Adı:
Dirilt Kalbini
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050825992
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.
Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.
Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik… Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.
Dirilt Kalbini’yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:
‘Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.’ (Bakara, 269)”
Taha Kılınç
Nice Alim dediğimiz kişiler var ki kalıplaşmış arkaik şeyleri sürekli tekrar etmekten başka bir şey yapmazlar. Ağır bir din dili kullanıp, üst perdeden nasihat buyuran, samimiyetsiz ağır bir üslupla hitap etmeye çalışmış ve daha kötüsü belirli bir kitle yakalayabilmişlerdir. Dini kitaptan değil de, “İnsanlar”dan görerek araştıran ve inanan insanların daha da uzaklaşmasını sağlayan yegane kişiler maalesef. “İnsanlar” aslında sorgulama adı altında sadece kullanıyor bana göre. “İslam ülkeleri bu durumdayken İslam nasıl hak bir din olur? Eğer İslam buysa Müslümanlar neden Batı’nın gerisinde kaldı? Kimilerinin ağzında pelesenk olan, kimilerinin inansa da inancını zedeleyen durumlar… Gazali, İbn Arabi ve Geylani gibi milyonlarca insanı etkileyebilen büyük mütefekkirler bugün belki yok ama onların geriye bıraktığı eserler bugün halen benzersiz kaynaklar durumundadır. Kur-an’ı derinden anlayabilmek ve yorumlayabilmek için Mektubat, Ihya-u Ulumid-din, Riyazu’s Salihin gibi kitaplar yegane kaynağımız olması gerekir diye düşünüyorum.

“Eğer gerçekten inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz." (Âl-i İmran, 3/139) ayeti Müslümanların geri kalmışlığını adeta özetler nitelikte. Müslümanlar olarak gerçekten inanan toplumlar olamadığımız için bir Gazali çıkmıyor içimizden, böyle olduğu için Dini insanları gözlemleyerek anlama yanlışına düşüyoruz. Görüyoruz ki açlıktan ‘ağlayamayan’ çocuklar ve onları görmezden gelen, hiçbir mülteciye kapı açmayıp, bir robota vatandaşlık verebilen körfez babaları var. Ve bu Aptallar furyası ile İslam’ı bağdaştırarak lekeleyen bilinçsiz güruh toplulukları var.

Öğrenmek ve gerçeğe gözlerini kapatmak istemeyen için ne kadar sınırsızca şey var aslında! Yeter ki kibirlenmeden görmek isteyelim. Yeter ki samimiyetine, üslubuna güvendiğimiz, nasihatlerin hayatımıza dokunmasını sağlayacak kişileri bulabilelim. Amerika’da yaşayan Müslümanların üslubuna güvendiğim ve feyz aldığı bir Alim var: Nouman Ali Khan. Nasihatlerin hayatlarımıza yansımasını sağlayan, durum küçümsemeyen, aksine anlayan samimi ve bilge bir üslup. Kuran ayetlerinin damıttığı kıymetli dersleri ihtiva etmesiyle Kur’an’ın harikulade üslubuna daha da yaklaştıran bir anlatımı var. Duayla ilgili bir yanılgıdan bahsediyor öncelikle. “Nasıl olur da benim duamı kabul etmez?” Duanın kabul edilip edilmemesinin bizim için mutlak doğru olduğunu bilmediğimizi Hz Eyyub’un Hastalıktan kırılmış halde ettiği şu duasıyla anlayabiliyoruz: “Ey Allah’ım zarar bana dokundu.” Hastalığı için Allah’tan isteyeceği şifanın onun için doğru olup olmadığını bilemiyor. Şer dediğimiz ve bir an önce geçmesini istediğimiz şeyler bizim için hayır olacak güzel bir vesileye dönüşebilir. Hz. Eyyub'un bu olağanüstü kadere teslim ve inayetinden bunu anlıyoruz.

“Size verdikleri için müteşekkir olduğunuzda dertlerinizle bizzat Allah ilgilenir."

