Puan vermedi·1008 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Temmuz 2019 17:23 Kitap uzun gelebilir ilk başta ama karakterlerle tanıştıktan sonra zaten kendiliğinizden onları daha yakından tanımak isteyeceksiniz. Dolayısıyla ilk tavsiyem kitabın uzunluğuna takılmayın, sizi alıp bir çırpıda sona ulaştırır.
Karamazovlar yaşadıkları çevrede baya meşhurlar. Tabi bu tanınmışlık asaletlerinden gelmiyor maalesef. Babalarının yaptığı uçarılıklar, serseriliklerden geliyor. Kim ister bu tanınmışlığı, tartışılır..
Bay Karamazov un üç oğlu bir de gayrimeşru oğlu ( aşçısı) vardır. Dördü de birbirinden kesinlikle çok farklı karakterler. Sanırım kitabın en güzel yanı böyle sorumsuz bir babanın böylesine farklı kişilikte evlatlara sahip olması.
Kitabın ilk yarısında kilisenin adalet sistemi üzerindeki etkileri tartışılıyor. Bir suçlu cezaya çarptırılıp kaybedilmeli mi, yoksa affedilip topluma mı kazandırılmalı? Bu soru birçok defa okuyucuya soruluyor.
İkinci yarısında gerçekleşen cinayetle vicdanlara soru yağmuru yapılıyor tabiri caizse. Baba katili olarak yargılanan bir oğul, oğlunun sevdiği kadına göz dikmiş serseri baba. Bu birinci handikap.
Aynı kadını seven iki kardeş. Biri nişanlı ve o kadına başka bir kadın için ihanet ediyor. Bu ikinci handikap.
En ufak kardeş herkes tarafından sevilen ve bence sağduyuyu, insandaki dini yönü temsil eden karakter. Her zaman ama her zaman doğruyu söyleyen ve bu yüzden herkesin güvendiği kişi.
Evin aşçısı, gayrimeşru yolla dünyaya gelişini kendine bir türlü yedirtmemiş ve hep hayatla kavga halinde. Ki bence roman boyunca yaptığı her şeyin sebebi hayatla daha doğuştan başlayan kavgası.
Kardeşlerden biri yaşadıkları travma sonunda şizofreniye yakalanıyor ve hayalinde gördüğü kişiyle (şeytanla) enfes diyaloglar kuruyor. Burda da Dostoyevski’nin kesinlikle yakınında bir şizofren olduğunu düşündüm gerçek hayatta. Çünkü bu hastalığı romanda hiç absürt durmamış. Hastalığı çok yakından tanıyor gibi.
Son olarak babası uluorta hakarete uğradığından, arkadaşları onunla dalga geçtiği için okulda herkese kafa tutan bir çocukla tanışıyoruz. Babanın oğluna ne denli bağlı olduğunu, babalık ve evlatlık ilişkisinin tabiri caizse ütopyasını bu iki karakterde görüyoruz. Karamazovlara bişeyler anlatmaya çalışır gibi bu iki karakterin ilişkisi bence.
En son mahkemede savcının suçlaması ve buna karşılık ünlü avukatın savunması kesinlikle harikaydı. Ayrıntılardan bir tanesi bile atlanmadı. Savunmayı okurken özellikle, o koca kalabalığın arasında ön sıralarda izliyor gibi hissettim mahkemeyi. Suçlama ve savunmadaki ustalık bile yazarın aynı zamanda bir hukukçu olması gerekiyor kanısı uyandırdı bende.
Böyle hacimli bir kitabı bitirdikten sonra pişman olmayacağınıza eminim.