Puan vermedi·632 syf.····Okunma: 26 Haziran 2019 03:53 En baştan anlaşalım, dünyadaki en güzel kitaplardandır kendisi. Bu kadar uzun olup bu kadar kısa süre hiçbir kitabı okumamıştım daha önce. Yani bu Oblomov, bu Oblomovluk o kadar tanıdık ki, o kadar elle tutulabilen ve kendi içinde mutlaka bulunabilen bir karakter ki, insan biraz gülüp biraz utanıp biraz hayıflanmadan edemiyor. Hayatımın bir dönemi tam olarak bu sanrıyla geçmişti. Kısa sürdü ama gerçekten etkisi o kadar ağır ki, insan yaşadığını anlamak istiyor ama yaşamak için hiçbir şey yapası gelmiyor. Yani yataktan kalkmasam benim için daha iyi ama yataktan kalkmazsam kafamda dönen düşlere de hiç ulaşamayacağım. Ah uyku, ne güzelsin ama uyanamazsam da yaşayamayacağım ki. Ölmeyi yeğlemektir bu kitap! *Spoiler içerebilecek bir konuşmaya gireceğim, okumayın*
Kitabın ilk başlarında o kadar güldüm ki, o kadar güldüm ki. En kaliteli komedi filmi beni bu kadar güldüremezdi herhalde. Kıkır kıkır güldüm resmen. Üstelik öyle ‘komik’ denecek bir şey bile yoktu. Acıdım, ona güldüm sanırım. Kendime ve Oblomov’a. Yani, Oblomov öyle bir karakter ki, onu tanımamanızın imkanı yok. Hayatınızın bir döneminde mutlaka o sizsinizdir. Öyle biri ki Oblomov, kendini zorlayıp kalktığında, binbir düşünceyle itip kalktığında, ayakları terliğini hemen bulamazsa geri oturur.
Ştolts ise öyle bir karakter ki, gerçekten bir süper kahramana inanmaz sevmem izlemem ilgi duymam, ama Ştolts bu kitabın süper kahramanıdır! Can gibidir, herkese nasip edilsin denecek bir insandır. Keşke öyle bir dostu olsa herkesin, Oblomovluk falan kalmazdı kimse de, orijinal Oblomov siz değilseniz. -Orijinal Oblomov benim!-
Aşk bile kaldıramadı o yataktan ve ağır düşüncelerden Oblomov’u, o yüzden ben onu ölümle nişanlı görmüştüm ta en baştan. Olsun, bazı karakterler ve bazı insanlar toprak altında çok güzellerdir! İnanın.
Ştolts ve Olga’nın vefası ise gerçekten takdiri hak ediyordu. Birçok insan ihanet falan demişti ama ben kesinlikle öyle düşünmüyorum. Yapmadıkları kalmadı, kendilerini ertelediler Oblomov’a yetişmek için ama bazı çiçekler tekrar açmaz! Onları güzel anmaktan başka çaremiz yoktur. Yine de Olga’nın Ştolts’dan ziyade, Oblomov’a aşık olduğunu düşünüyorum. Ştolts dingin ılık bir deniz ama Olga çetin suları ve soğuktan titremeyi seven bir karakter. Oblomov’u diriltip yanında yaşamak daha tercih edilesiydi ama kalın duvar gururu ve bizzat Oblomov buna engel oldu. Ama olsun, sonunda mutlu ve memnun oldular. Aşık olmadılar ama olsun, bazıları memnun olmayı tercih ederler.
Kitap hakkında düşüncelerim bu kadardır. Çok altını çizdiğim yer oldu ama hepsi tabii ki buraya sığmayacak, o yüzden fotoğrafları kaydırıp bakabilirsiniz. Bir de kitabın ilk yarısı, ikinci yarısından daha kolay bir okunma deneyimi sunuyordu. Ben, dikkat dağınıklığı olan ben bile 18 günde bitirdim bu kitabı. Bence gayet iyi. Hiç de akmıyor değil, gayet kolay akıp gidiyor yapraklar.
Not: Sadece Oblomov’un rüyasından çok sıkıldım. Bir türlü çevrilmedi yapraklar bitsin diye dakika saydım okurken. Ama tasvir okumayı sevenler mutlaka orayı da seveceklerdir.
Not 2: Zahar'a değinmeyi unutmuşum. Beni çok güldüren ve lanet okutan bir karakter oldu. Oblomov gibi ama daha beter ama daha iyi durumda. Ve bakış açısı komik. Bence aptal değil, farklı yolları görüyor. Onda da kendimi bulmuş olabilirim.
Tanrım, ne diye seviyor beni? Ben ne diye seviyorum onu? Keşke tanışmasaydık.