Nouman Ali Khan

Nouman Ali Khan

Yazar
9.0/10
1.518 Kişi
·
4.651
Okunma
·
832
Beğeni
·
8,9bin
Gösterim
Adı:
Nouman Ali Khan
Unvan:
Öğretmen
Doğum:
Berlin, Almanya, 4 Mayıs 1978
4 Mayıs 1978 Berlin, Almanya doğumlu Nouman Ali Khan, “Tek gayesi Kur’ân farkındalığını ve değerini yaymaya çalışan bir kurum” olarak tanımladığı Bayyinah Enstitüsü’nün kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olmakla birlikte, Enstitü’nün “Klasik Arapça’nın Temelleri” ve “Kutsal Kelâm” da dâhil olmak üzere bir kısım derslerinin ana okutmanıdır.
Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde tamamladığı giriş seviyedeki eğitimi, onun Arapça çalışmalarının başlangıcıdır. Arapça dil bilgisi çalışmalarını, 1993 yılında ülke çapında yapılan Arapça sınavlarında ilk 10’a girdiği için burs aldığı Pakistan’da sürdürdü. Esas eğitimi ise 1999 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde, Faysalabad/Pakistan’daki Quran College’ın kurucusu ve müdürü olan Dr. Abdus-Samie’nin tefsir ve Arapça çalışmaları konusunda yoğun dersler vermek üzere ABD’yi ziyaretleri sırasında başladı. Dr. Abdus-Samie’nin eğitimi ile yoğun ve muntazam bir Arapça dil bilgisi anlayışı geliştirdi.
Dr. Abdus-Samie’nin özgün eğitim metotlarını benimseyerek öğrencilerine yardımcı olması için onun çalışmaların İngilizceye çevirdi.
Nouman Ali, 2006 yılına kadar Nassau Üniversitesi’nde Arapça öğretmenliği yaptı. Neredeyse yedi yıl boyunca ABD çapında 10.000’den fazla öğrenciye çeşitli merkezlerde Standart Modern Arapça ile Klasik Arapça dersleri verdi.
2016 Ağustos’unda yoğun bir katılımla İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde ağırlanan Nouman Ali, Kur’ân çalışmalarıyla Arapça derslerine Bayyinah Enstitüsü’nde ve internet ortamında devam etmektedir.
Bize bir nefes daha, bir kalp atışı daha ve uzuvlarımızı hareket ettirebildiğimiz bir gün daha lutfeden Allah'tır. Fakat biz O'na yalnızca bir şeye ihtiyaç duyduğumuz, bir şeyin eksikliğini hissettiğimiz zaman yöneliyoruz.
Nouman Ali Khan
Sayfa 22 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Baskı
Eğer Allah umduğunuzu anında nasip etmezse, kendi kendinize şunu demeyi öğrenin; "Allah'ın içinde bulunduğum şu durum için planladığı her ne ise, kesinlikle benim için o daha iyidir."
Bu hayatın imtihanı işte budur.
Nouman Ali Khan
Sayfa 36 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Baskı
"Başkalarını çok kolay yargılayabilen karakterde bir insanın muhtemelen kendisine dair çok temel bir meselesi vardır ve esasen ona kördür. Kendize kör olduğunuz zamansa, başkaları hakkında ekstra bilgi geliştirirsiniz."
Nouman Ali Khan
Sayfa 128 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Baskı
224 syf.
·6 günde·9/10
Nice Alim dediğimiz kişiler var ki kalıplaşmış arkaik şeyleri sürekli tekrar etmekten başka bir şey yapmazlar. Ağır bir din dili kullanıp, üst perdeden nasihat buyuran, samimiyetsiz ağır bir üslupla hitap etmeye çalışmış ve daha kötüsü belirli bir kitle yakalayabilmişlerdir. Dini kitaptan değil de, “İnsanlar”dan görerek araştıran ve inanan insanların daha da uzaklaşmasını sağlayan yegane kişiler maalesef. “İnsanlar” aslında sorgulama adı altında sadece kullanıyor bana göre. “İslam ülkeleri bu durumdayken İslam nasıl hak bir din olur? Eğer İslam buysa Müslümanlar neden Batı’nın gerisinde kaldı? Kimilerinin ağzında pelesenk olan, kimilerinin inansa da inancını zedeleyen durumlar… Gazali, İbn Arabi ve Geylani gibi milyonlarca insanı etkileyebilen büyük mütefekkirler bugün belki yok ama onların geriye bıraktığı eserler bugün halen benzersiz kaynaklar durumundadır. Kur-an’ı derinden anlayabilmek ve yorumlayabilmek için Mektubat, Ihya-u Ulumid-din, Riyazu’s Salihin gibi kitaplar yegane kaynağımız olması gerekir diye düşünüyorum.