İnsanların yapmaktan hoşlandıkları diğer bir şey: Eleştiri. Birini tenkit ederek kendisini yücelten insanlar... Bir eleştiri kültürü alıp başını gidiyor, bilen bilmeyene herkes şikayet üzerine proglamlanmış gibi. Çuvaldan yapılan bir eleştiri hakkı gözetmez. Asr suresindeki “Vetavasav’bil Hak”ı gözetmez. Peki yapıcı bir eleştiri? Bunu sadece sevdiğin kişiye hakkı gözeterek yapabilirsin. Tabii o da “Dur bakalım, sen kime nasihat veriyorsun?” demezse eğer. Khan’a göre eleştiri, hakkı gözeterek sevdiğin kişi üzerine olmalıdır. Aksi halde başkasına yaptığın bir eleştiri yerini bulması zordur ve yanlış anlamaya açıktır. Bunun aksine bazen de hakikati gizliyoruz. Ya onu incitirsem korkusu yüzünden. Bu sevmek değil, bu kendimizi aldatmak. Gerçeği iyi olsun, kötü olsun sevdiğimiz kişiye açmayarak ona kötülük etmiş oluruz. Bunlarla beraber eleştiri ve öğüt birbirine paralel. Öğüt alabilmek tevazu gerektiren bir şey...
Kitaptaki bir kıssa Hz. Ömer’in derin tevazusunu gözler önüne sermekteydi. Ömer bir gün yolda yürürken, bir evde içki içen bir adam görmüştü, eve girdiğinde adamı böyle yaptığı için ayıplayınca, adam şu cevabı verdi Hz. Ömer’e. “bire üç!” Hz. Ömer “Ne demek istiyorsun?” deyip anlayamadı. Adam, “Bire üç günah! Önce evime baktın ki bir Müslümanın başka bir Müslümanın evine bakması haramdır. Sonra içki içtiğimi iddia ederek zanna düştün. Ve yine bir Müslümanın evine izinsiz olarak girdin, haber vermedin. Hz. Ömer makamın ayrıcalığı olmasına rağmen “dur bakalım, kime, ne diyorsun?” demedi çünkü tevazu sahibi ehil bir kişiydi, Vetavasav’bil Hak’ı gözeten büyük insanlardan biriydi.

Acaba günde kaç yüz kez zanda bulunuyoruz? “Zannederim ki öyle yapmıştır. Onun öyle olduğundan emin değilim ama göreceksin sonucunu. Kesin öyledir bundan eminim. Bu işi kesin yapamamıştır. vs vs. Bir şey hakkında zanda bulunuluyorsa o şey hakkında emin olunulmaz . Kesin bir bilgi yok. Kötü olan bunun varsayım olmaktan çıkıp yargımızın kesinliğine inandığımız bir noktaya ulaşmasıdır.

İnsanlar hakkında zanda bulunmak ile ilgili büyük bir kısım ayırmış eserinde Nouman Ali Khan. Toplumsal ve bireysel olarak yüzleşmemiz gereken, unuttuğumuz bir takım şeylere epey yer vermiş. Okurken konferans konuşması dinlemiş gibi oldum, konuşmasıyla yazısı arasında hiçbir fark yok. Dili çok dostça, bunu hep söylerim. Amerika’daki birçok Müslüman kitleye hitap etmeye devam ediyor kendisi. Bu arada Zakir Naik’i de unutmayalım, o da Abd’de yaşayan büyük bir alimdir.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye bir laf vardır. Ne egoistlik ama! Bugünkü toplumun en çok benimsediği şey bana göre. Ve en tiksindiğim şeydir aynı zamanda. Yoksullar şöyle bir yana, bunun yüzlerce örneğiyle karşılaşmıyor muyuz? Sokakta ve caddelerde ağlayan bir çocuk görmek normal oldu. Bir şiddet olayıyla karşılaşıldığında hemen cep telefonuna sarılıyoruz, sosyal medyadaki bireylerin görmesi ilk tercihimiz. Bilgisayardan bütün haksızlıklara verecek cevabımız var aslında, ama gerçekte yok, çünkü korku var “Başıma iş açarım” korkusu hakkın önüne geçti. Bir kişi herhangi bir yerde haksızlık görse kendisinin başına gelmediği için umurunda olmuyor. “Kendin için istemediğin şeyi mümin kardeşine yapma” hadisinin ehemmiyeti kayboldu artık. Haksızlık karşısında dilsiz şeytan olmamalıyız. Birinin kandırılmasına göz yumuyorsak insanlığımızdan ne kalır? İnsanların sömürülmesine, açlara, miskinlere, yetimlere, haksızlığa uğrayanlara, bir insan, bir mümin sessiz kalamaz…

