Sahte Krallık (Six of Crows Serisi 2)

·
Okunma
·
Beğeni
·
8,6bin
Gösterim
Adı:
Sahte Krallık
Alt başlık:
Six of Crows Serisi 2
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
624
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051862828
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Crooked Kingdom
Çeviri:
Ömer Mülazım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Novella Dinamik
Baskılar:
Sahte Krallık
Sahte Krallık
Sahte Krallık
Crooked Kingdom
Koşullar her zamankinden daha zor, kaybedilecek şeyler ise daha değerli.

Kaz Brekker ve ekibi, hayatta kalacaklarına inanmadıkları bir soygunun üstesinden gelmeyi başarır. Fakat büyük ödülü paylaşamadan kendilerini tekrar ölüm kalım savaşının ortasında bulurlar.

Grisha dünyasının kaderi, şehrin karanlık sokaklarındaki intikam savaşına bağlıdır.

Kaz ve ekibinin ise ne pahasına olursa olsun bu savaşı kazanmaktan başka çaresi yoktur.


“Karanlık ve vahşi… Kalp sızlatacak kadar gerçek.”
-Kirkus-

“Bardugo her seferinde kendini aşmayı başarıyor.”
-Booklist-

“Her durum için planı olan kurnaz bir lider, uyumsuz fakat yetenekli bir ekip ve heyecan dolu bir macera… Bu kitap her okuyucunun rüyası.”
-Publishers Weekly-

“Grisha dünyası, Bardugo’nun her kitabıyla gitgide eğlenceli ve tehlikeli oluyor.”
-Voya-

(Tanıtım Bülteninden)
624 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10 puan
Sahte Krallık | Kitap Yorumu

Seriye başlamadan önce serinin iki kitabı da elimde olduğu için ilkini bitirdiğim gece hemen ikincisine başladım. İkinci kitabın temposunun daha düşük olacağını düşünerek biraz daha yavaş okurum diye bir düşünceye kapıldım ama 3 gün içerisinde 420 geldim. Kitabı elimden bırakamadım, aksiyon hiç dinmedi.

Yapılan planlarda sürekli bir terslik çıkıyordu ve bu kitabı bırakamamamın en büyük sebebi olabilir. “Şimdi nasıl kurtulacaklar bu durumdan? Nasıl kaçacaklar?” diye diye okudum resmen. Sonunu beğendim ama o karakterleri birkaç kitap daha okuma şansım olsaydı kesinlikle okurdum. Grisha serisindeki karakterler de dahil olunca daha çok keyif aldım.

Bu seriyi daha okumadıysanız kesinlikle listenize ekleyin. Çok eşsiz bir seriyle karşılaşıcaksınız. 23 Nisan’da da dizisi çıkıyor Netflix’te. Karakterlere uygun oyuncular seçildiğini görünce ve fragmanı da izleyince “İyi ki şu zamanda okumuşum.” dedim. Hayal ettiğim sahnelerin birebir aynısını fragmanda görmek beklentimi daha da yukarı taşıdı. Çok güzel bir şey geliyor kısacası.

Görüşürüz!

10/10
624 syf.
.
.
.

Bu inceleme hem Kargalar Meclisi'nin hem de Sahte Krallık'ın incelemesidir.