“Eğer gerçekten inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz." (Âl-i İmran, 3/139) ayeti Müslümanların geri kalmışlığını adeta özetler nitelikte. Müslümanlar olarak gerçekten inanan toplumlar olamadığımız için bir Gazali çıkmıyor içimizden, böyle olduğu için Dini insanları gözlemleyerek anlama yanlışına düşüyoruz. Görüyoruz ki açlıktan ‘ağlayamayan’ çocuklar ve onları görmezden gelen, hiçbir mülteciye kapı açmayıp, bir robota vatandaşlık verebilen körfez babaları var. Ve bu Aptallar furyası ile İslam’ı bağdaştırarak lekeleyen bilinçsiz güruh toplulukları var.

Öğrenmek ve gerçeğe gözlerini kapatmak istemeyen için ne kadar sınırsızca şey var aslında! Yeter ki kibirlenmeden görmek isteyelim. Yeter ki samimiyetine, üslubuna güvendiğimiz, nasihatlerin hayatımıza dokunmasını sağlayacak kişileri bulabilelim. Amerika’da yaşayan Müslümanların üslubuna güvendiğim ve feyz aldığı bir Alim var: Nouman Ali Khan. Nasihatlerin hayatlarımıza yansımasını sağlayan, durum küçümsemeyen, aksine anlayan samimi ve bilge bir üslup. Kuran ayetlerinin damıttığı kıymetli dersleri ihtiva etmesiyle Kur’an’ın harikulade üslubuna daha da yaklaştıran bir anlatımı var. Duayla ilgili bir yanılgıdan bahsediyor öncelikle. “Nasıl olur da benim duamı kabul etmez?” Duanın kabul edilip edilmemesinin bizim için mutlak doğru olduğunu bilmediğimizi Hz Eyyub’un Hastalıktan kırılmış halde ettiği şu duasıyla anlayabiliyoruz: “Ey Allah’ım zarar bana dokundu.” Hastalığı için Allah’tan isteyeceği şifanın onun için doğru olup olmadığını bilemiyor. Şer dediğimiz ve bir an önce geçmesini istediğimiz şeyler bizim için hayır olacak güzel bir vesileye dönüşebilir. Hz. Eyyub'un bu olağanüstü kadere teslim ve inayetinden bunu anlıyoruz.

“Size verdikleri için müteşekkir olduğunuzda dertlerinizle bizzat Allah ilgilenir."

