9/10
·111 syf.··
2019 37. kitabı
"İnsanları mesut olduğu zaman değil,felaket içinde olduğu zaman tanırsın"Napolyon Bonaparte Peki ya bu söz Meursault gibi bir insan için geçerli olabilir mi? Onun kadar hiçbir şeyi umursamaz,kafasına takmaz bir insan içinde geçerli olabilir miydi? Bence hayır. Annesinin ölümüne bile kayıtsız kalmış bir insandan bahsediyoruz(aslında içten içe üzülüyordu),dört duvar arasında yaşamaya mahkum olmuş bu adamı tanımlayacak söz bulamıyorum. Olayımız, Meursault adlı asosyal arkadaşımızın annesi Cezayir'de vefat etmiştir. Daha sonra kimseyle konuşmayan bu arkadaş kendine has bir iletişim tarzıyla birkaç arkadaş edinir. Ayrıca Meursault'un değişik bir huyu vardı,bu insanların eylemlerini incelemekti, insanların ne konuştuğundan daha çok ne yaptığını incelerdi. Toplum tarafından birazcık dışlanmıştı, belki de en büyük sorumluluğu onun acayip derecede basit düşünüşü üstlenmişti çünkü annesinin ölümünü bile basitleştirmişti ve bu hareketi toplum tarafından kotülenmişti. Ve belki de bu herşeyi basitleştirme çabası onu "yabancı" yapıyordu. Tabii bir ihtimalde Meursault'u benzerliklerimizle değilde farklılıklarımızla yargıladığımız içinde "yabancı" olabilir. Meursault'u biraz daha didiklersek onun hayatını akışına bırakıp yaşadığını görebiliriz (kısmen). O güne(annesinin ölüm günü) kadar hiç düşünmeden yaşamıştı. Çünkü Meursault bir Nietzsche edasında hiçbir şeyi umursamadan, sonuç odaklı yaşamıştı. O hep başkalarını anlamaya çalıştı ama hiç kendini anlamadı. Herkesi anlayabilirdi. Her birimizin hayatını yaşayabilirdu ama kendi hayatını yaşayamıyordu, onun en büyük sorunu buydu ve bu yüzden YABANCI idi...
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,5bin okunma
··
1 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.