bu kitabın tek bir ana teması var, o da şu: "kutsal kase görmüş masum tapınak şövalyeleri!"
kitapta tapınak şövalyeleri güya insanlığın iyiliği için çalışan aydınlanmacı bir örgüt olarak lanse ediliyor. öyle ki yeri geldiğinde kilise içindeki bazı kötü insanlarla mücadele etmekten, sözde insanlık ve medeniyetin hayrı için her türlü işkenceyi göze almaktan geri durmuyorlar.
yani bu tarikatın amacı yüce erdemler, medeniyetin korunması ve gelişmesi, insanlık için çalışmak, vatan millet sakarya falan!
sakladığı sırlarsa aslında insanlığın hayrına imiş fakat bunların sadece doğru zaman dilimine kadar beklemesi gerekiyormuş. neden gerekiyormuş, beklemezse ne olurmuş, bilemedim şimdi!
halbuki biz bu şövalye denen cinsi sapıkları bir birlerini düdükleyen, cinci büyücü, şeytanlara tapan, karanlık bir örgüt olarak biliyorduk! bir de sorun bakalım acaba hangi insanlık için çalışıyorlarmış!
bu kitapta olduğu gibi yakın zamanda izlediğim birkaç filmde de tapınak şövalyelerinin aslında insanlığın iyiliği için çalışan bir örgüt olduğuna dair açıkça propagandalar yapılıyordu.
* * *
kitaba gelirsek, hikaye kurgusu, betimlemeler hoş. 500 sayfa olmasına rağmen kendini okutuyor.
fakat yazarın tapınakçıları ısrarla temize çıkarma çabası, işin aslını az buçuk bilenler için bir miktar tuhaf.
bu tarikatla ilgili güncel hemen her eleştiriye bir kılıf bulmuş. dahası bunların cin şeytanlarının huzurundaki sapkın seks ayinlerine, ve dahi baphomet şeytanına bile saçmasapan gerekçeler bulmasını ağzım açık halde okudum!!!
metak etmeyin hepsini ifşa edeceğim. eyyy dandik brown, bitirecem oğlum seni!!!
* * *
şimdi kitabın ilk çıkış tarihi önemli.
yıl 2003. ak parti ve tayyib 1 yıldır iktidarda.
aynı tarihlerde ülkemizde kozmik bilgilerin yayınlandığı türkçe kitaplar peş peşe çıkmaya başlıyor.
2004'te metal fırtına serisi, sonra oktan keleş kitapları, selman kayabaşı henüz üniversite 2. sınıfta ve yakında kitapları çıkacak, ve dahası...
aslında son 15 yılı kozmik bilgilerin ve gizli kadim teşkilatların açığa çıkarıldığı bir dönem olarak da değerlendirebiliriz.
dünyanın en büyük gizli istihbarat teşkilatları otoritelerinden kabul edilen büyük türk düşünürü rahmetli aytunç altındal, normalde hiçbir gizli örgütün başkaları tarafından bilinemeyeceğini söylemişti. eğer zaten biliniyorsa kendi istediği içindir, diye de eklemişti.
yani belki de yaklaşan büyük savaş öncesi örgütler bilinmek istiyordur, kimbilir!
* * *
kitap öncelikle tapınakçıları çok güçlü olmayan, sadece kendi halinde gizli bir grup olarak lanse ediyor. bu elemanlar güya kutsal kase sırrını korumak için olmadık şifreler, alengirli işler tertip etmişler.
bin yılın sonuna gelindiği için, kilise bu sırrın açıklanacağını görüp kutsal kase sırrını yok etmek istiyormuş. hatta bin yılın sonu bile sembolikmiş aslında!
fakat yazarın kitaptaki ateist propagandalarına göre kutsal kase de sadece sembolikmiş. ortada kase falan yokmuş, hatta kutsal kase aslında bir kadınmış!
ve dahi her dinin böyle sembolik efsaneleri varmış. yine de bunlar önemli sırlarmış falan feşmekan...
o kadar önemliymiş ki, barbar kilisenin ve dini tekeline almış çıkarcı papaların en barbarca ve insanlık dışı işkencelerine bile maruz kalmış bu zavallılar!
* * *
aslında tapınak şövalyeleri, sözde sadece güpgüzel tapınaklar inşa etmekten başka bir işi olmayan mason duvarcı ustalarıymış.
bir araya geldiklerinde de mervelerde geometri inşaat statik ve mukavemet dersleri çalışıyorlarmış!
böylelikle sırlarını koruyacakları yapılar inşa etmişmişler! vah vah, meğer biz hep günahlarını almışız garibanların!
yoksa bunların ne işi olur öyle cinlerle büyülerle şeytanlarla, şeytana taptıkları sapık cinsel ayinlerle, insan ve hatta bebek kurban ettikleri ritüellerle!
sembolleri evirmiş çevirmiş, seks ayinlerinin tek amacının aslında bereketi simgeleyen kadını ve rahmini kutsamak olduğunu ortaya çıkarmış!
tabi bunlar sözde tanrı diye bir şeye inanmadıkları için bu tapınmayı doğa ana üzerinden yapıyorlarmış. yani "biz cin şeytanlarına tapmıyoruz, sadece doğayı ve bereketi kutsuyoruz haa" demeye getiriyor!
fakat madem kadın rahmini bu kadar kutsuyorlarsa, neden kadın erkek demeden bir birlerini düzdüklerine bir yorum getirmemiş!
baphomet şeytanı da zaten azgın hayvani görüntüsüyle sadece üremeyi temsil eden bir heykelcikmiş! bak sen şu işe yahu!
biz bunların beyin yıkama yoluyla, fiziği yüzü mükemmel denebilecek kadınları cinsel köle yaptıklarını zaten biliyoruz da, kitapta ritüeldeki kadının kilolu olduğunu özellikle vurgulamış.
yani şehvet uyandıran seksi köle değil, sadece doğurgan bir kutsal kase! evet kutsal kase diye bir şey yokmuş, kase dedikleri sadece bir kadını sembolize ediyormuş!
ne anladık o işten!
* * *
böylelikle tapınak şövalyelerinin sözde ne kadar masum olduğu, hiç sapık ritüellerinin olmadığı, cinlere tapmadıkları, aslında sadece bağnaz kilisenin işkencelerden ve kılıçtan geçirdiği, canavarca hislerle yaktığı masum kurbanlar oldukları ortaya çıkmış oluyor!
vah zavallılar çok üzüldük gerçekten!
zaten kilise bunların elebaşlarını yok edince yer altına çekilen bu garibanlar hiçbir zaman o kadar da güçlü olamamışlar!
diğer yandan vatikan ve opus dei de sadece 2 milyar dolar servete sahipmiş. e hani vatikan sapıklık a.ş.'nin genel müdürü papanın ayrı bankalarda tuttuğu bilmem kaç milyar dolarlık kişisel serveti??? ha onu kesin kişisel görüntüsü altında din hayrına kullanıyordur, doğru ya!!!
kitapta papaların kaka yapma gibi sapık ritüellerine, bir birlerini düdükledikleri yetmiyormuş gibi papazların binlerce çocuğun ırzına geçmesine değinmemesini normal karşılıyorum.
zaten kitaptaki piskopos da sadece istemeden kullanılmış. peki kim kullanmış? kilisedeki bazı kötü adamcıklar!
tapınakçı duvar ustaları... adı üstünde, harika tapınaklar ve ibadethaneler inşa eden masum müteahhit siyon şövalyeleri!!!