İnsanların yapmaktan hoşlandıkları diğer bir şey: Eleştiri. Birini tenkit ederek kendisini yücelten insanlar... Bir eleştiri kültürü alıp başını gidiyor, bilen bilmeyene herkes şikayet üzerine proglamlanmış gibi. Çuvaldan yapılan bir eleştiri hakkı gözetmez. Asr suresindeki “Vetavasav’bil Hak”ı gözetmez. Peki yapıcı bir eleştiri? Bunu sadece sevdiğin kişiye hakkı gözeterek yapabilirsin. Tabii o da “Dur bakalım, sen kime nasihat veriyorsun?” demezse eğer. Khan’a göre eleştiri, hakkı gözeterek sevdiğin kişi üzerine olmalıdır. Aksi halde başkasına yaptığın bir eleştiri yerini bulması zordur ve yanlış anlamaya açıktır. Bunun aksine bazen de hakikati gizliyoruz. Ya onu incitirsem korkusu yüzünden. Bu sevmek değil, bu kendimizi aldatmak. Gerçeği iyi olsun, kötü olsun sevdiğimiz kişiye açmayarak ona kötülük etmiş oluruz. Bunlarla beraber eleştiri ve öğüt birbirine paralel. Öğüt alabilmek tevazu gerektiren bir şey...
Kitaptaki bir kıssa Hz. Ömer’in derin tevazusunu gözler önüne sermekteydi. Ömer bir gün yolda yürürken, bir evde içki içen bir adam görmüştü, eve girdiğinde adamı böyle yaptığı için ayıplayınca, adam şu cevabı verdi Hz. Ömer’e. “bire üç!” Hz. Ömer “Ne demek istiyorsun?” deyip anlayamadı. Adam, “Bire üç günah! Önce evime baktın ki bir Müslümanın başka bir Müslümanın evine bakması haramdır. Sonra içki içtiğimi iddia ederek zanna düştün. Ve yine bir Müslümanın evine izinsiz olarak girdin, haber vermedin. Hz. Ömer makamın ayrıcalığı olmasına rağmen “dur bakalım, kime, ne diyorsun?” demedi çünkü tevazu sahibi ehil bir kişiydi, Vetavasav’bil Hak’ı gözeten büyük insanlardan biriydi.

Acaba günde kaç yüz kez zanda bulunuyoruz? “Zannederim ki öyle yapmıştır. Onun öyle olduğundan emin değilim ama göreceksin sonucunu. Kesin öyledir bundan eminim. Bu işi kesin yapamamıştır. vs vs. Bir şey hakkında zanda bulunuluyorsa o şey hakkında emin olunulmaz . Kesin bir bilgi yok. Kötü olan bunun varsayım olmaktan çıkıp yargımızın kesinliğine inandığımız bir noktaya ulaşmasıdır.

İnsanlar hakkında zanda bulunmak ile ilgili büyük bir kısım ayırmış eserinde Nouman Ali Khan. Toplumsal ve bireysel olarak yüzleşmemiz gereken, unuttuğumuz bir takım şeylere epey yer vermiş. Okurken konferans konuşması dinlemiş gibi oldum, konuşmasıyla yazısı arasında hiçbir fark yok. Dili çok dostça, bunu hep söylerim. Amerika’daki birçok Müslüman kitleye hitap etmeye devam ediyor kendisi. Bu arada Zakir Naik’i de unutmayalım, o da Abd’de yaşayan büyük bir alimdir.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye bir laf vardır. Ne egoistlik ama! Bugünkü toplumun en çok benimsediği şey bana göre. Ve en tiksindiğim şeydir aynı zamanda. Yoksullar şöyle bir yana, bunun yüzlerce örneğiyle karşılaşmıyor muyuz? Sokakta ve caddelerde ağlayan bir çocuk görmek normal oldu. Bir şiddet olayıyla karşılaşıldığında hemen cep telefonuna sarılıyoruz, sosyal medyadaki bireylerin görmesi ilk tercihimiz. Bilgisayardan bütün haksızlıklara verecek cevabımız var aslında, ama gerçekte yok, çünkü korku var “Başıma iş açarım” korkusu hakkın önüne geçti. Bir kişi herhangi bir yerde haksızlık görse kendisinin başına gelmediği için umurunda olmuyor. “Kendin için istemediğin şeyi mümin kardeşine yapma” hadisinin ehemmiyeti kayboldu artık. Haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmamalıyız. Birinin kandırılmasına göz yumuyorsak insanlığımızdan ne kalır? İnsanların sömürülmesine, açlara, miskinlere, yetimlere, haksızlığa uğrayanlara, bir insan, bir mümin sessiz kalamaz…

