·455 syf.····Okunma: 08 Temmuz 2019 14:39 "Bir öneri üzerine kütüphaneme eklediğim ama bir türlü okumaya fırsat bulamadığım kitaplar" listemdeki kitaplardan biriydi. Öncelikle ,listede beklediği süre boyunca artan beklentimi karşıladığını belirtmek isterim. Kitapta incelenen konular oldukça etkileyici ve çarpıcı.İnsanlığın doğuşundan günümüze kadar geçen süreyi hızlı ve akıcı bir şekilde tarıyor kitap. Bunu yaparken de dikkat çekici örneklerden , geçmiş-şu an-gelecek üçgeni arasındaki bağlantılardan sık sık faydalanıyor. Böyle bir kitap yazmak için bir hayli fazla kaynak taraması yapılması gerektiğini, ciddi bir emek ürünü olduğunu da ayrıca belirteyim. Bu tarz kitaplarda çok karşılaşılan anlama zorluğunu da olayları en basite indirgeyerek aktarmayla aşmış yazar. Harari Homo Sapiens'lerin yani bizim gelişme aşamalarımızı en başından şu ana kadar çok da ayrıntıya girmeden önemli noktalarıyla birlikte alevli tabakta önümüze koyuyor.Ama kitapta gözüme çarpan,katılmadığım kısımlar da yok değil. Mutlak objektifliğe sahip bir kitap olmadığını düşünüyorum. Yazarın bu çaba içerisinde olduğunu da pek düşünmüyorum çünkü insanın olduğu her yerde taraflılığın olduğuna inananlardanım. Özellikle dini konulara yöneltilen eleştirilerde Yahudilik'e pek girmediğini fark ettim .Toplu ölümlerden bahsederken sözde "Ermeni soykırımını" da eklemesinin beni birazcık üzdüğünü şovenlik içermeyen duygularla söylüyorum. Bu durumun kitabın genel hatlarına pek bir zararı dokunmadığını düşünsem de alttan alttan belli fikirleri empoze etmeye çalıştığını da düşünüyorum. O kadar kusur kadı kızında da olurculardansanız sıkıntı yok ama benim gibi ayrıntıcı ve sorgulayıcı biri iseniz,ister istemez insanın kafasını kurcalayan küçük noktacıklar bırakıyor arka planda.
Barışçıl bir şekilde yaşamak yerine, diğer kuzenlerimizi ve akrabalarımızı katlettiğimiz yönünde iddialar yer alıyor. Birbirleriyle karşılaştıkları zaman gen haritasını çıkarıp "Aa biz akrabaymışız hiç öyle kavga dövüş olur mu?" deyip medeni insanlar gibi mevzuyu halledeceklerini ben de pek sanmıyorum. O sağduyunun oluşumu ve gelişimi için yeterli sürenin geçmediğini düşünüyorum.
İnsanlığın günümüzdeki durumuna gelmesini sağlayan yolları oluşturan Tarım devrimi ,Bilim devrimi ve Sanayi devriminden de bahsediyor yazar. ,Harari'ye göre , Tarım devrimi ile avcılık-toplayıcılıktan kısmi yerleşik hayata geçmemiz yaptığımız büyük bir hataydı.
Bilim devrimiyle yapılan önemli sıçramayla artık istediğimizi elde etmemiz çok kısa zaman alıyor. Bu sürecin Kapitalizmin dünya çapında yayılması ile çakışması bizi ihtiyacımız olmayan şeyleri de deli gibi alan bir "tüketici toplumu" haline getirdi.Sürekli büyüyen pastadaki en büyük dilimi alabilmek için verdiğimiz bu hayat mücadelemizde kazanan yine her zamanki gibi kasa oluyor ve biz bir küçük dilim bile alamadan bu yarışta safdışı kalıyoruz.
Başta çok ilginç gelip daha sonra da kafama yatan bir Harari teorisi de enerji kaynaklarının sınırlı olduğu, bunun bir gün biteceği ve insanlığın bir felakete sürükleneceği düşüncesinin aslında yanlış olduğu. Gelişen teknoloji ve sürekli büyüyen bir girişimcilik alanı haline dönüşen dünyamızın , şu ana kadar pek de doğa dostu olmasa da gereken enerjiyi çeşitli yöntemlerle elde ettiğini ve elde edeceğini belirtiyor, insanlığın sonunu asıl getirecek olan unsurun "Siborg" adı verilen bir nevi üst insan diyebileceğimiz yapılar olacağını savunuyor.Bunlara insan demenin pek doğru olacağını sanmıyorum çünkü bunların sıfır hata ile çalışan organizmalar olarak programlanacağını düşünüyor ve hatasız kul olmayacağını buradan tekrardan hatırlatıyorum.
Kendince en kolay yolu seçen evrimin sürüklediği bir serüvende "bindik bir elamete gidiyoz kıyamete" şeklinde ilerliyoruz.
Bu kadar hızlı olan bilimsel ve teknolojik gelişmeler sonunda kazanan biz mi olacağız yoksa bizim YARATTIKLARIMIZ mı?