Dostoyevski'nin en beğendiğim eseri olabilir. Bir aşkın nasıl da ızdırap içinde kaldığına şahitlik ediyoruz. Ah! değer miydi diye bağırmak istiyorum kulaklarına. Dostoyevski kumar borcuna girmiş ve dibi görmüş gerçek bir Kumarbaz olarak aslında basit sandığımız şeylerin nasıl da tüm hayatımızı dağıtabildiğini gösteriyor. "Tamam sonra bırakacağım" gibi cümlelerin asılsızlığını kendi dilinden açıklamış bence. Bizler de vasat insanlar olarak hep kumar oynamıyor muyuz? Mesela hayatımızla. Sigara kullanarak, Alkol tüketerek, zararlı her işin içerisinde bulunarak ve hep erteleyerek... Kumarı bırakmanın vakti gelmedi mi sizce de? Dostoyevski'nin Kumarbaz isimli kitabı için ne söyleyebilirim bilmiyorum.. Ben onun tarzını oldukça karamsar, melankolik, bipolar buluyorum. Ki beni kendisine en çok çeken özelliği de budur. O gerçek bir dahi. Karamsarlığı betimleyişinden duyduğum tatmini ne yazık ki açıklayabilmem mümkün değil. Belki Jane Austen olsaydım bunu bir miktar başarabilirdim ki kendisi bizzat Dostoyevski tarafından "Gelmiş geçmiş en iyi yazar." olarak nitelendirilir. Bu bir kitap değil, bu bir şaheser. Bu şaheseri övebilecek nitelikte değilim hatta, kimse değil. Bu yüzden hadi Dostoyevski mezarından kalk ve bu kitabı layığıyla övecek en mükemmel cümleleri kur!