·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Temmuz 2019 13:50 Zülfü livaneli
Engereğin gözü
putlaştırdığımız her şeyin, bir gün bizi nefret duygusu ile çepeçevre sarabileceğini gösteren zülfü livaneli kitabıdır. Okumaya başlar başlamaz,bitirmeden bırakamadıklarınızdan,Livanelinin iyi kitaplarından olduğunun kanısındayım.
Saray erkanında türķ oduncudur,gardiyandır,leventtir . Paşa,vezir,sadrazam gibi yönetim erkine getirilmez.
Sırp,slovak,venedikli,rus ağırlıklı devşirmelerden oluşan osmanlı habeşistanlı bir harem ağası gözünden romanlaştırılmış.
Erkeklik ve üreme/üreyememe sendromunun yaşama olan yansıması apaçık gözler önünde. nefret ve acıma hislerinin harmanlandığı, kısa olmasına rağmen çok katmanlı psikolojik incelemelerin yer aldığı okunası bir kitaptır.
zülfü livaneli bu romanı “iktidar ateşinin çevresinde dönen pervaneleri” anlatmak için yazdığını söylüyor. elia kazan ise roman ile ilgili “okuduğum en iyi kitap” diyor.
Livaneli'nin engereğin gözü romanı, kul-efendi ilişkisini anlatıyor. arka plan olarak osmanlı sarayı kullanılsa da tarihi değil psikolojik bir roman okuyoruz.
padişah, ilk olarak doğaüstü bir varlık olarak görülüp tasvir edilirken, iktidarını kaybetmesiyle birlikte aşağılık bir varlık haline dönüşüyor. kul yani haremağası, iktidarını kaybeden efendisiyle konuştukça bu kez onun insan tarafını da görüyor ve tüm sıradan insanlar gibi efendisinde var olan hataları, eksiklikleri ve erdemleri fark ediyor. bu kez de efendisinin bu özelliklerinden etkileniyor.
değişen şartların insan psikolojisi üzerindeki muazzam etkisini işleyen eser, iktidar hırsının kişi benliği üzerindeki yakıcılığını da sayfalarından okura ulaştırıyor.
ilk olarak engereğin gözündeki kamaşma adıyla çıkan kitap daha sonra yazar tarafından değiştirilerek engereğin gözü oluyor. yazarın, kitap ismini değiştirmesine etki eden neden ise kendisine ulaşan okuyucuların ‘kitabını adını unutuyoruz’ yakınmaları olmuş.
Kitaptan bir alıntı ile diline örnek verecek olursam,en etkinlendiğim bölümü aktarayım :
şişman adamın yağı sızıya bire bir gelir!'' ıslak şehrin ciğer delen rutubetinden elaman demiş, her yanları sızım sızım sızlayan halk, vezirin bumbar dolmasına dönmüş gövdesinde bir anda hücum etti. belinden hançerini sıyıran, vezire dalıyor ve yağından bir parça kesip koynuna dolduruyordu. vezirin kesilmiş yağlarını evlerine götürecekler ve ağrıyan yerlerine dolak yapıp saracaklardı. meyvesi insan olan ağaca saklanan rüzgar bile böyle bir manzarayı dünyanın hiçbir yerinde görmemiştir. yedi iklim dört bucakta böyle acayip şey yaşanmamıştır. allah taksiratını affetsin, koca vezir gözlerimizin önünde gittikçe küçülmeye başladı. bu gidişle suskunlar mahallesine götürülecek bir parçası bile kalmayacaktı.
Livaneli kitaplarını hep sevdim,okuduğum,sesini dinlediğim ve birebir de tanışmış olduğum için kendimi şanslı sayıyorum.
Yazarın üretimlerine devam etmesine ve biz okurların yeni kitaplara kavuşması umuduyla
İyi okumalar
Dostlukla kalın
Gürbüz DENİZ