Bayan Değil Kadın!
Puan vermedi·160 syf.··
2019 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2019 00:20
Virginia Woolf'un okuduğum ilk kitabı.Onunla tanışmam bu kitap sayesinde oldu.Feminist hareketin öncülerinden birisi olduğunu öğrendiğim yazarın kitabını okumamın asıl sebebi günümüzde çarpıtılmış,yozlaşmış ve asıl feminizmin arkasına saklanarak , kişilere alakasız düşünceleri empoze etmeye çalışan düşüncenin saf halini görüp ,feminizme karşı olan ön yargılarımı yıkmaktı.Yazarın bu konuda başarılı olduğunu da söyleyebilirim.Yaşadığımız çağda pek sık kullanılan bu düşünceleri ve ideolojileri mantık dışı argümanlarla yıpratma hareketi insanların kafasındaki önyargı duvarına bir tuğla daha koyuyor.Bundan sıyrılmanın yolunu bunları birinci kaynaktan elde ederek yıkmak olduğunu düşünüyorum. Yazarın olayı ele alış biçiminin çok akıcı ve bir bütün halinde olduğunu söyleyemem fakat desteklediği düşünceyi çarpıcı örneklerle ele alması kitaptan alınan hazzı oldukça arttırıyor.Kitap bir manifesto niteliğinde ve Virginia'nın kütüphaneye alınmamasıyla başlıyor. Yazarın yakındığı durum iki cinsiyet arasındaki eşitsizliğe engel olacak olan imkanları kadınlara vermeyerek onun aciz ve zavallı olduğunun erkekler tarafından kadınların suratına haykırılmasıdır.Woolf bu imkanları sembolizmin de yardımıyla 500 sterlin ve kadının kendine ait bir odaya sahip olması olarak belirtiyor.Çok basit gibi görünen bu şartlar aslında altında çok derin anlamlar barındırıyor.Benim fikrimce 500 sterlin,maddi olarak bağımsız bir kadını;kendine ait bir oda da,tüm baskılardan,yıldırma çalışmalarından ve engellerden soyutlanmış ,kadına ait bir alanı simgeliyor.Bunlar düşünüldüğünde bir kültür-sanat anlayışını oluşturup ,bu oluşan anlayışı bir esere yansıtmak için gereken her şeyi içinde barındırıyor çünkü bu ortamın olduğu yerde özgür düşünce olur .Sürekli müdahale ve baskı bir kişinin özgürlüğünü yavaş yavaş eritir ve en sonunda da bitirir.Yazar bunun önüne geçip kültür ,sanat,bilim ve felsefe gibi alanlara kadın elinin değip erkeklerle birlikte bir ilerleme gerçekleştirilmesi gerektiğini destekliyor.En çok dikkatimi çeken kısımlardan biri kadınların da bu sahalarda yer alması olayını ,kadınlar lehine pozitif bir ayrımcılıkla değil her iki tarafın da birlikte eşit bir şekilde çaba sarfederek gerçekleştirilmesi gerektiğini savunması.Günümüzde yürütülen kadın hakları savunuculuğunun büyük bir bölümünün pozitif ayrımcılık ve karşı tarafa duyulan nefretle çözülebileceğini savunmasını üzülerek görüyorum.Yukarıda bahsettiğim ideolojilerde ve fikirlerdeki yıpranma burada acı bir şekilde tecelli ediyor.Virginia herkesin beyninin kadın ve erkek tarafı olduğunu;erkeklerde erkek tarafın kadın tarafa baskın oluğunu,kadınlarda ise kadın tarafın erkek tarafa baskın oluğundan bahsediyor.Yani Virginia'nın davasının "BAYAN DEĞİL KADIN" gibi saçma takıntılardan öte beynin bu iki bölümü arasında bir dengeyi sağlayıp o istenilen eşitliğe ulaşılması gerektiğini savunuyor ve bu beynin iki tarafı arasındaki eşitlik sonucu oluşan yapıları da kadınsı-erkek ve erkeksi-kadın olarak tanımlıyor. Düşüncelerimi Virginia Woolf'un o güzel sözüyle bitirmek istiyorum."İsterseniz kütüphanelerinizi kilitleyin ama zihnimin özgürlüğünü kilitleyebileceğiniz hiçbir kapı,kilit,sürgü yoktur."
Edebiyat
Kendine Ait Bir OdaVirginia Woolf · İndigo Kitap · 201748,3bin okunma
·
3 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.