mert adaş'ın üçüncü ve en iyi kitabı. geleceğin selman kayabaşısı ve belki de aytunç altındalı ile karşı karşıya olabiliriz! sanırım 25 yaşında olan bu genç arkadaşı takip ediniz.
daha önceki karakter karmaşası sorunu daha az da olsa maalesef bu kitapta yine var. çok sayıda karakter üzerinden aksiyon döndüğü için kitabı bitirdikten sonra kim kimdi yine hatırlamıyorum. yani yirmi başrol oyuncusunun olduğu bir film düşünün. ben söylemekten yoruldum, onlar bu hatayı yapmaktan yorulmadılar!
kitap ötüken dağlarında büyük obalar halinde yaşayan türklerin çin hanedanlığı ve onun terra cotta adlı özel askeri birlikleriyle mücadelesini anlatıyor. bu vesileyle çin'de keşfedilen terra cotta heykellerinin sırrını da öğrenmiş bulunuyorum. meğer bunlar savaşta ölünce heykelleri dikiliyormuş. demek ki adamlara 8.000 adet ağır kayıp verdirerek köklerini biz kurutmuş olabiliriz!
yazarın hemen her kitabında kurgu üzerinden bile olsa tarihi bilgiler de öğreniyoruz. bu kitapta daha az olmakla birlikte, kısmen karmaşayla oldukça zevkli bir romanın içine bu bilgiler serpiştirilmiş.
* * *
bilgeler türk boylarının birleşmesi için oba liderlerinin katılacağı büyük bir gizli kurultay düzenlenmesine karar veriyorlar. fakat çinli çaşıtlar sürekli türkleri engellemeye çalışıyorlar. buna karşılık bozkurtlar ve gizli özel kartal savaşçıları birliği çinlilerle mücadele ediyorlar.
roman normal üstü sayıdaki başrol karakterler üzerinden şekillendiriliyor. nihayet kadroya sonradan giren teoman han ve oğlu mete han filmi tamamlıyor.
kitabın en sevdiğim kısmı son sayfadaki "içimizdeki düşmanları bulmak için keşmir'i hedef gösterdik." cümlesi oldu. yazarın 15 temmuz'la ilgili görüşleriyle paralellik arzeden, kitabın en ilginç ve bence en önemli yeriydi.