SPOİLER İÇERİR.



~~~~~~~



Saat 2.26. Kitabı yeni bitirdim ve bu duygu seli içinde incelemeyi nasıl toparlayacağım hakkında bir fikrim yok.

#98228912

Tek kelimeyle muazzam. Hayatımda okuduğum en iyi fantastik serilerden biri olabilir. Gerek karakterlerin orijinalliği olsun gerek yazarın konuyu işleyiş tarzı olsun, gerçekten çok iyiydi. Yazarın belli bir bilgi birikiminin olduğu belli. Yazmak için yazmamıştı. Olay örgüsünü itinayla, ilmek ilmek işlemiş ve insanın anlaması için bazı yerleri iki üç kez okuması gereken bir yapıt ortaya çıkmış. Betimlemeleri iyiydi. Havada uçuşan hormonlar yoktu. Kullandıkları aktif organ sadece beyindi. Bu çok iyi geldi bana. Ayrıca ara sıra ekonomi terimleriyle boğuştum kitapta. İlk defa bir yazarın fantastik dünyayla gerçek dünya arasında böyle sosyal bir bağ kurduğunu gördüm ki benim okuduğum fantastik kitaplar siteye kaydettiğim kadarıyla sınırlı değil.

Konudan ve karakterlerden bahsetmemem olmaz tabi. Romanlarımız normal kahramanlardan değil de tanıtımdan anlayabileceğiniz üzere antikahramanlardan oluşuyor: Eski grisha avcısı bir mahkum (Matthias), bahis düşkünü bir keskin nişancı (Jesper), bir kaçak (Wylan) , cellat olan bir grisha (Nina), Hayalet lakaplı bir casus (Inej) ve onları bir araya getiren, gözümün nuru, antilerin antisi, kaçış uzmanı dahi dolandırıcımız Kaz Brekker.

Kitap karakterleriyle bu kadar bağ kurmayı acilen kesmeliyim.

Konuya geçmeden önce, konuyu daha iyi anlamanız adına, karakterlerin önceki yaşantılarından bahsetmek istiyorum. Karakterlerin bazıları zaten birbirleriyle tanışık. Wylan'ın özel durumumdan sonra bahsedeceğim. Mesela. Matthias ve Nina'yı tanıtırken grisha diye bir kelime kullandım. Nedir bu grisha? Aslında grisha, zowa, büyücü, cadı hepsi aynı şey. Aralarında bir fark yok. Cellat dediğimiz şeyse kızın mesleği değil gücü. İnsanları öldürme yeteneğine sahip. Matthias'ın dahil olduğu avcı yani drüskelle grubu da grishaları tehlikelisi olduğu gerekçesiyle avlıyor. Bir gün Matthias, Nina’yı yakalıyor. Onu yargılamak üzere ülkelerine götüreceğini sırada tekne kaza yapıyor ve Matthias'ı kazadan Nina kurtarıyor. Kazazedeler medeniyeti ararken beraber geçirdikleri iki hafta sonucu birbirleriyle arkadaş (arkadaş?) oluyorlar. Ama sonra Nina, Matthias'ı zindana attırıyor. Nedeni uzun fakat bunu kötü bir niyetle yapmadığını söyleyebilirim. Ama bu, Matthias'ın tekrar onu ve onu gördükten sonra kendini öldürmek istemesine engel olmuyor tabi... Aralarındaki ilişkiyi şu alıntılar gayet güzel anlatır bence: #98518860
#98349268

Jesper, Inej ve Kaz da Döküntüler adı verilen bir çetenin üyeleri. Zaten olayların geçtiği, ticaretin kutsal sayıldığı Ketterdam kötü bir şehir. Şehir serserileri yani çeteler ve zengin tüccarlardan oluşuyor. Bu iki grup arasında her türlü pislik ve kandırmaca var. Zaten yazar romanında insan kaçakçılığı ve zorla çalıştırılma üzerine bayağı durmuş. Teşekkürde de bundan hahsetmiş. Neyse, Kaz, çete başının sağ kolu. Adam hiçbir şey yapmadığı için çetenin işlerini hep Kaz yapıyor. Kendi tabiriyle "güvercin yoluyor". Ketterdam'da herkes ona Kirlieller diyor. Kaz'ın geçmişini anlatacağım ama diğerlerine kıyasla uzun olduğu için onu en sona bırakacağım.

Jesper da aslında bir grisha. Ama bunu herkesten saklıyor (tabi ki Kaz'dan saklayamaz) ve normal biriymiş gibi yaşamını sürüyor. Babası çiftçi ve onu üniversite okuması için şehre yolluyor fakat o okumuyor ve babasının üniversite için biriktirdiği parayı kumarda harcıyor. Hatta babasının çiftlik evini de borca sokuyor yanlış hatırlamıyorsam. Sonra da Döküntüler'e katılıyor.

Inej. Inej küçükken kaçırılıp geneleve satılıyor. Orada geçirdiği zorlu yıllar sonrasında onu genelevden Kaz kurtarıyor ve onu çetesine katıyor. Ona eğitim veriyor ve o da Ketterdam'in en iyi casusu oluyor. Zaten Kaz'ın her şeyi bilmesinin nedeni de hep Inej. Inej her yere kolaylıkla sızabildiği için Kaz'ın ihtiyacı olan her bilgiyi ona sunabiliyor. Ama her ne kadar tehlikeli bir casus olsa da kaçırılan, işkence gören ve cinsel tacize uğrayan herkes gibi onun da belirli travmaları var.