Gelirimizi nasıl elde ettiğimiz, onu nasıl harcadığımız ve ticarette birbirimizle nasıl ilişki kurduğumuz dinimizin öncelik sırasında en başta yer alıyor. Hiç düşünmeden harcama yapmak, Eğlenceye binlerce lira para yatırmak, miskinlerin yoksulların hakkını gözetmemektir ki bu da günahtır. Kendini düşünmektir. Her gün aç uyuyan BİR MİLYAR insanın hakkına girmektir. Gereksiz harcama ziyan, eğlence aşinası olup para akıtmak ise şeytanın oyuncağıdır. Buralara para akıttığımızda o sektörleri zengin etmiş oluyoruz. Onlar zengin olunca şeytanın işleri toplumda başarı kazanıyor. Ziyan içinde olmak, sürekli tüketmek tatminsiz bir ruh halini getirir. Allah bundan muhafaza etsin.

Paris hakkında düşünceler bölümünde Charlie Hebdo saldırısından yola çıkılarak, biz Müslümanların ‘İncinme’ hakkımızın olduğunu belirtmiş Nouman Ali Khan. Bugün aşırı gerici dediğimiz, Hz. Ali’yi şehit etmiş Haricilerin devamı gibi bir zihniyet var. Öldürmeyi kendilerine çocuk oyuncağı yapan caniler. Fakat küçük bir kusur gördüklerinde “Şeriat”a uygun değil diyerek, yakan yıkan, öldüren kara cahil insanlar… Batılıların, Müslümanları genel bir kefeye sokarak “Terörist” yaftasını vurmaları harici zihniyetin dünya Müslümanlarına yaptıkları en kötü tahribat ne yazık ki. İçler acısı bir olay. Müslümanların kötü gösterilmeye çalışıldığı bir dönemde İncinme hakkı daha bir önem arz ediyor. Aslında her mesele için olsa gerek. Kendisine kötü bir şey söylendiğinde ateş püskürmek yerine sükût etmeyi tercih eden kaç kişi vardır? Günümüzün birtakım kötü olayların ana sebebi bir insanın seviyesizliğe karşı seviyesizce bir cevap bulma çabası içinde olmasıdır. Bir cevap vermezse aşağılanacağını düşünür çünkü. Hele ki bir topluluk içindeyse mutlaka cevap vermesi gerekir, yoksa “üstat cevabı yapıştırdı” derler. Böyle bir görüş hakim, insanların seviyesizlik, üslupsuzluk karşısında susarak en büyük cevabı vermesi bir nevi aptallık olarak adlandırılmaya başlandı. Bu çok yanlış bir karar, fakat özgürlük adı altında yapılan hakaretlere karşı kayıtsız kalacağımız anlamına da gelmemelidir bu. Bunları yapmanın bir üslubu, bir adabı muhakkak ki var. Yeter ki okuyalım ve bir şeyleri artık yakından görelim.

___________________________________


İçinde yaşadığımız dünyanın çoğu zaman bunaltıcılığı bana öteki dünya kavramını hatırlatır. Vaktime hürmet etmeyi öğretir. İyilik için acele etme içgüdüsü verir. Ahireti hatırlamak insana ister istemez bir aciliyet duygusu verir. Kur’an’ı birkaç kez değil, her zaman okunması gerektiğini hatırlatır.

Ne çok şey belirdi böyle! sadece hatırlanmadı, öğrenildi de, “Bu zamana kadar neredeydim?” diye düşünmeme sebebiyet verdi. Allah, Nouman Ali Khan’dan razı olsun. Umarım yaptığınız tefekkürün faydası olur.
Uzun zamandır Nouman Ali Khan ı takip ediyorum.Kendi has farklı üslubu,dine bakış açısı,olaylara vakıf oluşu ve özellikle ayetleri hadisleri anlatırken yaşıyormuş gibi anlatması ilgimi bir kat daha artırmıştır.
Kitabı okumaya başlar başlamaz bir ifadesi çok dikkatimi çekti; ''Din Dilinin Restorasyonu..
Gerçekten günümüzde salt dini ifadeler gençlerimizin dikkatini çekmiyor.
Ama Nouman Ali Khan kitabında konulara öyle bir derinlik ve zenginlik katmış ki işte tam bu noktada ben de böyle düşünüyordum yargısına varabiliyorsunuz:))))
Fazla uzatmadan şunu söylemek istiyorum;
En kısa zamanda hiç düşünmeden alın ve bir değil iki defa mutlaka okuyun,okuyun,okuyun...
Selametle..
Öfkelenecek biri varsa, o da kendimizdir; başkası değil.
Ne zaman kırlanmış saçlarına baksan, kırlaşan her bir telin son nefesine doğru yaklaştırdığını göreceksin.
Güzel bir kitabı bitirmenin verdiği hüzün, o kitabı okumuş olmanın verdiği mutluluk, neden daha önceden okumadım dedirten pişmanlık... Hah işte bu cümledeki gibi duygularım karışık şuan.

