Kitabını okuduktan sonra filmini izledim. Basmakalıp (klişe) bir söz vardır ya, film kitabın verdiği hissi vermedi diye. Valla bu kitap da film de aynı etkiyi verdi. Tabiki kitap her zaman daha güzeldir. Çünkü insan hayal gücünü kullanır. John Coffey'i bu şekilde düşünmemiştim ben filmin en başlarında bir alışamadım başta. Ama filmdeki John Coffey benim hayalimdeki John Coffey'den çok daha iyiydi o da ayrı. -Sürprizbozan Uyarısı (bu sırada spoiler yerine Türkçe diye Sürprizbozan kullanıyorum ama Sürpriz de Türkçe değil ki anlamadım nerde bu TDK)- Kitap; iki küçük kızın katili olduğu düşünülen John Coffey'in aslında katil olmaması ve ne kadar iyi bir insan olduğunu ve "ulvi" yeteneği ile dünyadaki kötülükleri kendisi yaşamış gibi içinde yaşamasını anlatıyor. Böyle bir dünyaya çocuk getirmek istemiyorum denir ya, eğer çocuğunuz John Coffey gibi olacaksa hakkaten getirmeyin. Biz haberlerde çocuk istismarıdır, cinayettir gibi şeyleri okuduğumuzda insanlığa sinirleniyoruz (kaldı ki ben bir de bunların dava dosyalarını okuyup davalarına girmek zorundayım şükür şu ana kadar bu tip davalarda hiç sanık vekili olmadım) adam içinde her bir acıyı ayrı ayrı yaşıyor. Yani çok farklı olacak ama Avengers'da Thanos var ya tüm evrendeki kötülüğü bitirmek için tüm varlıkların yarısını öldürüyor, işte o psikolojide olsa olsa John Coffey olurdu adam hepsini hissediyor, içinde yaşıyor çünkü. Ama o kadar da naif iyi yürekli bir insan ki, tüm bu acılar ağır geliyor, katilin kim olduğunu kitabın sonuna doğru öğrenmesine rağmen kendisinin katil olmadığını ispatlamaya çalışmıyor idam edilerek bu acıdan kurtulmaya çalışıyor ve başarıyor da.
Ben okuduktan sonra ablama verdim kız okurken en sonunda hüngür hüngür ağlamıştı da babam anlamayıp ne oluyor bu kıza diye bana sormuştu. Ne diyeceksin adama, John Coffey öldü diye ağlıyor mu diyeceksin yani. Çok güzel kitaptı be.