Puan vermedi·358 syf.····Okunma: 18 Haziran 2019 07:49 İlk Mehmet Uzun romanımı, bir arkadaşımın “tarafsız bir şekilde oku” demesiyle elime aldım. Gerçekten de tarafsız bir bakışla okumaya başladım; fakat açıkçası tarafsız kalamadım.
Romanda Kevok (güvercin) ve Baz’ın (şahin) hayat hikâyesi anlatılıyor. Kevok’un sevdiği uğruna dağa çıkışı; Baz’ın ise devlet askeri olarak ailevi ve içsel sorunlarıyla mücadelesi, ardından dağda yakalanan Kevok’a âşık oluşu ve devamındaki süreç işleniyor.
Kitapta yaşadığımız topraklar sanki iki ayrı ülkeymiş gibi kurgulanmış:
“Dağ Ülkesi” ve “Büyük Ülke.”
“Büyük Ülke” insanının, “Dağ Ülkesi”ne sürekli işkence eden taraf gibi yansıtılması beni rahatsız etti. Evet, geçmişte yaşanmış ve asla yaşanmaması gereken acılar oldu. Yapılan haksızlıkların hesabını elbette Allah soracaktır. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki; bir tarafın elinde silah varken diğer tarafın elinde orkide yoktu.
Kitapta “Dağ Ülkesi” insanı savaşçı, “Büyük Ülke” insanı ise zalim gibi resmedilmiş. Fakat bir kitabı okumak, onun düşüncelerini benimsemek anlamına gelmez. Lütfen bunu idrak edelim. Ben de incelememde rahatsız olduğum noktaları özellikle belirttim. Yine de şunu samimiyetle söylüyorum: Keşke bu acılar hiç yaşanmasaydı.
Kitap üzerine daha fazla detaylı yorum yapmak istemiyorum. Ancak üzerinde durmak istediğim önemli bir konu var: Irkçılık ve ayrımcılık meselesi.
Sevgili Peygamberimizin şu sözleri her şeyin özeti değil mi?
“Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız da birdir. Ne Arap’ın Acem’e, ne Acem’in Arap’a, ne beyazın siyaha, ne siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur.”
“Kim asabiyet (ırkçılık) davası güderse bizden değildir; ırkçılık uğrunda savaşan da bizden değildir, bu uğurda ölen de bizden değildir.”
“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması O’nun kudretinin delillerindendir.” (Rum, 22)
“İnsanlar başlangıçta tek bir ümmetti; sonra ayrılığa düştüler.”
Bunları neden paylaşıyorum? Çünkü bizler meseleyi hak ve adalet çizgisinden çıkarıp ırkçılık ve ayrımcılık zeminine taşıdığımız sürece, hem dünyada huzuru kaybederiz hem de ahirette hesabı ağır olur.
Son olarak bir Arapça ibarede geçen şu sözü paylaşmak istiyorum:
“Muhatabın hangi dinden veya mezhepten olursa olsun, aranızdaki ayrılıkları birbirinizden uzaklaştırın ki ilim ruhu ikinize de hükmedebilsin.”
Dileğim; okuyan herkesin bu bilinçle düşünmesi ve yaşamasıdır. Çünkü bizi ayıran kimlikler değil, birleştiren değerlerdir asıl olan.