytan...
Her satırında, her sayfasında hayatı okuduğum bir kitap..
Öyle değil mi zaten, sorumluluk almaktan ısrarla kaçanların ve her hatasını mazur görüp aslında kendini kandıranların, iç içe geçmiş hayatlarıyla geçip giden bir yaşam süreci..
Hepimizin içinde var olan şeytanla gerek didişerek, gerek kabullenerek, yaşayıp gitmesi...
Şeytan'ı alt edip, içimizdeki güzelliğin bize rehber olması dileğiyle...
Okuyunuz, İçiniz açılsın, diyorum.
....
Not:Kitabı bitirdikten sonra, Dostoyevski den Suç ve Ceza'yı, Virginia Woolf 'tan Kendine Ait Bir Oda' yı okuma isteğim çok da rastlantısal bir dürtü olmasa gerek..