Vee assolistimiz Kaz. Bacağı sakat olduğu için bastonla dolaşan, ellerine sürekli eldiven takan, herkesin nefret ettiği, Matthias'ın şeytan dediği, kanal faresi, lakabı Kirlieller olan çocuk. Peki bu tospa alıntı paylaşırken Kaz, Kaz deyip durdu. Kim bu Kaz? Eldiven ne alaka? Şimdi, bu Kaz henüz küçükken annesi babası öldüğü için abisiyle beraber her şeylerini satıp Ketterdam'e gelmişler. Kaz daha sekiz dokuz yaşlarında o zaman. Paralarını değerlendirip yeni bir hayat kurmak için tüccarlarla anlaşmaya, hisse satın almaya falan çalışmış abisi. Jacob Hertzoon diye bir tüccarla anlaşma yapıyorlar. Ama adam onları kandırıyor ve beş parasız halde sokağa atıyor. Sonra Kaz ve abisi sokaklarda sürünürken o sırada çıkmış olan bir vebaya yakalanıyorlar. Abisi ve o koyun koyuna uyurken abisi ölüyor ve ceset toplayıcılar Kaz'ın da öldüğünü zannederek abisiyle beraber onu da ceset teknesine bindirip denize yolluyorlar. Kaz uyanınca etrafında bir sürü kokuşmuş, çürümüş ve şişmiş ceset olduğunu görüyor. Sonra da kıyıya ulaşmak için abisinin çürümüş cesedine sarılıp kıyıya doğru yüzüyor. Burası çok kötüydü işte. Bu olay Kaz'da çok büyük bir travma oluşturuyor ve Kaz artık eldivensiz dolaşamıyor. Dokunduğu her insanda o cesetlere dokunduğunu hatırlıyor. Hatta Kaz'ın eldivenleriyle ilgili efsaneler falan türüyor. O derece. Sonra Kaz, Jacob Hertzoon'dan abisinin intikamını almaya yemin ediyor. Aslında Jacob Hertzoon sadece bir takma ad. Gerçek adı Pekka Rollins ve şehirdeki çetelerin en güçlüsüne sahip. Tabi ki ondan intikam almak o kadar kolay olmayacak.

Bu anlattıklarım kitabın arasına serpiştirilmiş şeylerdi. Asıl konuya gelecek olursak: Her şey, grisha olan bir bilim adamının, hiç kimse tarafından sevilmeyen, köle pazarlarının baş tacı grishaların gücünü bastırmak ve onlara normal bir yaşam sürdürmek için oluşturmaya çalıştığı bir ilaç yüzünden başlıyor. Jurda diye, insanları uyaran, onları canlandıran, uyuşturucu gibi ama öyle olmayan bir toz var. Onun bir sürüm yükseği olan Jurda Parem diye bir ilaç icat ediyor amma velakin ilaç ters tepiyor ve grishaları metali altına çevirebilen, insanların beynine hükmeden, insan vücudundaki inorganik maddeleri kontrol edebilen durdurulamaz birer ölüm makineleri haline getiriyor. Yani yanlışlıkla Grisha+ elde ediyor. Bu ne demek? Piyasaların çökmesi, ekonominin batması ve sonu gelmez savaşlar demek. İşte Drüskelleler bu adamı rehin alıyor ve formülü onlara yapması için onu saraya kapatıyorlar.

Konumuz bu. Jan Van Eck diye bir tüccar, Kaz'la hükümet adına anlaşma yapıyor ve bilim adamını saraydan kurtarması şartıyla ona ve ekibine otuz milyon kruge vereceğini söylüyor. Bu kruge'u otuz milyon dolar olarak düşünürseniz görevin zorluğunu daha güzel kavrayabilirsiniz. Peki neden Van Eck, Kaz'ı seçti? Çünkü onlar önemsiz kanal fareleriydi. Kimse onların yokluğunu farkına varmazdı. Çok düşük bir ihtimal de olsa bu görevi başarabilecek olan bu ekipti. Çünkü bu iş askerlere göre değil hırsızlara ve katillere göreydi. Sonuçta saraydan bir şey çalacaklardı. Ayrıca Kaz, bulunduğu konumda hızla yükseliyordu. Van Eck için bir tehditti.

Görevi kabul eden sağlamcı Kaz, herhangi bir ihtimale karşı Jan Van Eck'in oğlu Wylan'ı esir alıyor. Ama Kaz burada fena yanıldığını bilmiyor tabi.

Wylan Van Eck kimyasal bombalar ve daha nice fenni şeyler yapabilen biri. Ama okuma yazma bilmiyor. Daha doğrusu çabalamasına rağmen öğrenemiyor. Babası da bunun üzerine Wylan'ı mirasından men ediyor ve onun kendini küçük düşürdüğünü söyleyerek ona suikast düzenliyor. Ama Wylan babasından ve askerlerinden (ki bu şehrin üçte biri yapar) kaçıyor. Yani babasının Wylan'a önem falan verdiği yok. Kaz'ın yanıldığı nadir konulardan biri bu oluyor.

