Puan vermedi·50 syf.····Okunma: 14 Mayıs 2019 19:15 Moby Dick’ten sonra heralde “bu kadar uzununu yazabiliyorum, bakalım kısa ve öz olanında ne kadar etkili olacağım” diye düşünmüş olacak ki Melville amca, 50 sayfada her duyguyu yaşatmayı tercih etmiş. Öfke, acıma, merhamet, kararsızlık, kararlılık, isyan, direniş... Pasif direniş diyince akla ilk gelmesi gereken isim Bartleby. Yok diyor arkadaş, yapmam diyor, o kadar. Bunu bir inatla da demiyor oysaki, yapıyorsa yapıyor, yapmıyorsa yapmıyor, tertemiz. Gerçi toplum böylesine bir netliğe ve böylesine bir direnişe o zamanlarda da şimdi de hazır olmadığından, kafasına plastik mermi veya biber gazı yemese bile sonu iyiye gidecek gibi durmuyor bu katibin. Anlatan da Wall Street godamanlarından, kendince anlayışlı bir yapıya sahip olduğunu düşünen ama fakirliği, düşmüşlüğü hiç tatmamış, empati yapmaya çalışan ama görüp geçirmişliği olmadığından çok da başarılı olamayan bir adam. 50 sayfalık en özlü kitaplardan biri, ne varsa klasiklerde var. Bu arada kitapta Hasan Ali Yücel’in çeviri edebiyatına ve klasiklerin dile kazandırılmasına dair bir yazısı var önsöz olarak. Her ne kadar dil bilmeyen insanlar için yazıda bahsettiği çevirinin önemi yadsınamayacak olsa bile en başarılı çevirmenin bile kitabın özünü tam olarak koruyabildiğini düşünmediğimden yazıdaki fikirlere kısmen katılmaktan öteye geçemedim. Bir de kitabı okumadan önce Umut Sarıkaya’nın öyküyü Naber’de çizmesi üzerine görselli olarak okuduğumdan her sayfada karakterlerin o karikatürlerdeki betimlemeleri geldi gözümün önüne, başarılı iş çıkarmış.