Nouman Ali Khan'ın videolarının çoğunu izlemiş birisi olarak anlarsınız ki kitabı beğenmeme ihtimalim epey düşük. Çünkü bu kadar samimi bu kadar tatlı bir dille yazılan şeylerin karşıdaki kişiye geçmemesi mümkün değil. O kadar içten, hiç kimseyi yargılamadan ve size tepeden bakan birisi olarak değil de, dostça sadece sizin iyiliğinizi düşünen abiniz ve onun çok güzel tavsiyeleri var. Mükemmel çoğunlukta olan alıntılarımdan anlaşıldığı gibi içi dolu dolu adeta bir kişisel gelişim kitabı. Okurken kendi benliğinizi keşfediyorsunuz. Dünyaya boşuna gelmiş olma hissiyatını bir kenara bıraktırıyor "Sizi boşuna yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" (Mü'minun Suresi 23:115) işte bu ayet yaptığımız her şeyin hesabını verilebilir bir hal içerisinde bulunmamızı öğütlüyor. Dünya hayatını lüzumsuz görmemek gerektiğini aslında her şeyin bu hayatta belirlendiğini söylüyor.

Eh daha ne diyeyim alıntılar sayesinde okumuş kadar oldunuz ama bence alın,okuyun, okutturun kategorisine giren en iyi kitaplardan. Kitabın size kattığı güzel şeyleri göreceksiniz :)

"Rabbu'l Alemin hepimize ahiret hayatımızda muvaffakiyet ihsan eylesin." Amin.
"Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirli bir süreye kadar erteler. Ecelleri geldiği zaman ise ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler." (Nahl Suresi 16:61)

Öncelikle dini kitapları okumanın yobazlık olduğunu düşünen, modern görünmek amaçlı garip aşk romanlarına saran ya da birkaç felsefi kitap okumakla kendini filozof ilan eden kardeşlerime seslenmek istiyorum: Allah rızası için komik olmaya çalışmayın!

Kitabı okurken olaya sadece bir Müslüman gözüyle değil bir insan gözüyle bakıp kendinizi eleştirme ihtiyacı duyacaksınız. Birçok insanın sıkılmadan rahatlıkla okuyabileceği bir kitap. Tam olarak günümüz insanlara hitap ediyor ve bunu da gayet açık, duru bir dille aktarıyor. Kitap beş bölümden oluşuyor ve bence her insanın ihtiyacı olan meselelere değinmiş.

Söylenecek çok şey var ama içeriği anlatarak okuma merakınızı kaçırmak istemiyorum. Size tavsiye edebileceğim şey: okuyun arkadaşlar, her şeyi okuyun, irdeleyin, araştırın. Oturduğunuz yerden alim koltuğuna kendi kendinizi terfi ettirmeyin komik oluyor. Çok eksiğimiz var; hem Müslüman olarak hem de insan olarak. Hayatınızdaki "boş vakit" kavramını atın çünkü ömür sandığınız kadar uzun değil. "Dünya hayatı bir su gibidir." Her anınızı en güzel şekilde değerlendirin. Tv'nin karşısında saatler harcamayı, telefonun başında sosyal medyalara amaçsızca vakit harcamayı, boy gösterisi yapmayı, dünyaya mümin olarak değil de artist olarak geldiğinizi zannedip yukarılardan bakmayı, bu dünyayı mankenlik ajansı olarak görmeyi bırakın, yararı olmayacak size.

Allah her kulunu özel yaratmıştır. Hepimiz özeliz. Düşünsenize sizin parmak iziniz bir başka insanda yok. Galiba aynayı kendimize çevirmenin vakti geldi, hiçbir şey için geç değildir yeter ki isteyin. Başkalarının kusuru yerine kendi kusurlarımızla ilgilenelim, telafi edelim, düzeltelim. Kim dört dörtlük ki, değil mi? Ama bu da bir bahane olmamalı. Yani kusurlarımızın olması onların telafi edilemeyeceği manasına gelmiyor. Nefsimizin olması şeytana köle olacağımız anlamına gelmiyor.