Neyse işte Kaz sonra uzun uğraşlar sonucu bu ekibi sıfırdan kuruyor ve yola çıkıyor. İlk kitap bilim adamını nasıl saraydan kurtardıklarını anlatıyor. Kitabın sonunda Van Eck, Kaz'ı ve diğerlerine tuzağa düşüyor. Bilim adamını alamıyor fakat paralarını vermiyor ve Kaz'ın hassas noktası Inej'i kaçırıyor. İkinci kitapta ise Inej'i kurtarmaları ve Pekka'yla Van Eck'ten nasıl paralarını ve intikamlarını aldıkları anlatılıyor.

Kitabın aksiyonu oldukça boldu. Hatta bazen gibi ip koptu ve nasıl oldu ya bu, deyip tekrar okuduğum bir sürü yer vardı. Kaz'ın planlarını açıklarken kullandığı terimler beni zorladı. Aslında bu tamamen benim cahilliğimden. Ekonomi ve siyasi bilgim pek fazla değil. Neyse. Oraları da bir daha okudum. Ama keyif alarak okudum. Zaten 600 sayfalık fantastik bir kitabı üç gün gibi uzun bir sürede bitirmemin sebeplerinden biri de buydu.

Zeki karakterleri severim. Hem de çok severim. Kaz benim fantastik kategorisinde en sevdiğim ikinci karaktere yükselmeyi başardı. Kinin ve zekanın oluşturduğu, düşman olmak istemeyeceğiniz bir tipti #98434492 . İnsanlarla mesafesini korumayı bildi. Onları kırdığını bilse bile gerçekleri sürekli insanların yüzlerine vurdu #98259288 . Acımasız oldu #98262687 ama asla gerçekten masum olan insanlara zarar vermedi. (gerçekten diyorum ama bak. Ketterdam'de çok az böyle insan). Duygularını ve heveslerini kendi lehine yönlendirmeyi bildi #97943501. Inej'i sevmesine rağmen onun iyiliği için ondan uzak durmayı başardı. Çoğu karakter kalbine veya hormonlarına yenik düşerdi. Ama o düşmedi. Aferin ona. Hatta Kaz'ın düştüğü ikilemi şu alıntı daha iyi anlatabilir: #98448226. Tabi bu kararında onun ve Inej'in travmaları da büyük bir rol oynadı.

Kitabın sonunda istedikleri intikamı ve parayı elde ettiler. Tam mutlu son, herkes birbirine kavuştu dedik, sonra herkes dağıldı. Matthias öldü. Böyle ölmemeliydi. Konuya dahil bile olmayan bir çocuk geldi ve koskoca Matthias'ı öldürdü. Bence daha onurlu bir ölümü hak ediyordu. Bak aklıma gelince burnum hafiften sızlıyor. Nina da onu gömmek için onun memleketine gitti. Orada da kalacak. Kaz istediği gibi kendi kurduğu imparatorluğunun başına geçti. Jesper, Inej ve Wylan birlikte yaşamaya başladı. Inej'in kendi gemisini alıp onunla denizdeki köle tüccarlarını avlamak gibi bir hayali vardı. Hatta gemiyi Kaz ona hediye etti. Ama kızın nasıl kanına girdiyse onu kalmaya ikna etmeyi başardı. Artık ikisi beraber sosyal mesafe çerçevesinde Ketterdam'de köle tüccarlarının kabusu olacak. Kötü bir son mu? Hayır. İyi bir son mu? Hayır. Tam olması gerektiği gibi bir son.

İşte bir kitap da böyle bitti. Kaz sayesinde düşünce tarzım az buçuk değişti. Kesinlikle kitaplığımda bulunmasını istediğim bir kitap ve tanesinin kırk keş TL olması hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Bence değer.

Kitap bitince yazarı biraz stalkladım ve Cassandra Clare, Holly Black, Marie Lu gibi kişiliklerle arkadaş olduğunu gördüm. Eh, bu da nasıl böyle güzel yazdığını açıklar.

Sırada Buzkentin En Soğuk Kızı ve Dune var ama kitabın etkisinden çıkmak için biraz bekleyeceğim sanırım.

Buraya kadar zahmet edip okuduysan teşekkürler.

İncelememi Kaz Brekker'la bitiriyorum: #98563139

Bir sonraki incelemeye görüşürüz.
624 syf.
·40 günde·10/10 puan
Selamlar sevgiler, 40 günde biten bir kitapla karşınızdayım.
Seri devamı olduğu için konudan bahsetmek niyetinde değilim ama kitapla ilgili düşüncelerimi paylaşacağım tabii ki.

Öncelikle söylemek istediğim bir şey var o da bu seriye başlamadan önce - Gölge ve Kemik - Kuşatma ve Fırtına -
Çöküş ve Yükseliş - şu üç kitabı içeren Grisha serisinin okunması gerektiği, kitabı okurken durmaksızın olaydan ve mekandan kopmalar yaşadım. Tasvirleri anlayamadım, yakaladığım noktaların içinde minicik ama size asıl hazzı verecek noktaları kaçırdım. Bağıntılı olmadıkları söyleniyor ama bu kitaplara konu olan milletlerin ve mekanların Grisha serisinde temelleri atılıyor.

