Gönderi

6/10
·115 syf.··
2019 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2019 21:57
‘’Uçan Tabut’’ kitabını ilk kez Ayşe Arman’ın röportajında duydum. Açıkçası kitap hakkında ‘’son zamanlarda okuduğum açık ara en sıkı kitap’’ yorumunu duyunca elbette içimi karşı konulamaz bir okuma merakı sardı. Okumayı seviyorsanız ve yeni şeyler keşfetmeye de bayılıyorsanız içimdeki iştahı çok iyi anlayacaksınız. Genelde eğer almak istediğim bir aylık sürede birkaç kitabı geçmiyorsa internetten sipariş etmek yerine kitabevlerini gezerek almayı tercih ederim. Ama o hafta sanırım yoğunluktan kitabı almak hiç aklıma bile gelmedi taaa ki alakasız bir iş için evimin yakınındaki kitabevine gidene kadar. Aldığım kırtasiye malzemelerinin ücretini öderken kasanın önünde nazlı nazlı duran ‘’Uçan Tabut’u hemen satın aldım. Ve sanki gönlünü almak istercesine oturdum o akşam hemen okumaya başladım. Aslında daha kitaba başlamadan yazara ve ilk kitabını bastırma çabasına bir sempatim oluşmuştu. İçimden ona hak vermeler, ‘’tabi canım ya kim bilir kaç kere yayın evlerinden gelen bir cevap var mı diye bin heves açtın baktın mail kutunu’’ diye empati yapmalar... Daldım kitabın içine. Kitap kişilerden kişilere açılan hikayelerle ilerlerken ben de odadan odaya geçmeye başladım. İlk 33 sayfa gayet beğendim. Zaten okurken bana geçen his tam olarak şuydu. Hatun oturmuş bilgisayarının başına, sağına soluna bakmadan dümdüz yazmaya başlamış. Aslında dediğim gibi ilk başta bu hoşuma giden bir şey oldu. Ama Selin’in kız kardeşi Nilay’dan sonra bir yalpalama bir savrulma ve ipin ucunu bulamama durumları ki sormayın. Şimdi şunun şurasında hepimiz daha dün düşmedik kitap okuma sevdasına değil mi? Ben bu kitabı tavsiye üzerine okumak istesem de almadan önce fikir sahibi olabilmek için arkasını çevirdim okudum. Tam olarak şu yazıyor: ‘’New York’tan yurda getirilen bir cenazenin ekseninde gelişen olaylarda, bir diğerinin hayatını bilmeden meteor çarpmışcasına etkileyen bir dizi insanın hikayesi Uçan Tabut. Birbirine dokundukça uyanan, uyandıkça birbirine dokunan insanların hikayesi… Şimdi hakkını verelim kim okusa şu yazıdan sonra bir ilgi duyar kitaba. Keşke meteor çarpmışcasına falan diyerek beklenti yaratmasalardı. Kitaplarda hoşuma giden yerlerin altını çizerek okumayı severim. Mesela ‘’ne çocuksu bir pansuman’’ cümlesini çok beğendim. Dediğim gibi zaten kitap bir arkadaş sohbetine kulak misafiri olmak gibi. Yani cümleler insanın midesine oturmuyor, bir paragrafı ya da sayfayı baştan okuma ihtiyacı hissetmiyorsun. Bundan sonrası spoiler içermektedir. Ensest, Boğaziçi’nde akademik kariyer yaparken hocasını sevgilisi yapan Nilay’ın ihanete uğrayınca şehrin en ünlü eskortlarından birine dönüşüvermesi, Cem’in Bora’nın mezarı başına gidip Yüzyıllık Yalnızlık kitabını okuması, mezarlıkta çalışan Suriyeli çocuğun Cem tarafından okutulması, yok sonra bu çocuğun sırf bombalı bir saldırgana sarılarak suikasti önlediği için terörist zannedilip baskılarla yıldırılması, İsveç’e gidip biyogaz üreten evsel atık geri dönüşüm fabrikasının ortağı olması… Hani bunlar olmaz demiyorum pınarcım, olmamış diyorum. Ve ben bunca yaptığım eleştiriye rağmen yazarın ikinci kitabını da aldım okudum biliyor musunuz? Sırf ilk elin günahı yoktur mantığıyla ve tatlı dilinin hatırına :) ama o da ne, hani sürpriz demeye dilim varmıyor resmen eşek şakası yaptın bana be Pınarcığım!!! Hadi bundan sonrası ‘’Tanık‘’ kitabının altına :)
Uçan TabutPınar Eğilmez · Doğan Kitap · 2018808 okunma
20 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.