Puan vermedi·240 syf.··
2019 18. kitabı
#YaşamaSanatı kitabını #okudumbitti #kitapyorum: Psikoloji denizinin henüz kıyısında olan ve ayaklarını bu denize henüz sokmuş biri olarak diyebilirim ki, şu ana kadar bu alanda okuduklarım içinde en anlaşılır ve mantıksal açıdan da en beğendiğim kitap oldu. Bunun sebebi de sanırım daha somut sorunlara yönelmesi ve bunlara yönelik olarak da mantıklı ve uygulanabilir çözümler getirmiş olması diye düşünüyorum. Adler, 'bireysel psikoloji' ekolünün kurucusu olarak kabul edilmektedir. Kitaba başlarken öncesinde herhangi bir araştırmam olmadı Adler hakkında. Bundan dolayıdır ki beklediğim 'bireysel psikoloji' ile, karşılaştığım 'bireysel psikoloji' taban tabana zıt oldu diyebilirim. Adler'in, topluma değil de bireye daha çok değer vereceğini beklerken, tam tersi ile karşılaştım. Fakat burada şunu ifade etmek gerek; Adler, bireyin sosyal bir canlı olduğunu ve bireysel psikolojinin amacının da bu uyumu sağlamak olduğunu ifade etmektedir. Toplumsal sorunlara duyarlı olduğunu anladığımız yazar, insancıl, bütüncül ve organik bir yaklaşım sergileyerek bu sorunlara yaklaşmaya çalışmakta ve sorunların temelinde de birey olduğunu bizlere göstermektedir. Toplumsal sorunların kaynağının bireysel sorunlar olduğunu saptadıktan sonra bireye yönelen Adler, bu yönüyle 'bireysel psikoloji'nin kurucusu kabul edilmektedir diyebiliriz sanırım. Aşağılık ve üstünlük kompleksi, düşler, yaşama üslubu, vücut pozisyonları, sorunlu çocuklar, evlilik ve cinsellik gibi sorunlar hakkında analizler yapan yazar, hastalarından örnekler vererek sorunları daha somut bir şekilde görmemizi sağlıyor. Mesela bireyin ailede doğum sırasına göre karakterinin oluştuğunu ifade eden yazar, beni biraz düşünmeye itmiştir Sorunları analiz şekli ve getirdiği çözüm önerileri ütopik olmasa da, günümüz dünyasının hızlı bir şekilde 'benci' bir ivme yakaladığını ve dolayısıyla da Adler'in iddia ettiği ideal toplumun ütopik olduğunu ifade etmek istiyorum. Çünkü Adler'e göre birey ancak toplumla iç içe girerek birey niteliğini kazanır, oysa günümüz dünyasında bunun tamamen böyle olduğunu düşünmüyorum. Son olarak bazı #alıntılar ile yorumumu bitirmek istiyorum. "Cezaları ağırlaştırmak, hiçte suçluların gözünü yıldırıp, suçtan uzak tutmaz kendilerini, tersine bir kahraman sayılacakları yolunda içlerinde yaşayan inancı güçlendirir. (s. 48). "...içkici birini içkiden vazgeçirmek doğru bir tedavi yöntemi değildir, yapılması gereken, onun yaşam üslubunu belirleyerek burada bir düzeltmeye gitmektir. (s. 111). "Gerçekte evlilik, insanlığın ayakta kalmasını sağlamaya yönelik bir eylemdir." (s. 230).
Yaşama SanatıAlfred Adler · Say Yayınları · 20063,684 okunma
·
144 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.