Kendimi tanımadığım birinin dedikodusunu dinlermiş gibi hissettim desem doğru olur herhalde, kitabın bu kadar uzun sürmesinin asıl sebebi de budur.

Bunun dışında bir ana karakter düşünün Sherlock Holmes'un zekasını kötü niyetle kullananı, o kadar ki asla kestirilemiyor ve onun kapana kısıldığını düşündüğünüz her an kapanın içinde kendinizi buluyorsunuz. Aksiyon hiç bitmiyor, dram hiç bitmiyor, intikamın soğuk cılız ateşinin göğsünüze inen yansıması hiç bitmiyor.

Kitaba puan verirken biraz kararsız kaldım, 10 verdim çünkü diğer seriyi okumamak benim hatamdı ve kitap geçmişi bilmememe rağmen kusursuz bir kurguya sahipti bana kalırsa, tadından yenmezdi bilseydim o ayrı.

Kitabın sonundaki teşekkür kısmında kitaba nasıl emek verildiğini görebiliyorsunuz, fantastik öğelerin içine yerleştirilmiş gerçek bilim insana tuhaf bir haz veriyor, kurgu diye okuduğum çoğu şeyin gerçek çıkmasına şaşırdım ve sevindim açıkçası. ,

Kafanızda imkansız olarak şartlandırdıklarınızın parçalanmasına şahit olabilirsiniz bu kitapla, saf kötülüğe, saf zekaya, hırslara ve entrikalara.

Son olarak kıvrak ve kestirilemeyen zekalardan, hırsızlardan, haklı intikamlardan, para ve saygı savaşlarından hoşlanan herkesin bir göz atmasını isterim bu serilere.

Keyifli okumalar.
624 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Kargalar Meclisi - Sahte Krallık ikilisini ne kadar çok sevdiğimi artık bilmeyen kalmadı. Bu kitabı tam otuz altı günde bitirdim. Otuz altı koca gün! Yani anlayacağınız bitmemesi için harbiden büyük bir çaba sarf ettim ama her güzel şeyin olduğu gibi de bu iki güzel kitabın da bir sonu var, şimdilik.

Öncelikle kitaba, Kargalar Meclisi'nden kaldığımız tempoyla devam ediyoruz. Inej'in ekibe geri döndüğünü söylemekte bir sakınca görmüyorum çünkü spoiler değil. Spoiler olduğunu düşünen var ise, Kargalar Meclisi'ni okuduğundan emin olsun diyorum. Yani hepimiz serinin en muhteşem alıntısının Kaz'dan Inej'e olduğunu biliyoruz. Kaz'ın anlatıldığı bölümlerde Inej'i görmekle ilgili durumlardan ilk yorumunda bahsetmiştim.
Her neyse, bu sefer işler daha karmaşık, daha ciddi, daha önemli ve daha büyük. Bu sefer bütün Ketterdam işin içinde.

Kitapta bir çok kez olaylar düğüm oluyor. Diyorsun ki işte tamam, şimdi işleri bitti ama hayır, Kaz Brekker o kadar kolay lokma değil ve ne kadar kendisi bunu itiraf etmekten korksa da arkadaşı olan -belki biri arkadaştan daha öte- o beş serseriyi asla yüzüstü bırakmaz. Kaz Brekker bir işe başladı mı o işi sonuna kadar götürür ve kimse de ona engel olamaz.

İlk kitapta olduğu gibi Sahte Krallık'ta da yine plan yapıyorlar ve yine günün sonunda o planlar işe yaramıyor. Tabii yaptıkları en son planın işe yaradığını söylemekten büyük gurur duyuyorum. Kitap boyunca yine gülmeden edemiyorsunuz. Bu kitaplar fantastik ve mizahın harika bir birleşimi. Bu kitabı okuduktan sonra mizah kitaplarının saçma sapan kurgulara ihtiyacı olmadığını çok rahat bir şekilde anlıyorsunuz.

Geçen kitabın; Nina, Matthias ve Jesper üçlüsüne ayrıldığını ve bu kitabın da Kaz, Inej ve Wylan'a ayrılacağını söylemiştim. Haklı çıktım. Hah! Inej, Ketterdam ile büyük bir mücadeleye giriyor. Sonunda Inej'in mi kirlendiğini yoksa Ketterdam'ın mı temizleneceğini okursunuz artık. Wylan, ah Wylan... Babasının kötü biri olması ona yetiyor gibi. Ve Kaz da, şey o her zamanki Kaz ama bu sefer onun için her şey daha farklı. Galiba bunu en net kitabın sonunda görüyoruz.

