Gönderi

Kısa bir yazı denemesi
Yalnız ruhların sessiz haykırışlarını duyar mı sokaklar? Samimiyetsizliğin gürültüsü ile dolup taşan caddelerin birinde yürüyen bir kadın. Elinde bir çanta, rimeli akmış, bir şey düşünüyor usulca... Bir adam var aklında. " Mutlu olacak mıyım? " diye soruyor kendine. Mutluluk bağlı mıdır başka birine? Gökyüzüne bakınca binlerce yıldız, yeryüzündeki asık suratlara, mutsuzluğa, bıkkınlığa rağmen kesmiyorlar ışıklarını. Hepsi gülümsüyor... Belki bana belki sana belki de bize. Ama gülümsüyorlar işte. Kulağımda kulaklık. Cama yaslanmışım. Dışarıda yanıp sönen ışıklar, soğuk mu soğuk hava ve elimdeki kahve. Yolculuk nereye? Bilmiyorum. Yolculuk nereden? Bilmiyorum. Tek bildiğim, ne yaptığımı bilmediğim. Zihnimde geçmişin acı yankısı, kahvemden bir yudum alıyorum. Caddedeki kadın ile kesişiyor yolumuz. Ona el sallıyorum. Maalesef duramam, devam ediyorum. Yolculuk nereye? Bilmiyorum... Bir okyanustan geçiyor yolum. Suda Yahya Kemalin binlerce "Sessiz Gemisi". Çok seneler geçiyor, dönen yok seferinden. Bir kitap okuyorum. Sayfaların arasında kaybolduğum, insanlardan daha sıcak bir kitap. Ara veriyorum, ayracım sonbaharda düşen bir yaprak... Olmayacak hayallere dalıyorum, bir çocuk çarpıyor gözüme, ışıl ışıl bakan gözleri, saflığı ve küçük elleri... Annesine bakıyorum, mutlu değilmiş gibi, babası nerede, biliyor mu kimse? Bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Devam ediyor yolculuğum, sabahın ilk ışıklarında ruhsuz insanlar görüyorum, takım elbiseli, kravatlı, bir vapura biniyorlar. Bir çift görüyorum, el ele, göz göze. Kıskançlığında boğulan iki entrikasever görüyorum daha derine bakınca. Kız kendini beğenmiş, erkek gücün delisi olmuş. Suni bir mutluluk var ellerinde. Konuşmadan veda ediyorum onlara, devam ediyorum yoluma. Yanıma birisi oturuyor, bir emekli. Ölümü bekliyor sükunet içinde, eski pişmanlıklarının ördüğü duvarlarla beraber, gidiyor ve gözden kayboluyor. Bu onu son görüşüm mü? Bilmiyorum. Biri şiir okuyor sanki, evet! Evet okuyor! Ahenkli bir şiir geliyor kulağıma, "İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski âlemlerin sarhoşluğu, Loş kayıkhaneleriyle bir yalı, Dinmiş lodosların uğultusu içinde. İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı." Hoş bir huzur kaplıyor etrafı, kısa süren bu mutluluk, bir sis gibi dağılıyor kederle. Yolculuk nereye? Bilmiyorum...
Edebiyat
··1 alıntı·
16 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.