Gelirimizi nasıl elde ettiğimiz, onu nasıl harcadığımız ve ticarette birbirimizle nasıl ilişki kurduğumuz dinimizin öncelik sırasında en başta yer alıyor. Hiç düşünmeden harcama yapmak, Eğlenceye binlerce lira para yatırmak, miskinlerin yoksulların hakkını gözetmemektir ki bu da günahtır. Kendini düşünmektir. Her gün aç uyuyan BİR MİLYAR insanın hakkına girmektir. Gereksiz harcama ziyan, eğlence aşinası olup para akıtmak ise şeytanın oyuncağıdır. Buralara para akıttığımızda o sektörleri zengin etmiş oluyoruz. Onlar zengin olunca şeytanın işleri toplumda başarı kazanıyor. Ziyan içinde olmak, sürekli tüketmek tatminsiz bir ruh halini getirir. Allah bundan muhafaza etsin.

Paris hakkında düşünceler bölümünde Charlie Hebdo saldırısından yola çıkılarak, biz Müslümanların ‘İncinme’ hakkımızın olduğunu belirtmiş Nouman Ali Khan. Bugün aşırı gerici dediğimiz, Hz. Ali’yi şehit etmiş Haricilerin devamı gibi bir zihniyet var. Öldürmeyi kendilerine çocuk oyuncağı yapan caniler. Fakat küçük bir kusur gördüklerinde “Şeriat”a uygun değil diyerek, yakan yıkan, öldüren kara cahil insanlar… Batılıların, Müslümanları genel bir kefeye sokarak “Terörist” yaftasını vurmaları harici zihniyetin dünya Müslümanlarına yaptıkları en kötü tahribat ne yazık ki. İçler acısı bir olay. Müslümanların kötü gösterilmeye çalışıldığı bir dönemde İncinme hakkı daha bir önem arz ediyor. Aslında her mesele için olsa gerek. Kendisine kötü bir şey söylendiğinde ateş püskürmek yerine sükût etmeyi tercih eden kaç kişi vardır? Günümüzün birtakım kötü olayların ana sebebi bir insanın seviyesizliğe karşı seviyesizce bir cevap bulma çabası içinde olmasıdır. Bir cevap vermezse aşağılanacağını düşünür çünkü. Hele ki bir topluluk içindeyse mutlaka cevap vermesi gerekir, yoksa “üstat cevabı yapıştırdı” derler. Böyle bir görüş hakim, insanların seviyesizlik, üslupsuzluk karşısında susarak en büyük cevabı vermesi bir nevi aptallık olarak adlandırılmaya başlandı. Bu çok yanlış bir karar, fakat özgürlük adı altında yapılan hakaretlere karşı kayıtsız kalacağımız anlamına da gelmemelidir bu. Bunları yapmanın bir üslubu, bir adabı muhakkak ki var. Yeter ki okuyalım ve bir şeyleri artık yakından görelim.

___________________________________


İçinde yaşadığımız dünyanın çoğu zaman bunaltıcılığı bana öteki dünya kavramını hatırlatır. Vaktime hürmet etmeyi öğretir. İyilik için acele etme içgüdüsü verir. Ahireti hatırlamak insana ister istemez bir aciliyet duygusu verir. Kur’an’ı birkaç kez değil, her zaman okunması gerektiğini hatırlatır.

Ne çok şey belirdi böyle! sadece hatırlanmadı, öğrenildi de, “Bu zamana kadar neredeydim?” diye düşünmeme sebebiyet verdi. Allah, Nouman Ali Khan’dan razı olsun. Umarım yaptığınız tefekkürün faydası olur.
224 syf.
Merhaba değerli okuyucular...

İncelememi (Nahl Suresi 16:61) başlamak istiyorum :)
"Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.

Nouman Ali Khan kimdir?
Arapça ve Kur'an Araştırmaları Enstitüsü'nü kuran bir Pakistanlı-Amerikalı Müslüman konuşmacı ve Arapça eğitmenidir.

