Öncelikle yayınevine birkaç çift lafım olacak. Son kitap benim için hiç zevkli bir okuma serüveni değildi ama anlaşılan onlar için de değilmiş. Bu kitabın çeviriden sonra tekrar okunduğuna inanmak benim için zor. Neredeyse her sayfasında öylesine tuhaf hatalar var ki okumak eziyete dönüşüyor. Konuşmalar tırnak veya konuşma çizgisiyle ayrılmamış çoğu yerde ve satır başı bu edisyonu hazırlayanların henüz tanımadığı bir teknoloji olsa gerek. Tabii bence sebep böylesine saçmalayan bir kurguyu aman bir kez daha kim okuyacak şimdi deyip matbaaya olduğu gibi göndermek de olabilir fakat bir iş ne kadar kötü yapılabilir ödülü Akılçelen Yayınevi'ne acilen ulaştırılmalı. Zaten kitabın baskısı oldukça okumayı zorlaştıran bir tuğla modeli derken içeriği de mahvedelim de hiç zevk alan çıkmasın diye düşünmüş olmaları muhtemel.
Gelelim kurguya...
Uzun uzun yazacak kadar tahammül edemeyeceğim çünkü zaten okurken beni hayattan bir soğuttu. Başlangıçtan sona kendi içinde mantıklı görünen bir işleyiş olmakla birlikte genel olarak kurgu benim için okuduğuma pişman olduğum 1800 sayfadan ibaret. Bu başlangıçtan bu son çıkar mı? Neden olmasın, olabilir tabii ama bu olabilir kurgu iyi mi, hele ki en iyisi mi tartışılır. Bana göre 7 civarı başlayan içerik ve işleyiş gide gele 1'e kadar indi. Ne tekrar okumak ne de görmek isterim, vaktimin iadesini alabilseydim mesut olurdum. Belki gerçek dünyaya dair bilgim daha az ve okuduğum ilk fantastik kitap da bu olsaydı bir parça olsun ilginç bulurdum ancak hiçbir koşulda beğeni ve sevme olmazdı gibi geliyor.
Siz en iyisi sevenlerin yorumlarına bakın derim ben. Bana göre sadece vakit kaybı.
Orwell'ın koyunları yerine göre "dört ayak iyi" veya "iki ayak iyi" diye bağırırlar ama aslında ne iki ayağın kötü ne de dört ayağın iyi olduğunun farkındadırlar. Aslında, hadiseleri değerlendirmekten mahrum zekâları hiçbir şeyin farkında değildir. Onlar kendilerine ne telkin edilirse onu melemekle görevlidir.