7/10
·624 syf.··
2019 69. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2019 21:42
Yas yok, cenaze yok... Yazar ilk kitaba göre çok gelişmiş. Olay örgüsü daha güzeldi. Birden fazla konu, bir araya toplanmıştı. İlerleyen tek bir olaydan ziyade birçok olayı beraber takip ediyorduk. Ayrıca tıpkı umduğum gibi, Wylan ve Jesper bu kitapta çok daha fazla vardı! Şimdi, SPOILER içeren ufak tefek şikayetlerimi yazmak istiyorum: • Başlarda Nina ve Matthias arasındaki ilişkiyi seviyordum fakat Matthias’a olanların ardından... Bilemiyorum. Daha güzel bir ölüm sahnesi olabilirdi. Sona sıkıştırılmış gibi hissettim. O kadar olaydan sağ çıkıp şans eseri gitmesi yani... • Van Eck, Kaz Brekker’a suç attığında hiç düşünmeden atlıyor bu hükümet. Hiç adalet duygusu olmadan vesaire. Bu tamam, anlaşılır, Van Eck maddi olarak güçlü ve “güvenilir vatandaş.” Ama sonra çocuğunu dövdüğünü öğrenince aaa ooo ne kötü bu Van Eck oluyorlar. Tamam, Kaz birçok dolandırıcılığı falan yükledi adama ama hepsi de her şeyi tek tek yuttu. Hani ne dense onun üstüne atılıp “bu doru” diyor hükümet bu kitapta. Normalde Van Eck’in suçlanışı çok daha uzun bir süreç olurdu. • Gelelim Kaz Brekker’a. Çok sevdiğim bir karakter, kimse yanlış anlamasın ama bu kitapta biraz abartılmamış mıydı sizce? Şimdi, zeki oluşunu anlıyorum ve çoğu çözümüne de hayrandım. Fakat şu B planları... Herkes B planı yapabilir, tamam fakat tuhaf bir şekilde Kaz, o kadar komplike bir işte çıkacak soruna tam uygun B planını yapıyor. Yani girdikleri işler o kadar karmaşık ki 20-30 farklı çeşit sorun çıkabilir, işleri çökebilir. Ama işlerini çökerten o 20-30 sorun arasından biri oluyor ve bir şekilde Kaz Brekker da tam o birine göre yedek plan hazırlamış oluyor. (Ya da her türlü probleme karşı yedek plan hazırlıyor – ki öyle bir hafızaya sahipse daha da abartılmış olur.) Ne dediğimi anlamanız için bir örnek vereyim: Kitabın sonlarına doğru Kaz’ın Jesper’ın babasını en başından beri ileride kullanmak için otelde tuttuğunu öğreniyoruz. Oysaki Jesper’ın babası o otele yerleştiğinde daha olaylar en baştaydı. Van Eck ve Pekka Rollins işbirliği bilinmiyordu. Hatta yanlış hatırlamıyorsam daha Inej’i kurtaramamışlardı. • Şimdi, benim için en büyük ama muhtemelen diğerleri için küçük şu probleme gelelim: Kaz Brekker’ın Sturmhond’un Nikolai Lanstov olduğunu aksanından anlaması... Yani, bu yazarın suçu sanırım. İlk üçlemeyi okuyanlar Nikolai’ın serideki tek mantıklı ve kıvrak zekalı karakter olduğunu bilir. Üstelik görünen o ki yıllarını denizde geçirmiş. Yani Sturmhond tamamen uydurma bir karakter değil Nikolai hayatının büyük bir kısmını o olarak yaşamış. Hayır yaşamasa bile aksanını düzeltmeyi akıl etmesi gereken bir karakter. Bize tanıtılan Nikolai saraydan öğrendiği Kerchçeyle çıkıp konuşacak bir karakter değildi. Ya tamam diyelim ki öyle, Nina -Nikolai’ı bizzat tanıyan ve birçok dilde uzman olan kız- Sturmhond’un sırrını anlamazken Kaz nasıl anlıyor? Eğer başka -daha zekice- bir ayrıntıdan bir zengin çocuğu olduğunu kavrasa tamam der geçerdim ama aksan? Aksan çok bariz bir şey! İlk anlayan Kaz mı sahiden? Bana kalırsa, bu kısım Kaz’ı zeki göstermek için eklenmiş kötü bir bölümdü.
Sahte KrallıkLeigh Bardugo · Novella Dinamik · 20173,259 okunma
·
73 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.