Yazarın samimi üslubu, her konuda kendini de dahil ederek uyarıda bulunması ve günümüzden örneklerle somutlaştırmalar yapması üzerimdeki etkisini çok daha arttırdı.#80321546

İçinde bulunduğu her konuya, farklı surelerden tefsirleriyle birlikte ayet ve hadisler ile değinmiş..
anlatımı o kadar güzel ki, bu ayet tam beni anlatıyor diyorsunuz.
Farklı bir bakış açısı da kazandırıyor aynı zaman da..
Arapçanın ne kadar naif ve güzel bir dil olduğunu yeniden gösteriyor..

Okuyucularına hitap ederken, bende dahil diyor..
yani sadece size değildir söylediklerim, sizinle birlikte kendi nefsime de diyorum, diyor sohbet havası var. :)

Kendi has farklı üslubu,dine bakış açısı,olaylara vakıf oluşu ve özellikle ayetleri hadisleri anlatırken yaşıyormuş gibi anlatıyor. YouTube sohbetlerini dinlemenizi tavsiye ederim. :)

"Birini affetmek sadece başkasına yapılan bir iyilik değil; aynı zamanda kendi gönlündeki yarayı da iyileştirmektir"

Okumakta geç kalmayın :)
Keyifli okumalar...:))
224 syf.
·9/10
Uzun zamandır Nouman Ali Khan ı takip ediyorum.Kendi has farklı üslubu,dine bakış açısı,olaylara vakıf oluşu ve özellikle ayetleri hadisleri anlatırken yaşıyormuş gibi anlatması ilgimi bir kat daha artırmıştır.
Kitabı okumaya başlar başlamaz bir ifadesi çok dikkatimi çekti; ''Din Dilinin Restorasyonu..
Gerçekten günümüzde salt dini ifadeler gençlerimizin dikkatini çekmiyor.
Ama Nouman Ali Khan kitabında konulara öyle bir derinlik ve zenginlik katmış ki işte tam bu noktada ben de böyle düşünüyordum yargısına varabiliyorsunuz:))))
Fazla uzatmadan şunu söylemek istiyorum;
En kısa zamanda hiç düşünmeden alın ve bir değil iki defa mutlaka okuyun,okuyun,okuyun...
Selametle..
224 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Güzel bir kitabı bitirmenin verdiği hüzün, o kitabı okumuş olmanın verdiği mutluluk, neden daha önceden okumadım dedirten pişmanlık... 

Çağımızdaki müslümanların sıkıntılarının ve eksikliklerinin dermanını hem Kuran-ı Kerim'den hem de yüzyıllar önceki olaylardan alıntılarla anlatan bir başucu kitabı. Kitabı okurken fark ediyorsunuz ki hangi devirde olursak olalım, bütün müslümanların sorunları aynı ve çözüm ise yanı başımızda aslında.. Bizim sorunumuz Kuran-ı Kerim'i ve ashabın hayatını okuyup tam manasıyla hayatımıza aktaramamak. Bu kitap bunu akıcı diliyle ve örneklerle açıklıyor. 

Ayetlerin mesajı, ayetlerde geçen ifadelerin dil özellikleri, kelimelerin anlamları, ve bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik hoş bir üslupla aktarılıyor...

Dua etmenin içtenliğini, birlik içinde müslüman toplumu oluşturmanın güzelliğini, parasal maddi konularla ilgili yaptırdığı yüzleştirmeyi, kadın olmayı, bu dünyada çalışırken ahirete odaklanmayı öylesine güzel ve içten anlatmış ki etkilenmemek mümkün değil. 

Özellikle gençleri etkileme saikiyle yazılmış ve bunda da son derece başarılı olmuş bir eser. Zaten başarısı satış adetleriyle de açıkça ortada.

Mutlaka okumalısınız. 