Çok konuştum :) burada keselim.

Güzellikler sizi bulsun her daim, sevgiyle kalın, aşkla okuyun.
Sohbet ederken insanlarla sürekli paylaştığım bir fikrim var: "Bence her kitabın, her filmin bir vakti vardır insanda değer kazanması için." Ve ben bu kitabı kendim için o kadar doğru ve ihtiyaç duyduğum bir anda okudum ki çok ama çok minnettar hissediyorum.

Herkesin kendisi için büyük imtihanlardan geçtiği vakitler olur; başkaları için "Aman sen de" denip eleştiri alabilecek kadar, dost bildiklerinizin bile içten içe ayıpladığı kadar... İnsan bir şeyleri çekerken gerçekten kendi kendine kalıyor ve o çaresizlik içinde normalde asla kendine yakışmayacak düşüncelerin içine bile batabiliyor. Neyse geçelim genellemeleri, ÖNYARGIyı kenara koyabilecekler için ben biraz kişisel şeylerden bahsedeceğim. Normalde inançlı bir insanım ve dua kavramını hayatımın merkezine almaya çalışırım hep. Ama bir derde düştüm ben geçenlerde, başkaları için hiç denecek kadar anlamsız benim içinse bütün hayatımı altüst edici şekilde sarsıcı. O "musibet" başıma geldiği andan itibaren dua etmeye başladım, başladım da içten içe de pazarlığa giriştim Allah ile (hâşâ) "Bu kadar çok dua ediyorum ama yani kabul olmazsa da... hoş olmaz yani çok üzülürüm kabul olmalı mutlaka!!!" Zaten alınacaklar listemde olan bir kitaptı "Dirilt Kalbini" , böyle anlamsız ve avare dolaşmalarımdan birinde bari bugün alayım kitabı dedim. Ve biliyor musunuz Nouman Ali kitabının daha ilk bölümü için hangi başlığı seçmiş: "Dua ve Hayal Kırıklığı" :) Yani beni öyle bir sarstı, kafamdaki o isyan ve gaflet dolu cümleleri öyle bir temizledi ki yazar, o anki hislerimi size tarif etmem mümkün değil. Bizler istiyoruz ki dünyalık istediğimiz şey bize imtihan olmasın, madem dua ettik anında gerçek olsun. Ama Nouman Ali Khan'ın bana çok güzel öğrettiği şekilde dua etmek bir sipariş sistemi değil. Bizim için neyin ne zaman hayırlı olduğunu bilen yalnızca Rabbimiz.

Bu kısımdan sonra da Nouman Ali pekçok kıymetli konuda açıklama yapıyor. Ama böyle ağır konuları okumak bu kadar mı keyifli olur, su gibi akıyor adeta. Benim okumam uzun sürdü çünkü şehir dışına çıktım ve okuma yapamadığım çok vakit oldu ama aslında kitap okumak gibi değil de dinlemekten çok keyif aldığınız bir dostunuzun sizinle bildiklerini paylaşması gibi adeta. Hani hep bir savunmamız vardır ya "Gerçek İslam bu değil" diye, işte bu kitapta Islamiyetin inceliklerine ve önceliklerine mükemmel şekilde değiniliyor. Ve bütün bunları yaparken doğrulardan asla ödün vermemesine rağmen çok latif üslubunu da asla bozmuyor, bu kitabı benzerlerinden ayıran da bu zaten.

