·459 syf.····Okunma: 24 Mayıs 2019 11:26 “Bize göre” yokluğun içinde sefil olmuş insanların yaşamını okuma deneyim olan bakıyorum bazen “İnce Memed” kitabına. Farklı hissettiriyor farkındalık yaratıyor. Mesela el yıkama resmen bir merasim şeklinde gerçekleşiyor genelde bir kadın elinde ibrik omzunda havlu başkasının el yıkamasına yardım ediyor.
Yemek türleri ekmek, hamur türevleri, ekşimik, peynir, tarhana, nane, bal gibi şeyler. Bir de yapay kokudan geçilmeyen hayatımızdan bakınca bahsedilen püren ve yarpuz kokusu var. Onlar da neymiş acaba diye düşünüp duruyorum arada.
Geçenlerde göz hassassiyeti baş ağrısı yapar mı diye konuşurken yine geldi aklıma İnce Memed. Yüz sene önce bakılacak ekranı mı varmış? İnsanlar ağaca, kuşa, çiçeğe böceğe bakarmış biz önümüzde bir ekran açık olmadan durabilmenin imkansız olacağı düşüncelerine kapılırken. Açık havaya çıkınca güneşsiz havada gözümüzü kısmadan duramazken...
Bir de tabi yürüme meselesi var. İki gün belki daha fazla yürüyerek gittiği yerler var İnce Memed’in. Şimdilerse ise arabayı sokağın uzak ucuna parkedip “ arabam var yürüyorum” diye söylenenler buralarda mı . Yürüdüğü yolda bizim şimdilerde yürüdüğümüz araba geçen düz yol değil tabi ki dağlar, sarp kayalar ve yılanların, kartalların binbir türlü canlının içinde olduğu yollardan.
Çaresizlik hissi özellikle ikinci kitabın ilk yarısında benim oldukça kuvvetli hissettiğim bir duygu oldu İnce Memed II’de. Köyde yaşıyorsun zaten yokluk var hayat yeterince zor sonra bir ağa geliyor yada eski bir savaş paşası seni yok sayıyor ve yaşadığın yerden ayrılmanı istiyor. Canını kurtarmak ve zorbalıkla uğraşmamak için yurdunu bırakıp başka yere yerleşmek kolay gibi görünse de yok sayılmanın ağırlığı ve tek başına hiçbir şey yapamayışın çaresizliğini her gün hissetmek ölmekten daha beter gibi geliyor. Ve yok sayılmanın üstüne kimseye derdini anlatamamak çözümü dişe diş kana kan felsefesinde bulmak, dönüşeceğin şeyden kendinin bile korkacağı hale gelmek...
Teknoloji yokluğu içinde tabi ki acayip becerikli adamlar ortaya çıkmış. Kimi iz sürer gördüğü iz kartal mı tilki mi başka bir şey mi ayırdına varır. İnce Memed’in nişan aldığı yeri vurabilmesi bir yana benim de el kol kordinasyonum zayıf diye düşünerek bir dart bile oynamaktan çekinmem bir yana.
Bir de düşünüyorum da, lisede tarih kitaplarında son işlenen konu Cumhuriyet’in kurulmasıdır ya hani Atatürk Cumhuriyet’i kurar ve sanki bütün dertler sona erer. Ama öyle midir? Kaymakamından, yüzbaşısına hala Osmanlıcı olanlar vardır ve Mustafa Kemal’den nefret etmektedir. Böyle bir durumda nasıl olacak yönetilecek bu devlet ve devletin yönetime olan itaati ve güveni nasıl oluşacaktır? Bunlar oluşmayınca herkes gücünü yettirebildiği yerde hakimiyet kurmaya başlayınca işte hiç olmaz denen insanların bile içinde bir İnce Memed başkaldırması bir gün gelip uyanacaktır.