Spoiler

Gün gelecek, cami cemaati namaz için toplanacak, cena­ze var diye duyuru yapacaklar ve bu seferki sizinki olacak; benimki olacak. Başımıza gelecek olan bu. İnsanlar bizim namazımızı kılacaklar, sonra da çekip gideceğiz. Ve çok da zaman yok, yakında olacak bu, çünkü zaten ömrümüzün çoğu geçip gitti. O günden uzaklaşmıyoruz, gittikçe o güne daha da yaklaşıyoruz.
224 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Sohbet ederken insanlarla sürekli paylaştığım bir fikrim var: "Bence her kitabın, her filmin bir vakti vardır insanda değer kazanması için." Ve ben bu kitabı kendim için o kadar doğru ve ihtiyaç duyduğum bir anda okudum ki çok ama çok minnettar hissediyorum.

Herkesin kendisi için büyük imtihanlardan geçtiği vakitler olur; başkaları için "Aman sen de" denip eleştiri alabilecek kadar, dost bildiklerinizin bile içten içe ayıpladığı kadar... İnsan bir şeyleri çekerken gerçekten kendi kendine kalıyor ve o çaresizlik içinde normalde asla kendine yakışmayacak düşüncelerin içine bile batabiliyor. Neyse geçelim genellemeleri, ÖNYARGIyı kenara koyabilecekler için ben biraz kişisel şeylerden bahsedeceğim. Normalde inançlı bir insanım ve dua kavramını hayatımın merkezine almaya çalışırım hep. Ama bir derde düştüm ben geçenlerde, başkaları için hiç denecek kadar anlamsız benim içinse bütün hayatımı altüst edici şekilde sarsıcı. O "musibet" başıma geldiği andan itibaren dua etmeye başladım, başladım da içten içe de pazarlığa giriştim Allah ile (hâşâ) "Bu kadar çok dua ediyorum ama yani kabul olmazsa da... hoş olmaz yani çok üzülürüm kabul olmalı mutlaka!!!" Zaten alınacaklar listemde olan bir kitaptı "Dirilt Kalbini" , böyle anlamsız ve avare dolaşmalarımdan birinde bari bugün alayım kitabı dedim. Ve biliyor musunuz Nouman Ali kitabının daha ilk bölümü için hangi başlığı seçmiş: "Dua ve Hayal Kırıklığı" :) Yani beni öyle bir sarstı, kafamdaki o isyan ve gaflet dolu cümleleri öyle bir temizledi ki yazar, o anki hislerimi size tarif etmem mümkün değil. Bizler istiyoruz ki dünyalık istediğimiz şey bize imtihan olmasın, madem dua ettik anında gerçek olsun. Ama Nouman Ali Khan'ın bana çok güzel öğrettiği şekilde dua etmek bir sipariş sistemi değil. Bizim için neyin ne zaman hayırlı olduğunu bilen yalnızca Rabbimiz.

Bu kısımdan sonra da Nouman Ali pekçok kıymetli konuda açıklama yapıyor. Ama böyle ağır konuları okumak bu kadar mı keyifli olur, su gibi akıyor adeta. Benim okumam uzun sürdü çünkü şehir dışına çıktım ve okuma yapamadığım çok vakit oldu ama aslında kitap okumak gibi değil de dinlemekten çok keyif aldığınız bir dostunuzun sizinle bildiklerini paylaşması gibi adeta. Hani hep bir savunmamız vardır ya "Gerçek İslam bu değil" diye, işte bu kitapta Islamiyetin inceliklerine ve önceliklerine mükemmel şekilde değiniliyor. Ve bütün bunları yaparken doğrulardan asla ödün vermemesine rağmen çok latif üslubunu da asla bozmuyor, bu kitabı benzerlerinden ayıran da bu zaten.