Şimdi kitapta bir olay var ki çoğunuzun da bildiği gibi beni kahretti. Üzülerek söylüyorum ki o olayın kitaba hiçbir katkısı yok. YOK! Resmen yazılmak için yazılmış, yazar resmen caniliğin en büyük örneğini göstermiş. Ayrıca o olayı yazmamış bile! Hangisine daha çok üzüleyim bilemedim. Olaya mı yoksa yazılamamasına mı? Leigh Bardugo'nun kitabı için çok uğraştığını ve deli gibi araştırma yaptığını biliyorum. Böyle bir yazara böyle bir şeyi hiç yakıştıramadım! Bu konu hakkında da çok kızgınım! Ayrıca yorumda bu olaydan bahsetmeyenelere ve "Azıcık üzücü bir olay oldu." diyenlere de çok kızgınım!

Bu kitap serisi ile ilgili her şeye bayılıyorum ve kalbim bu durum nedeniyle oldukça kırık. Kitabın bazı yönlerden bu şekilde sonlanması çok üzücü. Kitabı okuyanlar için hepsinin birlikte olduğu son sahnede ben de Jesper gibi Wylan'a katılmadan edemiyorum. Hepsi birlikte olmalıydı...

Umarım yazar Inej ile ilgili kısa hikayeler yazar ve yayımlar. Bu kitabı okuyan herkesin Inej Ghafa'nın maceralarını okumaktan zevk alacağına eminim! Konu Inej olunca hepimiz bir Kaz değil miyiz?

Son olarak bir de buraya en sevdiğim alıntıyı bırakmak istiyorum çünkü o alıntı her yere yazılacak kadar güzel ve anlamlı. Kaz Brekker'ın ağzından her zaman böyle şeyler duymuyoruz...

"Senin için gelirdim," dedi ve İnej'in ona attığı temkinli bakışları görünce tekrar söyledi. "Senin için gelirdim. Yürüyemeseydim bile sürünerek gelirdim. Ne kadar yaralı olursak olalım oradan birlikte savaşarak çıkardık. Bıçaklar çekili. Ateş ederek. Çünkü biz böyleyiz. Mücadeleyi asla bırakmayız."
624 syf.
·7 günde·8/10 puan
Herkesin öve öve bitiremediği kitapta ben çok sıkıldım neden bilmiyorum ama ilk 300 sayfada zaten dişe dokunur hiçbir şey olmadığından sanırım. Kitap 620 sayfa ama yarısından fazlası bomboş. Yazar uzatmış da uzatmış. Daha fazla gömmek istemiyorum kitabı, zira kimseyi seriden soğutmam istemem. Dizisi çıkacağı için bu serinin de okunması şart. O yüzden susuyorum.

Konuya azıcık değinmek istiyorum. Spoiler vermemeye çalışacağım elimden geldiğince. Kargalar Meclisi'nin sonunda olan malum olayın üzerinden 7 gün geçmiştir. İşler iyice çığırından çıkmış, herşey karmakarışık bir hal almıştır. Bu sefer bütün Ketterdam işin içindedir ve oyunu kurallarına göre oynamaları şart olmuştur.

Kitapta Wylan'ın bölümleri çok vardı ve her bölüm uzundu. Kargalar Meclisi'nde olmadığı için yazar Wylan ile ilgili bütün sırları bu kitapta dökmüş ortaya. Hayatında çok önemli değişiklikler meydana gelir bu esnada. Babasının herşeye rağmen iyi olduğunu düşünse de öğrendiği bir gerçek ile babasından intikamını almak için elinden gelen herşeyi yapar.
Bu sırada Jesper'ın da babası çıkar ortaya. Colm Fahey. İşler daha da karışık hale gelir. Ama Kaz tabii ki durmaz, oyuna Colm Fahey'i de ekler.
Kitapta Jesper ve Wylan ikilisine hayran kalmamak mümkün değil. Çok tatlı diyalogları vardı. Yüzümde bir tebessümle okudum sürekli. Matthias'a gelirsek, adam ateş ediyor arkadaşlar. Kitapta en en en sevdiğim karakterdi. Nina da bu kitapta bir tür değişime uğruyor. Güçleriyle alakalı. Sadece bu kadar diyebilirim.

Kaz bu kitapta da zekasını konuşturuyor. Kitapta olaylar sürekli bir düğüm haline geliyor. "Aha işleri bitti" derken bir bakıyorsunuz Kaz yine herşeyi çözmüş. Pekka Rollins ve Jan Van Eck'ten intikamını muhteşem bir şekilde alıyor. Öldürmüyor, sadece ölmekten beter yapıyor bu azılı iki düşmanını. O sahneleri okurken benim de içimin yağları eridi.

Ayrıca kitabın yarısından sonra Grisha serisinden Zoya, Genya ve Sturmhond'u çok fazla görüyoruz. Sturmhond'u görmek gözlerimden kalpler çıkmasına sebep oldu. Hala tatlılığını koruyor bu adam.

Eğer aksiyonsuz, stratejik kitapları seviyorsanız okuyun okutturun arkadaşlar. Zira benim gibi aksiyon severlerin biraz sıkılacağı bir kitap. Kendinize çok iyi bakın. Neşeyle...
624 syf.
·10 günde·10/10 puan
Merhaba, seçmen şapkamı askıdan kaptığım gibi buraya geldim. Girshaverse serisinin yan serisi olan Kargalar Meclisi'nin ikinci kitabının yorumuyla geldim. Sahte Krallık son zamanlarda okuduğum en güzel fantastik kitaptı diyebilirim.

