necip hablemitoğlu'nun 1999 yılında yazdığı kitabı.
elimdeki 18. baskıyı pozitif yayınları 2016'da çıkardı.
yakın siyasi tarih kitaplarını okumayı çok severim.
hele cemaat meselesi gibi gündemle ilgili bir konu ise günümüzdeki olayların kökenine doğru ufuk açıcı bir yolculuğa çıkabilirsiniz.
kitaba geçmeden önce yazar hakkında biraz bilgi vermekte fayda var.
necip hablemitoğlu o dönemde ankara üniversitesinde tarih branşında eğitim veriyordu.
kendisi hakkında şurada bir haber ve video mevcut: sozcu.com.tr/2016/gundem/nec...
yazarın alman vakıfları ve bergama olayları ile de gündeme geldiğini hatırlatayım.
bu konuda başka kitapları da mevcut.
yazar bu kitabı 1999'da yazmasına rağmen kitap 2002'de evinin önünde
silahlı saldırıcı sonucu öldürülmesinden sonra basılmış.
kitabında belirttiğine göre yazar son dönemlerinde bazı ekipler tarafından takip ediliyordu.
telefon dinleme, sahte deliller üretip mahkemeye çıkarma, tazminatlarla ve davalarla maddi olarak
kayba uğratma ve yıldırma, bazı kitap çalışmalarının arabasından çalınması, isimsiz mektuplarla,
posta kutusuna bırakılan tehdit mesajlarıyla ve daha başka yollarla çok yönlü bir saldırı altında idi.
genel görüşe göre yazarın gülen cemaatine bağlı ekipler tarafından öldürüldüğü düşünülüyor.
zaten kitabı bitirdikten sonra ben de bu kanaate vardım.
şimdi gelelim kitabın içeriğine.
daha önce burada siyon liderlerinin protokollerini yazmıştım.
o kitabın her sayfasında siyoncu o lanet topluluğa küfrediyorsunuz.
hah işte bu kitapta da bende benzer şeyler oldu.
birçok yerde bu cemaat görünümlü cia çetesi ve avenesine lanetler okudum!
kitapta yazılanlar cemaatin o dönem emniyetteki faaliyetleri ile ilgili.
lakin sanıyorsunuz ki bugünü anlatıyor! halbuki yıl 1999!
asıl merak ettiğim ise bundan 18 yıl önceki haliyle bile bu kadar güçlü olan
bu şeytani örgütün şimdi kimbilir hangi güce sahip olduğu!
nitekim 15 temmuz ve öncesi darbe sürecinde bunları gördük ama günümüzde
cemaatin göründüğünden çok daha güçlü olması gerekiyor! aksi mümkün değil!
zira günümüzde yaptıkları hile hurda ayak oyunları tehdit şantaj kumpas kaset
gibi akla gelebilecek her türlü şeytanlığı o dönem de yapmışlar!
sırf kendi cemaatlerinden değil diye, kendilerine biat etmiyorlar diye
müslüman olup olmadığına bakmadan, kadro sürgünü mü ararsın,
komplo yoluyla meslekten ihraç mı ararsın, yolsuzluk, usulsüzlük,
her türlü alçaklığı işlemişler!
emniyet içindeki bir kadro fetullacı örgütlenmeye ilişkin rapor hazırlıyor,
bunların kendi müdürleri olayı kapatmaya çalışıyor, hazırlayanlar sürgün ediliyor,
mahkemedeki fetöcü hakimler her seferinde bir şekilde bu yasadışı girişimleri suçsuz buluyorlar!
mahkeme aleyhte bir karar alsa bile bu karar uygulanmıyor,
bir şekilde zaman aşımı oluşturuluyor, sonra yine bildiklerini okuyorlar.
hablemitoğlu ile ve kendilerine karşı olan herkesle bu şekilde mücadele etmişler.
fakat hablemitoğlu'nun en büyük yanlışı tüm müslüman cemaatleri reddeden,
millici fakat aynı zamanda laikçi ve kemalist bir anlayışa sahip olmasıydı.
cemaatin aslında cia, mi6, bnd gibi örgütlerin paravanı olduğunu söylemesine rağmen
bunları din bağlamında değerlendirmesi önemli bir kusuruydu.
kitabın bir kısmındaki teknik raporlar okuyucuyu sıkıyor. buraları hızlıca geçmeniz mümkün.
kitabı bitirdikten sonra genel olarak fetö küfür çetesinin daha 18 yıl önceden ne menem
bir halt olduğunu benim gibi sizin de daha iyi anlamaya başlayacağınızı düşünüyorum.
güncel siyaseti takip edenlere muhakkak tavsiye.
--- alıntı ---
“işte 'köstebek' adlı bu çalışma, içinde bulunduğumuz kapkara dönemde, devletimizin altının nasıl oyulduğunun,
nasıl zaafa düşürüldüğünün binlerce örneğinden sadece birine ışık tutuyor:
türk devleti'nin istihbarat birimlerine sızmış, kadrolaşmış fethullahçıları!..
şeyhleri abd'de yaşayan, ancak kendi ülkesinde devlet güvenlik mahkemesi'nde yargılanan;
cia, mi6 ve bnd gibi yabancı ülke istihbarat örgütlerine taşeronluk yapan bir cemaate mensup müritlerin,
asli görevi kendileri ile mücadele etmek olan istihbarat birimlerinde kadrolaşabileceğini,
devletin gücünü, devleti savunanlara karşı kullanabilecek düzeye gelebileceklerini kim tahmin edebilir ki?
'köstebek' bu ihanet öyküsünün adıdır…"
--- alıntı ---