BK. profil resmi
Yazar.
Okur.
Okutur.
Öğretmen
Kadın
11 kütüphaneci puanı
642 okur puanı
23 Nis 2014 tarihinde katıldı.
  • 392 syf.
    ·10 günde·4/10
    Okumaktan soğutan #sevdiğimtümerkeklere
    serisi yüzünden bir Jane kitabıyla kendime geleyim dedim lakin Emma'dan sonra Akıl ve Tutku benim için çok daha büyük bir hayal kırıklığı oldu. Bir kesim yoruma tepki gösterebilir ama açıkçası ben dürüstlükten yanayım. Eğri oturup doğru konuşalım, kitap bayağı kötü değil mi ya?

    Okuduğum en konusuz, en boş, en sıkıcı kitaplardan biriydi. Arada bir iki güzel cümle ve tahlille galiba Jane okuyorum diye düşündürmedi değil ve tabii ki güncel romanlara göre dili bir hayli güzel ama bu kadar amaçsız bir kitabı nasıl severek okur ki insan? Kimseye değil lafım elbette, kendi adıma konuşuyorum. Ciddi anlamda elimde süründü, bitsin diye kendime hedefler koymak zorunda kaldım, filmi izleyerek dikkatimi kitaba çekmeye çalıştım, Ebru Telkenaroğlu'nun başını ağrıttım falan filan.

    Konusu şöyle: Dashwood ailesinin reisi ölürken mirası, evi ve her şeyi ilk eşinden doğan oğluna kalır ve kitaptaki neredeyse herkes gibi berbat karakterli olan bu oğul, bir o kadar berbat karakterli eşinin sesine kulak vererek üvey annesiyle, üç üvey kız kardeşi için hiçbir şey yapmamanın en makul şey olduğuna karar verir. Onlara karşı çok naziktir ve daima iyi olmalarını temenni edecektir elbette. Bu dört kadın, bir akrabalarının kulübesine yerleşip taşrada yeni bir hayat kurar. Orada bazı insanlarla tanışır, gönül ilişkilerine bulaşır falan filan. Sürekli yemek yer dans eder, piyano çalar, yürür ve bomboş yaşamlarına devam ederler. Ve son.

    Birkaç klasikte özellikle göze çarpan bu boş yaşam, bence en çok Jane'de kendini belli ediyor. Yani bir tek bana mı tuhaf geliyor ama cidden anlayamıyorum. Et alacak parası olmayan bir aile neden uşak ve hizmetçi tutar? Neden klasiklerde hizmetçi, uşak vs. kişiliksiz, adeta dekorasyon şeklinde anlatılır? Hiçbir şey yapmadan para kazanıp hayatta hiçbir şey yapmadan öylece duran insanlar nasıl olur da kendini üstün görebilir? Karakterlerin tek yaptığı yürümek, arada kitap okumak, nakış işlemek, piyano çalmak ve dans etmek ama kendilerini büyük alimler kıvamında falan görüyorlar. Ay bilemiyorum. İnanılmaz itici bir yaşam tarzı anlatıyorlar. Sosyolojik açıdan incelemek lazım da yorumla bu işin içinden çıkamayız, örnekler bir değil bir milyonu bulur.

    Toparlamak gerekirse bana hiçbir şey katmayan, sıkıcı ve boğucu bir kitaptı Akıl ve Tutku. İkna ile Gurur ve Önyargı'yı ne kadar seviyorsam, Emma ile Akıl ve Tutku'yu o ölçüde sevmiyorum. Tavsiye listeme de alamıyorum, Jane de olsa kötüydü çünkü.
  • 392 syf.
    ·10 günde·İnceledi·4/10
  • 360 syf.
    ·10 günde·2/10·
    Neden seriye başlamadan kitaplarını tamamladım, dedirten bir kitabın yorumuyla merhabalar. Sevdiğim tüm erkeklere, ilk çıktığından beri çevremde çok sık maruz kaldığım hatta sırf bu yüzden yıllardır okumayı ertelediğim bir kitaptı. Öyle çok seviliyor ki ister istemez harika bir genç kurgu okuma hevesiyle başladım seriye. Elimde kalan, bir avuç yalan...

    İnanılmaz ergen olan bir Lara Jean, züppe ama sempatik olduğu kadar da ergen ve düşüncesiz olan Peter, bencillikte zirveye oynayan Margot, şımarık velet Kitty, virüs etkisi uyandıran Josh... Benim için seriye hoş geldiniz.

