10/10
·1016 syf.··
Beğendi
·
2019 73. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2019 11:00
·
Sanırım bu kitap, okuduğum en mükemmel şeydi. Öyle ki, şimdi incelemesini nasıl yapacağımı kara kara düşünüyorum. Daha önce hiçbir dünya beni bu şekilde içine çekmemiş, bu şekilde heyecanlandırıp meraka boğmamıştı. Evet, Sanderson’ın diğer dünyalarına da bayılıyorum ama Roshar... Roshar bambaşka bir şey. İlk kitabı da sayacak olursak kitapta iki bine yakın sayfa okumuş oldum. Bu iki bin sayfa, on kitaptan oluşacağı tahmin edilen serinin aslında sadece başlangıcı. Fakat görebileceğiniz en dolu başlangıç. Bu yüzden hem çok şey okuduğumu ama hiçbir şey bilmediğimi hissediyorum ve bu his bir şekilde hoşuma gidiyor. Cosmere Evreni, geçen sene Sanderson ile tanıştığımdan beri favori evrenlerimden. Roshar’da geçen Fırtınaışığı Arşivleri ise diğer okuduğum o tüm Cosmere kitaplarının bir toparlaması gibi. Bu yüzden eğer serinin ilk kitabını okumuş, ikinciye geçmeyi düşünenlere önce Sissoylu, Elantris ve özellikle Savaşkıran’ı okumalarını önerebilirim. Yanlış anlamayın, birbirleriyle çok bağlantılı değiller, onları okumadan da Fırtınaışığı okuyabilirsiniz ama aralarındaki o ince bağı keşfetmeye çalışmak -eğer siz de benim gibiyseniz- size büyük bir keyif sunacaktır. Kitapta yine farklı açılardan takip ediyoruz hikayeyi. Bir yanda Jasnah’nın himayesindeki Shallan, öbür yanda Kaladin ve koruması gereken Kholin Ailesi. Bunun dışında şimdi saymamam gereken de birçok Ara Söz var, bu Ara Söz’lerde hikayeyi Parshendilerin gözünden bile görebiliyoruz! Ve elbette, Beyazlı Suikastçı... O da geliyor. Şimdi, kitabı okumuş olanlar için ilgimi çeken noktalardan bahsetmek istiyorum. Buradan sonrası spoiler niteliği taşıyabilir. Kitabı okumamışların devamını okumaması önerilir! Parshendiler, “Fırtınaform” sandıkları bir tür forma geçtiler, fakat biz bu formun “Yokelçiler”e ait formları olduğunu biliyoruz. Muhtemelen bu, Garaz’dan gelen bir şey. Ve Garaz denilen kötü... Tanrı(?) da beni en meraklandıran şeylerden biri, çünkü hikaye boyu o konuştuysa bile bunu bilemiyoruz. (Eğer Savaşkıran okumadıysanız, buradan sonraki üç paragrafı atlayın.) İkinci şey: Hoid... Yani Akıl. Kitabın bazı bölümlerinde ona yazılmış gibi görünen sözler var, başlarda yani. Ayrıca kitaptaki bir noktada Hoid kendi yaşında tek bir kadının olduğunu ve onunla da anlaşılamadıkları belirtiyor. Bu, Hoid gibi başkalarının da olduğu anlamına geliyor anlaşılan. Hoid’e söylenen (ya da Hoid’in söylediği, emin değilim) sözlerden biri diyor ki: “Neden olduğumuz yıkımlar yetmedi mi? Şu anda gezindiğin dünyaların üzerinde Adonalsium’un dokunuşu ve tasarımı var. Şu ana kadarki müdahalelerimiz acıdan başka bir şey getirmedi.” Bu sözlerden yola çıkarak Hoid’in yardım etmeye çalışırken -belki de- zarar verdiğini düşünüyorum. Ya da belki de yardım bile etmeye çalışmazken. Belki de konduğu her diyarda ölen tanrıların onunla bir alakası vardır. Gelelim Savaşkıran kısmına... Savaşkıran ve Fırtınaışığı arasındaki bağ için iki lafım olacak. İlki şu ki, Savaşkıran gelecekte geçen bir hikaye, diye düşünüyorum. Çünkü hatırlarsınız, Hoid orayı ziyaret ettiğinde Işıktını ve Siri’ye “Ölen Tanrılar”dan bahsetmişti. Ben o zamanlar Fırtınaışığı okumadığımdan bahsettiği diyarın Scadrial olduğunu varsaymıştım ama şimdi öyle bariz geliyor ki Roshar olduğu! İkinci yorumumsa şu: GECEKANI’NIN ROSHAR’DA NE İŞİ VAR KAFAYI YİYECEĞİM. Gerçekten. Szeth’in son sahnesini okuduğumdan beri nefes problemleri yaşıyorum. Gecekanı zaten tuhaf bir kılıçtı, belki Pare’dir diyordum ama bir Pare için bile oldukça tuhaf ve artık Szeth’de. Üstelik onu ona bir elçi verdi! Buradan da Savaşkıran’ın gelecekte geçtiği çıkarımını yapabiliyorum, çünkü -bence- Gecekanı henüz Vasher’ın eline geçmedi. Hatta bir teorim de şöyle: Vasher Roshar’dan çıkacak. Onunla ilgili yarım yamalak bir şeyler biliyorduk zaten, hikayesi oldukça eksikti. (Şimdi bu konuda bilgisi olan insanlar yorumda teorilerimde ne kadar yaklaştığımı ya da ne kadar uydurduğumu söylemesin. Lütfen.) PEKALA! İleride daha iyi bir inceleme yazabilirim. Çünkü bir yıla kadar seriyi tekrar gözden geçireceğimi tahmin ediyorum. O zamana kadar umarım Oathbringer gelir! Çünkü ben şu an kocaman bir boşluktayım, böyle bir kitaptan sonra çıtayı düşürmeyecek ne okunur ki?
Parlayan SözlerBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 2016475 okunma
·
135 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
3. Kitabın önşiparişini vermeden önce seriyi uzun bir süredir bitirdiğim için incelemenizi okudum ve olayları hatırlamaya çalıştım cok güzel bir inceleme yapmıssınız. Sizin yazdıklarınızın yanı sıra 2. Kitaba birdaha göz atsam iyi olucak