İnanın ki mübalağa yapmıyorum, belki tam ihtiyacım olan zamanda okuduğum içindir ama eşsiz şeyler kattı bana bu kitap. Allah razı olsun Nouman Ali Khan'dan. İnşallah doğru zamanda doğru şekilde başka insanların da hayatına dokunur. :)
224 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Nouman Ali KHAN 'ın ilk ve tek kitabı olan bu kitap 5 bölümden oluşmaktadır. Her bölümünde bir söyleyişi havasında okuyucuyu sıkmadan bilgi aktarımı yapılmıştır. Ayet, hadis, kıssalara başvurulmuştur. Bu da kitabı zevkle okumamı sağladı. Hiç tereddüt etmeden yazarın çıkaracağı kitapları okuyacağımı da söyleyebilirim.
224 syf.
·5 günde·10/10
Oldukça akıcı, sohbet tadında ve o kadar samimiyetle yazılmış bir kitap ki bitirdiğinizde içinizi sımsıcak edecek ve sizi fazlasıyla düşündürecek. (Allah ondan razı olsun)
Kitap 5 bölümden oluşuyor. (1-Allah'a dua ile bağlanmak, 2-Birlik içinde müslümanlar bir toplum inşa etmek, 3-Finansal tutumlarımız, 4-Güncel meseleler, 5-Ahiret odaklı yaşamak)
Kitap içeriği ile ilgili söylenecek şeyler o kadar çok ki karışıklı fikir alışverişi şeklinde konuşulması en yararlısı olacaktır.
Kesinlikle size katacağı çok şey var. Okuyun, okutturun (:
224 syf.
·1 günde·10/10
SPOİLER İÇERİR
Kitabın sunuş bölümde yer alan " Üst perdeden nasihat buyuran üsluplar, gençleri hiçbir şekilde etkilemiyor." cümlesindeki gençlerden biriyim ben de...
Kitabın yazarı Nouman Ali'yi 4 yıl önce keşfetmiş olup sohbetlerini elimden geldiği kadar pür dikkat dinlerim zira acıtasyonun dibine vuran, yapılması güç şeyler söyleyen ve bana sert gelen adamları dinlemek dinini öğrenmek isteyen ben için hiç ilgi çekici değildi.Bu yaşıma kadar dinimin iki yönünü gördüm. Birinci yönü katı kuralları olan, korkutucu olan şeyler ihtiva eden din diğeri ise sonsuz merhameti olan Rabbi anlatan, kolaylık dini olan, senden istediği senin için en iyisi olan ve kusursuzluğu değil de elinden geleni yapmanı isteyip ilerlemeni isteyen din. İşte Nouman Ali KHAN vesilesi ile ben asolan ikinci yönüyle karşılaşıp dinimi daha çok anlamlandırıp sevdim.Adam mantığa dayanan, anlaşılır, sıkıcı olmayan bir üslupla Kuran-ı Kerim'in içeriğini, çok derin bir şekilde inceleyip farklı bir perspektif oluşturarak önümüze koyuyor. Bakıp da görmediklerini görmek ve Allah'ın kitabını daha doğru anlamak isteyenler için bu kitap bana göre çok güzel bir seçenek olacaktır.
Yazarı ben sadece bu kitaptan ve sohbetlerinden biliyorum şimdiye kadar bir yanlış söylemini görmedim önyargılı olanlar ya da kötü bilenler için aşağıdaki alıntıyı paylaşmayı üstüme borç bilirim...

Halka hakikatleri anlatma konumunda bulunan davetçiler, peygamber değildir. Tamamı insan olmaları sebebiyle Allah Resul'ünün ardından gelen herkes konuştukları mevzular hususunda elbette hataya düşebilirler. Bir Arap atasözü vardır ; her at yanlış bir adım atar, her alim bir hata yapar. " Alimlerin ağzından çıkan kelimelerin mükemmele ulaşamadığı haller olacak her daim. Yahut dinleyenlerin onların söylediği her sözü onaylamadıkları olacak. Ancak bu durum onların mazide yapmış oldukları hayırlardan, sürdürdükleri güzel işlerden birşey eksiltmez.İnsanların değerini ağızlarından çıkan" bir tek söze" indirgeyemezsiniz. Bunu yapamazsınız.

Ölümü düşününce herşeyin anlamını yitirdiği bu dünyada yaşanırlılığı sağlayacak tek şey olan imanımızı sağlamlaştıracak bu kitabı okumanız ve içerdiği tespitleri özümseyip hayatınıza yerleştirmeniz dileğiyle...