    Konuyu falan anlatmak istemiyorum. İlk olarak dil rezaletti. Yani yazarın üslubu benim için seriden soğutan ilk detay oldu. Sürekli wattpad yazarları eleştirilir falan ya hani, tüm eleştirileri unutun. Bu kadar mı kötü yazılır ya? Dördüncü sınıf öğrencilerimin daha iyi cümleler kurduğunu kanıtlayabilsem keşke size. Karakterler çok yüzeyseldi. Tamam ergensiniz, tamam kanınız deli akıyor ama karaktersiz olmanızı gerektirmiyor bu. Yazar sanırım gençlere örnek olmak gibi bir hayale tutunmuş ama gözümde bir genç kızın gizli defteri serisi ne kadar faydalıysa bu da ancak o kadar faydalı olabilir. Of, cidden yorum yazmak bile sıkıcı bu kitaba.

    Sahte bir ilişkinin, nasıl olduğunu bilmediğimiz bir şekilde gerçeğe dönüştüğü iddia edilen basit bir kitap. Seriyi okuyup elden çıkarmayı düşünüyorum ama bu gidişle okumadan da bunu yapabilirim, çok belirsiz. Belki ortaokulda olsaydım seriyi sevebilirdim ama şu an çok, çok zor. Ne yazık ki tavsiye etmiyor, yorum yapmaya bile tahammül edemiyorum.
  • BK. paylaştı.
    Anne, dünyayı tanıdıkça gerçekten sevebileceğim bir adamla karşılaşmayacağıma daha çok inanıyorum.
  • BK. paylaştı.
    İnsanlar neye istiyorlarsa inansınlar. Kendimi onlara
    açıklamak zorundaymışım gibi hissetmiyorum.
    Jenny Han
    Sayfa 164 - Pegasus Yayınları
  • BK. paylaştı.
    Arada sırlar varken biriyle gerçek anlamda yakın olamazdınız.
    Jenny Han
    Sayfa 35 - Pegasus Yayınları
  • 448 syf.
    ·30 günde·Beğendi·8/10
    İlk kitabı okurken nasıl delirdiğimi anlatamam. Uzun zamandır beni içine çeken bir seri olmamıştı ve serinin gelişimine karşı çok umutluydum. İkinci kitabın büyük bir kısmında aradığımı bulamasam da hâlâ seriye karşı sevgim devam ettiğinden şöyle güzel bir yorum olsun istiyorum. O zaman başlayalım.

    Bir kere aksiyon severim. Bu, seriye bağlanmama yeten bir detaydı ilk kitapta. Her ne kadar ilkinde katil bariz bir şekilde ortada olsa da okurken yaşanan gerilim bana yetmişti. Katili bulmak o kadar da sorun değil sanırım benim için. Yani sırf bunun için bir kitaptan soğuyacağımı düşünmüyorum, detaylar önemli en nihayetinde. İkinci kitapta katili epeyce geç buldum ama bunun da gizleme noktasında yazarın başarılı oluşuyla alakası yok diye düşünüyorum. Neden? Çünkü kitap şöyle ilerliyor: İlk elli sayfa çiftimizi okuyoruz ve sebepsiz yere Thomas'a karşı güven problemi oluşan Audrey Rose tripleriyle muhatap oluyoruz. İlk kitaptaki mantıklı, güçlü olamaya çalışan ergen gitmiş yerine inanılmaz sorunlu bir kız gelmiş gibiydi. Yaşadığı travma elbette ki bir insanın davranışlarını etkileyebilir ama yazarın cidden abartıp saçmalamaya başladığı da inkar edilemez. Bu yüzden biz onca insan ölüp giderken katili aramıyor da Audrey Rose'un dengesizlikleriyle uğraşıyorduk kitabı büyük bir kısmında. E, haliyle bu beni epeyce sıktı. Hatta seriyi devam ettirmeyecek miyim acaba, bununla mı bitecek diye düşünmeye başladım. Sevgili Ebru'yu da bir hayli darladım. Fakat son yüz sayfa HARİKAYDI. Ciddi ciddi puanımı yükseltmeme yetecek kadar harikaydı. Yazara rağmen harikaydı. Gerildik, delirdik, sevindik ve öyle bir bitti ki kitabı bitirdiğim an elime geçen üçüncü kitabın heyecanıyla içim pır pır etti. Bu yüzden seriyi sevmeye devam ediyor ve üçüncü kitabı okumak için hevesle bekliyorum.

