·160 syf.····Okunma: 10 Temmuz 2019 23:40 dostoyevski’nin bu kitabı hakkında öylesine bir şeyler söylemek oldukça zor çünkü kitabın kendisi derinlikleri olan bir kitap o yüzden kısa keseceğim. bu romanda bir anti-kahraman görüyoruz; her yanıyla kötü diyebileceğimiz biri. öfkeli, ısrarcı, çekilmez ahlak karşıtı ve hırs dolu bir karakter. kitap tamamen monologlardan oluşuyor. dolayısıyla başkahramanın yeraltı penceresinden kendi yaşamımıza bakma fırsatı yakalıyoruz. dostoyevski aslında bizlere itiraf edemediğimiz şeyleri; itiraz edemeyeceğimiz şekilde sunuyor. “insan olmak, gerçek insan...” diyor, ve ben bu cümleyi her okuduğumda kendimizi kabullenemeyişimizden yakındığını düşünüyorum. “ben hasta biriyim” diye başlayan kitap “ölü doğmuş insanlarız biz” cümlesini bir taş misali okurun kafasına fırlatarak bitiyor.
kitap yorucu geldi bana. kasvetli de değil ama bunaltıcı mı... böyle yorucu bir havası var. elime alayım tek günde bitiririm niyetiyle başladım yaklaşık iki haftada anca bitirebildim. inceliğine bakmamak gerekiyormuş.
kitabın türk sinemasında bir de filmi mevcut. kitabı okumadan önce izlemiş ve filmdeki karakterin bu kadar kötü biri oluşunu anlamlandıramamıştım. zeki demirkubuz’un “yeraltı” adıyla bilinen filminde bir dostoyevski kahramanı görüyoruz. kitabı okuduysanız mutlaka filmi de izleyin. filmin sonlarına doğru, yazardan bir alıntı yapılıyor ve film bitiyor. çok başarılı bir uyarlama mı bilmiyorum ama ben sevmiştim. kitaptan sonra tekrar izlemek şart oldu. henüz ikisini de bitirmediyseniz keyifli okumalar/izlemeler!