Konusu: Koşullar her zamankinden daha zor, kaybedilecek seyler ise daha degerli. Kaz Brekker ve ekibi, hayatta kalacaklarına inanmadıkları bir soygunun üstesinden gelmeyi başarır. Fakat büyük ödülü paylaşamadan kendilerini tekrar ölüm kalım savaşının ortasında bulurlar. Grisha dünyasının kaderi, şehrin karanlık sokaklarındaki intikam savaşına bağlıdır. Kaz ve ekibinin ise ne pahasına olursa olsun bu savaşı kazanmaktan başka çaresi yoktur.

Yorumum: Yazarımız, Leigh Bardugo, bu kitabında kendini tam anlamıyla aşmış. O kadar mükemmeldi ki heyecan daima en yüksek seviyedeydi. Aksiyon hiçbir zaman düşüşe geçmedi. Tek bir olay üzerinden kurgu ilerlemiyordu, birden fazla olay yer almaktaydı. "Hah, işte her şey bitiyor! Kaz bu işten artık kurtulamaz. Yolun sonuna geldi."derken hooop başka bir olay ile taraflar arasındaki güç dengeleri değişiyor, galibiyete olan mesafeler altüst oluyor.
Olayların her biri, yaşanan her durum zekice kurgulanmıştı.

Kargalar Meclisi'nde yazar anlatım, betimlemeler, karakter tahlilleri konusunda kendini geliştirmiş ve iyi olduğunu söylemiştim. Bu kitabında ise daha da iyiydi.

Kaz ve ekibindeki her karakteri çok sevdiğimi daha öncede söylemiştim. Kaz'ın yaşadığı sağlık sorununun aynısının yazarda olduğunu öğrenince şaşırmadım. Çünkü karakter tahlillerinde ilerleme katetmesini sağlayan şeyin de bu tarz minik yaşantılar ve deneyimlerin olduğunu düşünüyorum.

Ana seriden üç karakter kitaba misafir olarak geldi. İki tanesi favori karakterlerimdendi. "Burası bizim mekanımız, gençler." demelerini bekledim, ama demediler.

Şu anlık Kargalar Meclisi serisi iki kitap ancak kitabın sonunda bu serisinin başka kitaplarının da olacağı apaçık belliydi. Bence devam kitapları gelecek ve gelmeli de. Ketterdam'ın sokaklarında Kaz ve ekibiyle gezmek hem çok heyecanlı hem de çok tehlikeliydi. Bu heyecanı tekrar yaşamak isterim.

Bookstagram hesabım: @secmen.sapkali.okur
624 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10 puan
Sonunda bitirdimm ve karmaşık duygular içerisindeyim.Film gibi bi kitaptı. Okurken kalbim hızlandı üzüldüm sevindim ve gerçekten yoruldum çünkü tam her şey iyi derken başlarına bir şey geliyo ve işler sarpa sarıyo ama işin güzelliği de burda özellikle bu kitapta Kaz ın zekasına hayran kalıcaksınız. Sonunda bi olay beni çok üzdü sadece neden diye sormak istedim ama genel olarak çok sevdim ve fantastik severlerin kaçırmaması gereken bi kitap diye düşünüyorum.
624 syf.
·4 günde·9/10 puan
!Spoiler var!
kitap yorumu;
Kitap felaket derecede muhteşemdi. Baştan sona kadar bir maceranın içindeyiz. Böyle sürekli bir olayın içindeyiz hiç sıkılmadan okuyorsunuz. Karakterler zaten ilk kitaptan tanıdığımız muhteşem Döküntüler. Bu kitapta karakterlerin geçmişlerini de okuyoruz. Kaz aşkım, bir tanem. Adını okuduğumda bile yüzümde bir gülümseme oluşuyordu.Jasper ve Wylen benim güzel çocuklarım. Sizi yerim yerim. Kitapta güldüğüm, ağladığım, sinirlendiğim, heyecanlandığım yerler vardı. Yazar kitabı okuyana tüm duyguları yaşatıyor. Kısaca muhteşem bir kitaptı. Gelelim asıl konuya. Tüm karakterler mutlu sona ulaşmışken Nina ve Matthias’a yaptığın oldu mu yazarrr? Adam gitsin Buz Sarayı’nın altını üstüne getirsin, bin bir türlü tehlikeyi badireyi atlatsın. Sen gel on dört yaşındaki çocuk intikam alacağım diye öldür onu. Bu olur mu? Bu bildiğin öldürmek için öldürmek. Matthias’a daha onurlu bir ölüm isterdim. Bu kadar ezik bir ölüm değil. Öleceğini bile bile ona veda etmek için koşarak Nina’nın yanına gitmesi. Orda kalbimi bıraktım. Şu an yazarken bile ağlayasım geliyor. Zaten Matt’in öleceğini biliyordum, onların yerlerini okurken bile üzülüyordum ama ölüm sahnesini okurken daha da üzüldüm. Çok gereksiz bir ölümdü. Olmasaydı da olurdu. Çok sinirliyim. Neyse 9/10, bu seriyi okumalısınız. Sağlıcakla kalın!
624 syf.
·8 günde·8/10 puan