İnanın ki mübalağa yapmıyorum, belki tam ihtiyacım olan zamanda okuduğum içindir ama eşsiz şeyler kattı bana bu kitap. Allah razı olsun Nouman Ali Khan'dan. İnşallah doğru zamanda doğru şekilde başka insanların da hayatına dokunur. :)
Nouman Ali KHAN 'ın ilk ve tek kitabı olan bu kitap 5 bölümden oluşmaktadır. Her bölümünde bir söyleyişi havasında okuyucuyu sıkmadan bilgi aktarımı yapılmıştır. Ayet, hadis, kıssalara başvurulmuştur. Bu da kitabı zevkle okumamı sağladı. Hiç tereddüt etmeden yazarın çıkaracağı kitapları okuyacağımı da söyleyebilirim.
Oldukça akıcı, sohbet tadında ve o kadar samimiyetle yazılmış bir kitap ki bitirdiğinizde içinizi sımsıcak edecek ve sizi fazlasıyla düşündürecek. (Allah ondan razı olsun)
Kitap 5 bölümden oluşuyor. (1-Allah'a dua ile bağlanmak, 2-Birlik içinde müslümanlar bir toplum inşa etmek, 3-Finansal tutumlarımız, 4-Güncel meseleler, 5-Ahiret odaklı yaşamak)
Kitap içeriği ile ilgili söylenecek şeyler o kadar çok ki karışıklı fikir alışverişi şeklinde konuşulması en yararlısı olacaktır.
Kesinlikle size katacağı çok şey var. Okuyun, okutturun (:
Resmen bitti ya kitap. O kadar akıcı bir dil o kadar samimi bir üslubu var ki Nouman Ali Khan'ın o esprili yaklaşımları bizden biriymiş gibi tavırlarına sürekli sarılasım geliyor. Adam gençlerin dilinden anlıyor ve buna özel bi ışık tutuyor :) Bu kitabın bende ciddi farkındalıklar oluşturacağını biliyordum ki düşüncelerimde de haksız çıkmadım. Bizi kırmadan yaptığımız yanlışları, güncel meseleleri kendinden de örnekler vererek çok güzel bir şekilde açıklığa kavuşturmuş. Muhteşem bir bilinç farkındalığı yol gösterici bir kaynak olmuş. Yani otursam size Nouman Ali Khan'ı anlat anlat bitiremem. Kendisini daha önceden videolarından takip ediyordum zaten. Yani kitaptaki üslubuna aşinaydım. İyi ki iyi ki karşıma çıkmış diyorum çünkü gerçekten kendisinin büyük bir araştırmacı aydın olduğunu düşünüyorum. İslamı yaymak,islamı sevdirmekte kendisi bir numara olabilir. Kelime haznesi,tefekkürleri muh te şem. Umuyorum ki ikinci hatta birden fazla kitabını da çıkartır. Ayrıca kendisiyle tanışmayı da çok isterdim :( Bilmiyorum incelememi buralara kadar okuyo musunuz ama Nouman Ali'yi tanımanızı çok isterim. Zira ben kendisini övgülere sığdıramıyorum.
İtiraf etmek gerekirse, kitabın bu kadar leziz, doyurucu ve tatlı olduğunu zannetmiyordum.

Kitabı okurken kulağıma "you know" sesi geldi nedense.. :))

Kitap 5 bölümden oluşuyor. Ve daha ilk bölümde yazarın Arapça'ya vukufiyetini, derin bilgisini görebiliyorsunuz. Bkz: 49. sf

Bu yüzden çok defa NAK'ın Arapça öğrencisi olmayı istemişimdir.. Bir hayal bu şimdilik. Ama Allah bilir, belki bir gün olur..

Yazarın aynı zamanda Kuran'la bağı o kadar güçlü ki. Kuran'a gösterdiği ilgi ve ayırdığı zaman o kadar büyük ki. Kitabında bunu Ağustos Güneş'inin sıcaklığını hissettiğiniz gibi hissediyorsunuz.

~ Spoiler ~

1. Bölüm, dua ile ilgili. Bu bölüm bittiğinde, yanlış olmayacağını bilsem "iyiki günah işlemişim" derdim. Günahlara dalanlara ve "benden adam olmaz artık" deyip ümitsizliğe kapılanlara o kadar umut verici yani..

Tevbe ettim estağfurullah Ya Gaffar

2. Bölüm Birlik beraberlik konusunda Kuran'dan, sünnetten örnekleri içeriyor. Bu bölüm muhteşem..

3. Bölüm bittiğinde şunu anladım: "Cebimde ki para, benim cebimde olsa da, ümmetindir."

4. Bölüm biterken bir pişmanlık duygusu sardı beni: "Neden daha önce okumadım ki bu kitabı?"

5. Bölüm de ise okuma hızımı düşürdüm. Ayrılmak istemiyordum kitaptan ama ne yazık ki her güzel şeyin sonu var; cennet hariç.

