Kitabı birinci tekil anlatımla okuyoruz. Belirsiz bir gelecekte İngiltere'de geçen hikayede Alex'in yaşantısı ve bunun üzerinden iyilik, kötülük, tercih, zorunluluk gibi bazı konular anlatılıyor.
Kendisi 15 yaşında ve öğrenci. Bir kere bile okula gitmedi gerçi. Üç arkadaşıyla beraber kurdukları bir çeteleri var.
Kitabın ilk bölümü boyunca tek yaptıkları gasp, tecavüz ve insan öldürmek. Üstelik ne aileleri bundan haberdar ne de hükümet sokaklarda terör estiren bu tarz çetelere karşı bir şey yapabiliyor. Bu yüzden ilk bölümü hiç sevmiyorum. Yaptıkları şeyler çok korkunç. Ayrıca inanılmaz derecede argo kelime var. Yazar bu kitap için 'Nadsat' adlı bir dil oluşturmuş. Yani Alex ve çetesinin kullandığı argo kelimeleri. Karakterin sürekli "kardeşlerim, dikizlemek" kelimelerini kullanması cidden sinir bozucuydu. Kitaba hiçbir anlam veremedim ve nasıl modern klasikler dizisinde yer aldığını düşündüm. Üçüncü bölüme geçtiğimde anladım. Kitapta bir deney yapılıyor. İnsanların hür iradelerini saf dışı bırakarak bilimsel bir yolla kötülükten alıkoyuyorlar. Yani kötülük yapmamayı tercih etmiyorsunuz. Kötülük yapmamaya mecbursunuz, kendi iyiliğiniz için. İlk ve ikinci bölüm çok uzatılmıştı bunun yerine üçüncü bölümün daha uzun anlatılmasını isterdim. Okuduğum en realist distopya. Yani yazılanların yaşanması fikri çok uzak gelmiyor
"İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar.." alıntısı kitabın özeti gibi. Kitabı ilk başlarda beğenmemiştim ama okudukça, ilerledikçe kavramaya çalıştım ve gerçekten çok farklı bir konuya sahip.