Gönderi

10/10
·294 syf.··
2019 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2019 19:01
Dua: Sesin kıblesi Dua: Kalbin söze taş(ın)ması Dua: Avuçların göğe asılması. Dua: Sesin yokuş yukarı akışı. Dua: ‘Ah!’ın ‘Ah!’la teselli bulması. Dua gerçekten kader değiştirir miydi ? Dua, Allah Teala’nın takdirini değiştirmeyi değil, kulun kendini değiştirmeyi fırsat bulduğu bir andı. Dua kader değiştiriyordu aslında. “Dua Etmeyen Kul” yazılı olan kaderini, “Dua eden Kul” Diye yazılması, En hayırlı değişim olarak sayılmasına yetmez miydi ? Ne güzeldir. Elleri semaya açıp, Seni herkesten çok bilenin, Seni herkesten çok duyanın, Sana ayet de , “Ben sana şah damarından daha yakınım” dediği halde seni dinleyip dualara icabet etmesi. Dua bir ah! Haliydi. Rabbine Ah’ını duyurmanın Duaya Yüz sürmenin, dua dua Rabbe acziyetini bildirmenin hali. Rabbiyle hiç baş başa kalmayıp derdini hiç anlat(a)mayan insanın içindeki boşluğu, dünyayı verseler yine dolduramayacaktır. Hani Alimin birine inançsız bir adam gelmişti de, “Ben hiç Allah’a El açmadım, dua etmedim, af dilemedim ama Allah bana hiç bela vermedi” deyince, Alim şu cevabı vermişti: Allah senden dua etmenin, af dilemenin güzelliğini aldı ya bundan daha büyük bela mı arıyorsun.” Her neyi olursa olsun neye sahip olursa olsun. Ellerini Rabbine açacak kadar nimeti yoksa Fakirdir, Mağluptur. Hani Hızır (as) gemiyi delmişti ya: Ama öyle bir delik ki batmayacak kadar küçük, kusurlu görünecek kadar büyüktü. Batmamalıydı, yoksa kendilerine iyilik eden gemiciye haksızlık etmiş olurdu. Deliksiz de olmamalıydı yoksa gemi korsanlara yem olurdu. Aczimiz ve fakrımız da varlık gemimizin delikleri gibi. Çaresizliğimiz güven güvertemizde kocaman bir çatlak. Yalnızlığımız dalgaların hışmına direnmeye çalışan kapanmaz bir yara. İşte dua o çatlaklardan sızan, o açıkları dolduran bir tatlı tesellidir. Musa (as) gibi hemen kavrayamadığımız ve belki itiraz ettiğimiz ama ancak Hızır’a bahşedilen hikmete aşina olan bir sır bu: İmkânsızın önünde duasız kalırsak, açığımız büyür, batırırız ümidimizi. Kesin olanın yanında duayı lüzumsuz görürsek, açığımızı kapatır, kibrin korsanına kaptırırız ümidimizi. Olanın da, olmayacak olanın da, olabilenin de O’nun “Ol!”uruna bağlı olduğunu bildiğimiz o titrek açıklıkta duaya devam... : Çatlaklarımız dua ile (ve itinayla) yamanır! Bir dua’nın Serinliği sarıyor şimdi Yüreğimi: “... Açılan ellerimde, çırpınan yüreğim var. Temkine gelmeyen, ten kafesinde çırpındıkça kendini daha çok yaralayan deli yüreğim. Bağışla onu Rabbim.” Amin… Bir ayetin teslimiyeti sarıyor şimdi yüreğimi. Sadece Gönlümü Rabbime dönmem benim değerimi arttırıyor katında ve bana sesleniyor: “De ki: Sizin duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” ayeti düşüyor Avuçlarımın boşluğuna. Yani, Dilimde duam Yönüm Rabbime dönükse Değerim var. Yoksa “ne diye değer vereyim sana”. yaptığım her ne ise, Döndüğüm yön Rabbimse, samimiysem değerliyim. Ve bir başka ayetin sıcaklığı düşüyor ağlayamayan gözlerimin pınarlarına: “Kullarım Beni sana soracak olurlarsa, gerçekten de Ben pek yakınım. Bana dua ettiği zaman dua edenin çağrısına cevap veririm.Öyleyse onlar da Bana cevap versinler ve Bana inansınlar ki doğruya erişsinler…” İnanırsam cevap alacağım. İnanırsam karşılık bulacağım. İnanırsam En hayırlısını verecek Rabbim bana… Ey Rabbim. Ellerimi sana açtığımda inanlardan,inanmışlardan Senden başka sığınacak kapısının olmadığına bilenlerden eyle Beni. Amin… Bir İsa(a.s) duasıyla Seslenmek gerek şimdi geldiğimiz, gittiğimiz, hiç varamadığımız, varıpta geri dönmek zorunda kaldığımız diyarlara. “Ben gidiyorum, ta ki benden hayırlısı gelsin”. Hz. İsa’nın Peygamber efendimizin gelişini müjdelemek için ettiği bir duadır. Ne mutlu kendinden sonra gelecek olanı hayırlı niyetlerle bekleyenlere. Ne mutlu gideni hayırla uğurlayanlara. Ne mutlu gelmekle gitmek arasındaki iki kavramın arasında “Hayr” Arayanlara… Senai demirci. Adını anmaktan gurur kitaplarını okumaktan mutluluk duyduğum yazarların en başında gelir. Mükemmel anlatım kabiliyeti, Kelimeleri içine muhteşem anlamlar yükleyen, yazılarında samimi ve harika ötesi bir üslupla “Dua Defterim” kitabını En güzel dualarla sunmuş bize. içinde ne bulacağınızı kısaca özetlemem gerekirse, Dua hayatımızın neresinde olması gerekir. Muhabbetin lezzetini almak için kiminle konuşmamız gerektiğini, söylemem sanırım yeterli olacaktır. İnsanlar dinlemek için bir çok şairler, yazarlar, dostlar, arkadaşlar, ebeveynler bulabilir kendine. Ama Anlatmak için bu kadar şanslı olamayız. Bizi hiç usanmadan, Hadi kalk yeter artık demeden, her şeyi bilmesine Rağmen, biz anlattıkça Anlat kulum diyen bir Rabbimiz var hamd olsun. Sadece bunun için bile Hamd etmek bir ömrümüzü alacaktır. “Dilimle söylediğimi gönlümle söylemeyi öğretti bana Rabbim! Meğer ne kadar da geç kalmışım…” Geç kalmamak duasıyla… Geç kalmışlıklarımıza avuç Avuç yaklaşmak duasıyla… Ettiğimiz her duanın içinde Rahmetin gölgesinin altında olmak Duasıyla… Bunca Duadan sonra bir de beddua etmeden bitmezdi bu inceleme… Kesilsin ellerin. Boş işlerden kesilsin. Kesilsin ellerin. Haram işlemekten kesilsin. Kesilsin ellerin. Yusuf yüzlülerin canlar okşayan güzelliklerini görüp kesildiğini hissetmesin. Selam ve Dua ile…. Keyifli okumalar.
Dua DefterimSenai Demirci · Timaş Yayınevi · 2008137 okunma
·
192 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
“De ki: Sizin duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” İlk cümleleri okurken daha aklımdan geçen... En çok da terapidir dua, dinginliktir... Emeğinize, yüreğinize sağlık...
Osman
Gönderi Sahibi
Kiminle dertleştiğimizi biliyorsak eğer en güzel muhabbet en güzel terapidir dua haklısınız. Teşekkür ederim vakit ayırıpda okuduğunuz için. Sizinde yüreğinize sağlık.