Mutlaka okuyun. Özellikle de "artık her şey bitti. Allah rızasını, cenneti kaybettim ben. Mahvoldum ben." dediğiniz zamanlarda..
Ayetlerin açıklanması ,günümüze dair örneklerle pekiştirilmesi bu kitapta en sevdiğim noktalardı. Ayrıca âhir zamanın anlatıldığı,sade bir dille anlaşılır olması da kitabı akıcı hale getirmiş, güzel bir kitap vesselam. İnsanın monotonlaşmış hayatında kendini sorgulamaya iten , vicdan muhasebesi yaptıran bir kitaptı, yazarın kalemine sağlık
Nouman Ali Khan'ı ilk tanıdığın dönemlerde youtubeda videolarını izliyordum. Kitabını raflarda gördüğüm vakit hemen almam gerektiğini düşündüm. Okuduğum vakitte videolarında değindiği konular var. Her konuya ayetlerle örnek veriyor be tefsir ediyor bunlari yaparkende günümüz olaylarıyla örnek veriyor. Okunması gerek kitaplardan biri.
Bize bir nefes daha, bir kalp atışı daha ve uzuvlarımızı hareket ettirebildiğimiz bir gün daha lutfeden Allah'tır. Fakat biz O'na yalnızca bir şeye ihtiyaç duyduğumuz, bir şeyin eksikliğini hissettiğimiz zaman yöneliyoruz.
Nouman Ali Khan
Sayfa 22 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Baskı
"Başkalarını çok kolay yargılayabilen karakterde bir insanın muhtemelen kendisine dair çok temel bir meselesi vardır ve esasen ona kördür. Kendize kör olduğunuz zamansa, başkaları hakkında ekstra bilgi geliştirirsiniz."
Nouman Ali Khan
Sayfa 128 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Baskı
Herhalde ümmet artık Allah'ın kitabına o kadar aşinaki, sizin, benim ve diğer insanların yaptığı hatalara ayıracak bir sürü vakti var.
Bu din siz kullanın diye değil; hizmet edin diye var. Allah'a hizmet edin diye, kendinize değil. Allah sizi de, haklarınızı da koruyacaktır, fakat bunları bir silah gibi kullanmayın. İnsanlara ayet ve hadislerden alıntılar yapıp durmayın.
Nouman Ali Khan
Sayfa 164 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Basım
Eğer Allah umduğunuzu anında nasip etmezse, kendi kendinize şunu demeyi öğrenin; "Allah'ın içinde bulunduğum şu durum için planladığı her ne ise, kesinlikle benim için o daha iyidir."
Bu hayatın imtihanı işte budur.
Nouman Ali Khan
Sayfa 36 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Baskı
Geçtiğimiz yıl Türkiye'ye geldiğinde, Nouman Ali Khan hakkında sosyal medya üzerinden bir soruşturma yapmış ve şu sorunun cevabını aramıştım; "Kendisini neden dinliyorsunuz ve söylediklerinde ne buluyorsunuz?" Gelen cevapların çoğu, şu noktaya odaklanmıştı; "Dini anlatırken, çoktan geçmişte kalan arkaik örnekler yerine hayatımıza dokunan, somut ve güncel meseleleri gündeme getiriyor. Dili çok sıcak ve dostça. Üstten bakmıyor. Düzeltmemiz gereken yanlışları dile getirirken bile, kendisini muhatap kitleden ayrı tutmuyor. Onu dinlerken, sizi sizden çok düşünen bir kardeşin samimi derdini hissedebiliyorsunuz."
Evet, aynen öyle.
Nouman Ali Khan
Sayfa 8 - Timaş Yayınları, 2017. 1. Baskı, "Taha Kılınç" Sunuş kısmından.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Dirilt Kalbini
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
224
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050825992
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Timaş Yayınları
“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var, ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.
Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.
Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçeye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik… Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.
Dirilt Kalbini’yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:
‘Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayr verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.’ (Bakara, 269)”
Taha Kılınç

Kitabı okuyanlar 1.124 okur

  • Zeynep  Ertuğrul
  • Mümüne Er
  • Zeynep Taşdemir
  • İLKNUR ZEYBEK
  • Fatma İnke
  • Zeynep abali
  • Aykut
  • Hatice Nur Kayapınar
  • Melek Yıldız Türk
  • Hatice Kübra karaca

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%18.9
14-17 Yaş
%9.5
18-24 Yaş
%29.5
25-34 Yaş
%25.8
35-44 Yaş
%11.6
45-54 Yaş
%2.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.6
Erkek
%23.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.9 (287)
9
%18.6 (99)
8
%14.8 (79)
7
%5.6 (30)
6
%2.3 (12)
5
%2.8 (15)
4
%0.4 (2)
3
%0.4 (2)
2
%0.2 (1)
1
%0.9 (5)

Kitabın sıralamaları