Puan vermedi·160 syf.····Okunma: 20 Haziran 2019 23:31 Kitaptan bahsetmeden önce bu kitabın benim hayatımdaki yerini belirtmek istiyorum.Ben bir yılını üniversite kazanmaya adayan milyon tane öğrenciden biriydim.Ve bu dönem benim kitapları anlayarak kendimi vererek okumama engel oldu.Ayrıca belki büyük bir itiraf olabilir ama ben 17 yıllık hayatımda daha 1-2 senedir kendimi kitapları sevmeye okumaya vermiş bi insanım.Mesela belki de herkes okumuştur ya diyebileceğiniz birçok kitabı okumamışımdır.Hazır yazarları aynıyken buna örnek olarak Suç ve Ceza'yı vermek istiyorum( baya üzücü ama dimi bu :'))
Neyse artık incelemeye geçmek istiyorum.Bu geç başlayan okuma arzuma engel olan üniversite hazırlık dönemimden sonra ilk aldığım kitap bu oldu.Yani ben bunu "özgürlüğümün ilk kitabı" olarak adlandırdım.Bu yüzden bu kitabın anlattıklarıyla bağımsız olarak zaten bu kitabın hayatımdaki yeri ayrı olacak.Kurmaya karar verdiğim kendi kütüphanemin de ilk kitaplarından biri.
İçeriğine gelince....Anlam yoğunluğu çok fazla ve bilinçakışları varoluşçuluk kitaba hakim olan şeyler.Ve şunu diyebilirim ki anlatım cidden sürükleyip götürüyor insanı..Dostoyevski'nin anlattıkları bahsettikleri birbiriyle çelişen cümleleri... hepsini kendimde görebildim çünkü ben de zaman zaman kendisiyle çelişen sürekli sorgulayan ve sürekli düşünceleriyle boğuşan bi insanım.Kitabın baş kısımlarında yazar sizinle sohbet halinde gibi.Ki abartısız karşı karşıya konuşuyomuş gibi oluyorsunuz ister istemez.Cevap vercek oluyorsunuz da o da tam o anda sizin cevabınızı tahmin edip sizi susturuyor gibi.Ortalarından itibaren yazar başından geçen bir olayı hikayelestirip anlatıyor.Yine bu kısmında yer yer yazarın kendi düşünce karışıklığı,bazı bencillikleri,öç alma hırsı vb..vb.. hakim.Dostoyevski kendini anlatışına göre çok pislik iğrenç bi insan gibi gelse de aslında birçok şeyin gerçek olup olmadığı muamma.Bu görünüşteki amacının hayatımızda karşımıza çıkabilecek her çeşit insanla bizi mücadele ettirme olduğu kanısına vardım ben.Kitabı bitirdikten sonra bunları düşündüm biraz kitapta neylerin gerçek olup olamayacağı.Dostoyevski'nin anlattığı hangi duygunun gerçekten ona ait olduğu falan filan.Kendi hayatımızda da milyon tane insanı bu şekilde çözümlemeye çalışmıyoruz mu zaten ; bir Dostoyevski daha eklense ne olur ki bunlara..? ;)