Kitap ilk yarısına kadar yavaşti. Sürekli planlar yapıldı ve başarısız olundukca benim heyecanım düştü ve kitabı elimden bıraktım sonra yeniden aldım bu böyle kitabın ilk yarısının bitimine kadar devam etti. Son yarısında ise işler değişti. Tüm başarısızlıklar heyecanlı bir planla başarılı bir sonuca ulaştı. Kitabın ilk yarısını bir haftada okuduysam son yarısını bir günde okudum diyebilirim.
Bu kitapta karakterler birbirlerine daha çok bağlandı, ben de Karakterlere daha çok bağlandım.
Kitabın sonuna doğru düşündüğüm şey şuydu : ee hani kimse ölmedi, nasıl yani, kayıpsız bir savaş mı, ama illa biri ölmeliydi. Diye düşündum ama fazla kafa yormadan kimsenin ölmediğine sevindim ve devam ettim. Birkaç sayfa sonra sevinmemem gerektiğini öğrendim. Matthiasin ölümü çok üzdü ama yazarın onu neden öldürdüğüne anlam verebildim. Nina bir asker ve Ravka da daha farklı serüvenler yaşayacak ve belki de bu Matthiasla beraberken zor olabilirdi. Yine de umutluydum.
Kitabın sonu yeni maceralara açık ama bi o kadar da hoş tatmin edici bitti. Daha fazla inej ve kaz in olduğu hoş sahne okumak isterim doğrusu. Yazar zaman belirtmese de uzak bir tarihte üçüncü bir kitabın olabileceğini söylemiş. Bekliyor olacağım.
Bu kitapta gölge ve kemik serisinin karakterlerinin bahsi daha çok geçti hatta bir noktada olaylara dahil bile oldular. Nikolaiyi okumak içimde tanıdık özlemi tazeledi. Gölge ve kemik serisini okumadan okuyanlar nasıl hissediyorlar bilmiyorum ama ben o tanıdık karakterleri okudukça sanki bana aitmiş gibi olan anıları tekrar canlandırirdım. Daha çok sevdim. oldum. Onların anılarına sahipmişim gibi.
624 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Benim için her şeyiyle muhteşem bir kitaptı. Ama olmasını istediğimden çok daha hüzünlü bir son oldu. Bu kadar çok sevdiğim kitapları tekrar tekrar okurum ama bu kitabı kalp kırıklığı olmadan nasıl tekrar okurum bilmiyorum. Herkesin okuması gereken kitaplardan biri..
"Yine ağladı ama hiç gözyaşı dökmedi. O gözyaşlarını her gece bir taş misali battığı bir hüzün kuyusuna, içindeki boş yere akıttı. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sahte Krallık
Alt başlık:
Six of Crows Serisi 2
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
624
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051862828
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Crooked Kingdom
Çeviri:
Ömer Mülazım
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Novella Dinamik
Baskılar:
Sahte Krallık
Sahte Krallık
Sahte Krallık
Crooked Kingdom
Koşullar her zamankinden daha zor, kaybedilecek şeyler ise daha değerli.

Kaz Brekker ve ekibi, hayatta kalacaklarına inanmadıkları bir soygunun üstesinden gelmeyi başarır. Fakat büyük ödülü paylaşamadan kendilerini tekrar ölüm kalım savaşının ortasında bulurlar.

Grisha dünyasının kaderi, şehrin karanlık sokaklarındaki intikam savaşına bağlıdır.

Kaz ve ekibinin ise ne pahasına olursa olsun bu savaşı kazanmaktan başka çaresi yoktur.


“Karanlık ve vahşi… Kalp sızlatacak kadar gerçek.”
-Kirkus-

“Bardugo her seferinde kendini aşmayı başarıyor.”
-Booklist-

“Her durum için planı olan kurnaz bir lider, uyumsuz fakat yetenekli bir ekip ve heyecan dolu bir macera… Bu kitap her okuyucunun rüyası.”
-Publishers Weekly-

“Grisha dünyası, Bardugo’nun her kitabıyla gitgide eğlenceli ve tehlikeli oluyor.”
-Voya-

(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 797 okur

  • Rosya
  • Mönmcbxafsgsouwğeeğ10999991829262ahahahajcnxnzn
  • Turna
  • Ferda Yılmaz
  • İlayda Can
  • Jellyfish
  • naz gezgin
  • Büşra
  • Merve Nur Güney
  • irem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%7.9
13-17 Yaş
%28.9
18-24 Yaş
%34.2
25-34 Yaş
%18.4
35-44 Yaş
%7.9
45-54 Yaş
%2.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%84.4
Erkek
%15.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.3 (192)
9
%17.3 (72)
8
%8.7 (36)
7
%6 (25)
6
%1.2 (5)
5
%1 (4)
4
%0.7 (3)
3
%0.2 (1)
2
%0
1
%0