    Gelelim beni rahatsız eden birkaç detaya. Bir kere yazarın feministlik algısının bir parça tuhaf ve saçma olduğunu düşünüyorum. Özellikle ikinci kitapta o kadar absürt şeyler var ki ilk kitapta dozunu çok iyi verdiğini düşündüğüm tarihi kurgu kısmı, ne yazık ki bu kitapta yerle bir olmuştu. Elbette bu kişisel bir tercih ve bundan hoşlanan birçok okur olduğundan eminim ama ben realist bir insanım ve tarihi kurgu özüne sahip çıkılsa daha çok hoşuma giderdi. Çünkü yaptığı araştırmalara rağmen benim gözümde seri bu özelliğini yitirip fantastik, ütopik bir yöne doğru kaymaya başladı. Bunun dışında dediğim gibi Audrey Rose çok değişmişti ve bundan hoşlanmadım. Kızı ziyan etmeye gerek yoktu bence. Thomas olmasa cidden çekilmeyecek haldeydi ikinci kitabın yaklaşık üç yüz sayfası benim için. Son olarak artık her dizi, film ve kitabın olmazsa olmazı haline gelmiş bir durum yine absürt bir şekilde araya sokulduğu için açıkçası hayal kırıklığına uğradım. Ben lgbt içerikli kitaplar okumaktan hoşlanmıyorum. Bana hitap etmeyen, zevk almadığım bir yazım. Her şeyin içine olmazsa olmaz gibi sokulması ciddi anlamda göze batan bir hale geldi benim için. Bu seriye de bunun yapılması inanılmaz şaşırttı diyebilirim. Yani o denli alakasız, saçma bir şekilde sokulmuş ki yazarın artık seri çok satsın diye işlediği meseleler olduğunu düşünüyorum. Benim için bunlar ürün yerleştirme gibi bir şey aslında. Samimiyetle kurgunu yazıp bir şeyleri araya katma kaygısı gütmesen daha iyi olurdu Kerri. Ciddi anlamda hayal kırıklığı bu kitap. Sırf son yüz sayfa için seriyle bağımı koparmıyorum ama benim için yıldızlı kitaplar kategorisinde değil artık maalesef.
Yazar.
Okur.
Okutur.
Öğretmen
Kadın
11 kütüphaneci puanı
642 okur puanı
23 Nis 2014 tarihinde katıldı.
2020
50/50
100%
50 kitap
14,5bin sayfa
42 inceleme
37 alıntı
En çok okuyanlar'da 2119. sırada.

Şu anda okudukları 2 kitap

  • Yükseliş 2417
  • Not: Seni Hala Seviyorum

Okuduğu kitaplar 553 kitap

  • Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
  • Hz. Sad Bin Ebi Vakkas
  • Daima ve Asla Senin
  • Bizi Ayıran Her Şey
  • Kanka
  • Hz. Zübeyr Bin Avvam
  • İlişkiler
  • Kapkaranlık Ormanda
  • Hz. Talha bin Ubeydullah
  • Sana Bir İyilik Borçluyum

Okuyacağı kitaplar 718 kitap

  • Kaktüs
  • Ev Arkadaşı
  • Yeşilin Kızı Anne
  • Lukov’dan Sevgiler
  • Aşk ve Yonca
  • Büyü ve Kan
  • Kağıttan Gemi
  • Çapkın Centilmen
  • Sahte Balayı
  • Buluttan Kale

Kütüphanesindekiler 315 kitap

  • Akıl ve Tutku
  • Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi
  • Kül ve Kan
  • Hz. Sad Bin Ebi Vakkas
  • Huzur
  • Kanka
  • Hz. Zübeyr Bin Avvam
  • Çolak Kral
  • İlişkiler
  • Hz. Talha bin Ubeydullah

Beğendiği kitaplar 311 kitap

  • Kül ve Kan
  • Hz. Sad Bin Ebi Vakkas
  • Kanka
  • Hz. Zübeyr Bin Avvam
  • Çolak Kral
  • İlişkiler
  • Hz. Talha bin Ubeydullah
  • Mükemmel Olmayan Hayatım
  • İşaratü-l İ'caz
  • Hz. Ali

Beğendiği yazarlar 29 kitap

  • Eric Emmanuel Schmitt
  • Ayuko Hatta
  • Marissa Meyer
  • Helen Hoang
  • Amy Harmon
  • Charles Dickens
  • Lou Andreas-Salomé
  • Metin Karabaşoğlu
  • Julianne Donaldson
  • Talha Uğurluel
Okur takip önerileri
Daha fazla