·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Haziran 2019 20:18 Merhabalaar
Nihan Kaya – İyi Toplum Yoktur / Günlük Hayatta Toplumun Bireyi İstismar Biçimleri
Size dimağlara şenlik bir kitapla geldim.
Önce neden bu kitaba rast düştüm ondan bahsetmek istiyorum. Çok küçük yaşlardan beri insanların evliliklerini ardı gözükmeyen külfetlerle dolu zorlu törenler uğraşlar ve hazırlıklarla yapmalarını çok gereksiz ve saçma bulmuşumdur. Ben ne nişan ne kına ne pahalı hazırlıklar cart curt töreni istemiyorum deyince hep “ucuza mı gitçen sen olmaz öyle şey” tepkileriyle karşılanıyorum. Haliyle yaş ilerledikçe çevreden gördüklerim beni daha da rahatsız etmeye başladı. Sonra bir anda kitabın ismi beni çok etkiledi ve yazarı da hiç tanımadığım halde (şu sıralar yazarı bu kadar geç tanımış olmanın büyük pişmanlığını yaşıyorum) hemen alıp okudum. Vee iyi ki okudum. (her kitaba bunu demek zorunda mısın diyenleri içeri alalım )
Nihan Kaya, bizim toplum olarak konusunu açmak cesaretini gösteremediğimiz, sayısız insanın içten içe hissettiği şeyleri bir bir ortaya dökmüş. Belki daha önce bu cesareti göstermiş ve dile getirmiş başkaları da vardır ama beni düşüncelerimi derinleştirme imkanıyla baş başa bırakan bu kitap oldu.
Kitap “İsmail’i kurtarmaya, çünkü onu kurtarmaya inanmadığımız sürece içte ve dışta kurtuluşa eremeyeceğiz.” ifadesiyle başlıyor. Oldukça hoşuma giden ve merak uyandıran ifadeyi kitabın ilerleyen kısımlarında benim için öyle derin açıklamış ki Kaya, “kurban” kavramını tüm boyutlarında ortaya sermiş. Değinecek çok şey var ama asıl konu kurban etme/edilme durumuyla törenlerin harmanlanmış hali. Nihan Kaya diyor ki “Ailelerin tören yoluyla kızlarını/gelinlerini kurban etme bilinçlerinin kızlarının ve/veya oğullarının mutluluğundan daha önemli olması, kanımı donduruyor.” (Sayfa 53) ve devam eden sayfada “Aile, çocuklarının ne zaman, ne şekilde, nasıl evleneceği konusunda ne kadar söz hakkı olduğuna inanıyorsa, nikah gerçekleştikten sonra da yeni çiftin aile hayatına müdahale hakkını o kadar kendinde görür.” diyerek bilinç altı şimşeklerini çaktırıyor. Toplumsal olarak cinsiyetlerin belirli haklar ve özelliklerle yetiştirilme geleneğinin nasıl bizim için bir ahlak (!) haline dönüştüğünü ve bunu sorgulamayı işten bile görmediğimizi ve dahası bunu çoğu kez İslam adı altında yaptığımızı büyük bir cesaretle anlatmış yazarımız. Toplumun ahlak dediği şeyler dışında yetişmiş ve düşünülmüş her şey ayıplanıyor ve biz bunları olağan karşılıyoruz. Ve bu mekanizma öyle kuvvetlenmiş durumda ki bize yeni bir kurban etme yöntemini; linçi sunuyor. Toplumun nasıl kurban isteyen vampirlere dönüştüğünü okurken kendi hayatınız üzerinden de müşahede ediyorsunuz. Kurban biçimlerini öyle geniş ele almış ki, neredeyse hiçbirimizin aklına gelmeyen bayram hazırlıklarının bizi nasıl kurbana dönüştürdüğünü, bunun kültür, alışkanlık, gelenek altında nasıl ahlak tepsisinde sunulduğunu görüyorsunuz okurken. Kitabın neredeyse her sayfasında altını çizdiğim bir şeyler var ama bu konuyu bir alıntıyla kapatalım: “Doğmuş her canlıya göstermemiz gereken nezaket, birinin sınırlarımıza müdahale ettiği yerde mesafeye dönüşmeli.” (Sayfa 54)
Toplum, kendisi için sıkıntı olan ama dile getirilmesi ar görülen her şey için kendine kriterler oluşturmuş ve sonuçları kurban/linç doğurmuş. Kitabın bana net bir şekilde anlattığı şey bu oldu galiba. Çünkü kendi kafamda birbirinden bağımsız olarak düşündüğüm her şeyi zincirleme olarak birbirine bağlı olduğunu/olarak anlatmış Nihan Kaya.
Aslında İyi Toplum Yoktur bir serinin ikinci kitabıymış. İlki İyi Aile Yoktur imiş. Kitabın içeriği oldukça zengin alıntı, öneri ve kaynak dolu. Aile adına değinilecek konulara muhtemelen ilk kitapta çok ayrıntılı yer vermiş yazarımız İyi Toplum Yoktur’da da oldukça tatmin edici şekilde ebeveyn ve çocukları ile ilgili meselelere değinmiş. Evlilik algıları, beklentileri ve çoğu insan için caydırıcı hale dönüşmüş meseleleri dile getirmiş. Sayfa 124’den bir alıntı bırakacağım: “Bir hayatı yıllardır sürdürmeniz, o hayatı o şekilde sürdürebildiğinizin kanıtıdır. Evliliğin, insanların size evliliğin ne olduğunu söylediği değil, siz onu ne yaparsanız o olduğu gibi, hayatınız da insanların size yaşamanızı öngördüğü şartlar değil, siz onu ne yaparsanız odur. Herkesin sizden öyle ya da böyle yaşadığınız bir hayatı beklemesi, sizin o hayatı yaşamanızı gerektirmez. Sizden beklenen hayatı yaşadığınız sürece, gerçek bir şey yaratabilmeniz; imkansız olan budur. Her hayat kendisine özeldir ve hayat da yaratılan bir şeydir. Hayatınızı yaratmanızla kendinizi yaratmanız ve bir şey yaratmanız, paraleldir.”
Elimden gelse tüm kitaptan bahsederim ama siz en iyisi bu kitabı okuyun. Hareket etmediğimiz için zincirlerimizin farkında değiliz, İyi Toplum Yoktur’la Nihan Kaya sizi hareket ettirerek zincirlerin farkına varmanızı sağlıyor. Keşke çift hesaplarının kurulduğu sosyal alem yerine bu kitabın herkese ulaştığı platformlara bağımlı olsaydık…