Son olarak kitabın devamı (kitap sohbetlerden oluşuyordu zaten) mahiyetinde kısacık bir video paylaşımında bulunuyorum umarım izlersiniz..

https://youtu.be/fIvjeAZheRY
224 syf.
·11 günde·10/10
Resmen bitti ya kitap. O kadar akıcı bir dil o kadar samimi bir üslubu var ki Nouman Ali Khan'ın o esprili yaklaşımları bizden biriymiş gibi tavırlarına sürekli sarılasım geliyor. Adam gençlerin dilinden anlıyor ve buna özel bi ışık tutuyor :) Bu kitabın bende ciddi farkındalıklar oluşturacağını biliyordum ki düşüncelerimde de haksız çıkmadım. Bizi kırmadan yaptığımız yanlışları, güncel meseleleri kendinden de örnekler vererek çok güzel bir şekilde açıklığa kavuşturmuş. Muhteşem bir bilinç farkındalığı yol gösterici bir kaynak olmuş. Yani otursam size Nouman Ali Khan'ı anlat anlat bitiremem. Kendisini daha önceden videolarından takip ediyordum zaten. Yani kitaptaki üslubuna aşinaydım. İyi ki iyi ki karşıma çıkmış diyorum çünkü gerçekten kendisinin büyük bir araştırmacı aydın olduğunu düşünüyorum. İslamı yaymak,islamı sevdirmekte kendisi bir numara olabilir. Kelime haznesi,tefekkürleri muh te şem. Umuyorum ki ikinci hatta birden fazla kitabını da çıkartır. Ayrıca kendisiyle tanışmayı da çok isterdim :( Bilmiyorum incelememi buralara kadar okuyo musunuz ama Nouman Ali'yi tanımanızı çok isterim. Zira ben kendisini övgülere sığdıramıyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Nouman Ali Khan
Unvan:
Öğretmen
Doğum:
Berlin, Almanya, 4 Mayıs 1978
4 Mayıs 1978 Berlin, Almanya doğumlu Nouman Ali Khan, “Tek gayesi Kur’ân farkındalığını ve değerini yaymaya çalışan bir kurum” olarak tanımladığı Bayyinah Enstitüsü’nün kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olmakla birlikte, Enstitü’nün “Klasik Arapça’nın Temelleri” ve “Kutsal Kelâm” da dâhil olmak üzere bir kısım derslerinin ana okutmanıdır.
Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde tamamladığı giriş seviyedeki eğitimi, onun Arapça çalışmalarının başlangıcıdır. Arapça dil bilgisi çalışmalarını, 1993 yılında ülke çapında yapılan Arapça sınavlarında ilk 10’a girdiği için burs aldığı Pakistan’da sürdürdü. Esas eğitimi ise 1999 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde, Faysalabad/Pakistan’daki Quran College’ın kurucusu ve müdürü olan Dr. Abdus-Samie’nin tefsir ve Arapça çalışmaları konusunda yoğun dersler vermek üzere ABD’yi ziyaretleri sırasında başladı. Dr. Abdus-Samie’nin eğitimi ile yoğun ve muntazam bir Arapça dil bilgisi anlayışı geliştirdi.
Dr. Abdus-Samie’nin özgün eğitim metotlarını benimseyerek öğrencilerine yardımcı olması için onun çalışmaların İngilizceye çevirdi.
Nouman Ali, 2006 yılına kadar Nassau Üniversitesi’nde Arapça öğretmenliği yaptı. Neredeyse yedi yıl boyunca ABD çapında 10.000’den fazla öğrenciye çeşitli merkezlerde Standart Modern Arapça ile Klasik Arapça dersleri verdi.
2016 Ağustos’unda yoğun bir katılımla İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde ağırlanan Nouman Ali, Kur’ân çalışmalarıyla Arapça derslerine Bayyinah Enstitüsü’nde ve internet ortamında devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 832 okur beğendi.
  • 4.651 okur okudu.
  • 317 okur okuyor.
  • 2.051 okur okuyacak.
  • 109 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları