Adı:
Yaşama Sanatı
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789785877158
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lebenskenntnis
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Yaşama Sanatı
Yaşama Sanatı
Yaşama Sanatı
Yaşama Sanatı
Adler, kurucusu olduğu 'bireysel pisikolojisi'nin temel ilkelerini açık seçik dile getirdiği bu kitabında yaşamın amacı, aşağılık kompleksi, üstünlük eğilimi, yaşam üslubu, sağduyu eksikliği gibi -neredeyse- adıyla özdeş kavramları irdeliyor; çocukların okul eğitmi, evlilik, özgürlük, toplumsal koşullardan kaynaklanan erkek ve kadın farklılığını somut örneklerle inceliyor. Bir irdeleme ve incelemelerin önemi, belki de Gardner Murphy'nin şu tümcesinde yatıyor: "Adler'in pisikolojik sistemi, psikoloji tarihinde ilk defa olarak bugün 'toplumbilim' diye tanımladığımız yöne dönük bir sistem olarak ortaya çıkmıştır."
240 syf.
·43 günde·Beğendi·9/10
Kitaba başlamadan önce bir şüphem, tereddütüm vardı: Kitap sıradan okurun anlayabileceği bir anlatım mı sunuyor yoksa psikolojiyle uğraşanlar için yazılmış bir alan kitabı mı? Neyse ki tereddütüm yersiz, şüphem yurtsuzmuş. Yazar bu kitabı herkes için yazmış; yaşamını nitelikli kılmak, gerçekleriyle yüzleşip kabul etmek isteyen herkes için.

Kitabı bir roman okurmuş gibi araya başka bir şey sokmadan, bir nefeste okumadım. Belirsiz aralıklarla, bölüm bölüm okuduğum için bütününe dair hatırladıklarım net değil. Yine de Adler bazı şeyleri o kadar vurgulamış ki dikkat kesilmemek elde değil. Adler'in kitapta neredeyse her bölümde değindiği üç şey var:

1- Her insan bir "yaşam üslubu" oluşturur ve buna uygun yaşar. Ancak biz bir insanın yaşam üslubunu her şeyin sütliman olduğu anlarda değil problem durumlarında, çatışma anlarında tespit ederiz.
2- Her insanda farklı yoğunlukta da olsa bir aşağılık duygusu vardır. Eğer birey bu aşağılık duygusunu toplumsallaşma yoluyla olumlayamazsa o zaman bu aşağılık duygusu bir komplekse dönüşür ve hem birey hem toplum için istenmeyen süreçleri başlatır.
3- Bireylerin yaşam üslupları büyük oranda bebeklik ve ilk çocukluk yıllarında oluşur ve kemikleşir. Bu nedenle sağlıklı bir birey ve dolayısıyla sağlıklı bir toplum için aileler bilinçli olmalı, onların yetişemediği yerde de okul ve öğretmenler harekete geçmelidir.

Adler bu maddeler dışında hatırlanan ilk anıların, bedensel duruş ve şekillerin, düşlerin bireyin yaşam üslubunu tespitinde önemli olduğunu belirtir.

Kitabın son bölümü olan Cinsellik ve Cinsel Sorunlar'da ise Freud'la olan keskin bir uyuşmazlığını yakalayabiliyoruz: Freud kişiliğin büyük oranda cinselliğe ve cinsel dürtülere dayalı oluştuğunu iddia ederken Adler kişiliğin toplumsallaşma, sosyalleşme kaynaklı oluştuğunu, cinselliğin de toplumsallaşmayla paralel şekillendiğini iddia eder.

Bireysel psikolojinin temel ilkelerinin anlatıldığı birinci bölümün sonunda yazar şunu söylemeden de edemiyor: "Günümüzde birçok psikoloji ve psikiyatri ekolleri bulunmaktadır. Bir psikolog bu, bir başkası öbür doğrultuyu izliyor, hiçbiri kendi dışındakilerin görüş ve düşüncelerinde haklı olabileceğini aklından geçirmiyor. Bu bakımdan, okuyucunun okuduklarına bütün kalbiyle inanıp bel bağlamaması yerinde sayılır belki. En iyisi okudukları arasında karşılaştırmalar yapmasıdır."
232 syf.
·6 günde·7/10
Üniversitede Psikoloji alanındaki kuram dersleri okutulurken öncelikle ilgili kuramcının hayatı üzerinde durulur. Bu sayede kuramcının hayatı ile kuram arasındaki bağlantı daha kolay bir şekilde kurulmuş olur. Çok yerinde bulduğum bu uygulamada hayatı ile kuramı arasındaki bağlantıyı en net hissettiğim kuramcı ise Adler’di.

Adler 1870 yılında Viyana’da doğmuştur. Sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur. Yan taraftaki yatağında yatan kardeşinin küçük yaşta ölmesi Adler’i derinden sarsmıştır. Bu durum ve daha sonrasında kendisinin dört yaşında zatürreeden dolayı ölümle burun buruna gelmesi onu tıp eğitimine yönelten temel etkenlerden ikisi olmuştur. Yaşamının ilk yılları hastalıkla geçen Adler annesi tarafından oldukça şımartılmış, küçük kardeşinin doğumuyla da bu popülaritesi yerinden oynamış ve deyim yerindeyse tahtından alaşağı edilmiştir.

Adler’in öğrencilik çağları da zorlu geçmiş, öğretmeni babasına Adler’in ayakkabı tamircisinden başka bir şey olmayacağını söylemiştir. Bunun üzerine çok fazla çabalayan Adler, okulu birincilikle bitirip Tıp öğrenimini Viyana’da yapmıştır. Şimdi ise çoğumuz tarafından tanınan Adler, günümüz varoluşçu kuramlarına öncülük eden “Bireysel Psikoloji” ekolünün kurucusudur.

Burada Adler ile ilgili temel olarak özellikle üç bilgiden bahsettim: Kardeş sayısı ve sırası, sağlıksız bir çocukluk ve başarısız olacağı öngörülen okul hayatı. İşte Adler’in kuramının temel çatısını da bu kavramlar oluşturmaktadır ve kitapta çoğunlukla bunları okumaktayız.

Mesleki anlamada kendime yakın bulduğum Adler ‘in Bireysel Psikoloji yaklaşımında, çok küçük yaşlardan itibaren olaylar karşısında bir duruş geliştirdiğimizden bahsedilir ve buna da yaşam üslubu adı verilmiştir. Her bireyin kendine özgü bir yaşam üslubu vardır.

Bu yaklaşıma göre diğer önemli nokta, kardeş sayısı ve sırasıdır. Kaçıncı sırada doğduğunuz sizin kişiliğiniz üzerinde sandığınızdan daha fazla etkiler yaratmaktadır (Bu kısımda istemsizce kendi kardeş sayınızı ve doğum sıranızı düşünüyor, kendi kişiliğinizle bağlantılar kurmaya çalışıyorsunuz )Ancak burada Adler'in kesin dili biraz kuşku uyandırmaktadır. Sonuçta hayatımızı şekillendiren onlarca etken vardır ve doğum sıramız bunda çoğunluğu kapsayacak kadar önemli midir?

Adler kuramında hastalarının ilk anılarının bilinmesine büyük önem vermiş, ilk anıları alınan hastaların sorunlarının büyük oranda anlaşılacağını ileri sürmüştür.

İlk anılar, doğum sırası ve üstünlük çabası ekseninde ilerleyen kitap, bolca vaka ile desteklenmiş ve böylece anlaşılması kolaylaştırılmıştır. Ancak söz konusu vakalarda bu kavramlara fazlaca önem atfedilmesi ve vakaların bu kavramlar aracılığı ile kolaylıkla çözülebileceği ihtimali insanın karmaşık bir varlık olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda bana biraz uzak gelmiştir. Okuyucu da bu kavramları bu sıklıkla görmekten sıkılabilir. Ancak kitabın yazılma tarihini de göz ardı etmemek gerekir.

Kitapta bahsedilen diğer bir konu da hepimizde bir aşağılık duygusunun olduğu, bunun aslında kendi yaşam amacımızı oluşturmak ve üstünlük duygusuna erişmek için bir motive edici güç olduğu ancak bu durumun çeşitli yaşantılarla toplumsallıktan uzaklaşarak yaşamın kötü taraflarına odaklanıldığı takdirde üstünlük kompleksine dönüşeceği tehlikesinden bahsedilmiştir. Bu bağlamda sosyal uyumu yakalayabilen insanlar yani toplumla bir olabilen insanlar başarılıdır. Adler aynı zamanda toplumsallığa bu denli vurgu yapıp kuramın adının “Bireysel Psikoloji” olması tezatlığının farkındadır ve açıklaması da kitapta mevcuttur.

Adler kitabında bunlara ek olarak vücut duruşumuzun ve düşlerimizin de kişilik yapımız hakkında karar vermek için birer ipucu olabileceğinden bahsetmektedir. Son olarak eğitim ve sorunlu çocuklar, hatalı yaşam üslubu, yasalara aykırılık, sevgi ve evlilik ve cinsellik konularını genellikle aşağılık kompleksi ve üstünlük çabası perspektifinden bakarak incelemiştir.

Kitapta beni en çok içine çeken ve etkileyen nokta ise vakalar üzerinden kavramların açıklanması ve kitapta harika tespitlerin bulunması. Kitabı okuyup giderken kafanızı kaldırıp “Aaa! geçekten öyle.” diyeceğiniz kısımlar oldukça fazla. Kendi kişiliğinizi bu kavramlar üzerinden düşünüp analiz etmeye çalışmak ise enfes. İşte bu yüzden bu kitaplara “Psikoloji kitabı, alan kitabı, o yüzden okuması zor olur, uzak durayım.” diye bakılmamalı. Bunlar aslında kendini tanıma ve anlama kitapları.

Kendinizi daha yakından tanımak istiyorsanız buyurun derim.

Keyifli okumalar…
240 syf.
·5 günde·8/10
Adler'in bu kitabında kurduğu Bireysel Psikolojinin temelleri anlatılıyor bir bakıma.Aşağılık duygusu, aşağılık ve üstünlük kompleksi, insanın yaşamına yön veren yaşam üslubu, ilk anıların önemi, vücut pozisyonlarının psikolojik açılımları, düşler, toplumsallık duygusu gibi konularda bilgi veriyor. Bireylerin ruh sağlığı için toplumsallık duygusunun geliştirilmesi ve toplumsal işbirliğine özellikle vurgu yapıyor.

Adler, önce Freud'u savunup daha sonra düşünce farklılıkları nedeniyle ondan ayrıldığı için kitapta yer yer Freud'un kuramı Psikanalize de ufak ufak değindirmelerde bulunuyor.
232 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Sade bir dili, akıcı bir anlatımı vardı. Yazarla sohbet ediyor havasında geçti kitabın çoğu. Bireysel psikolojiye dair okuduğum ilk kitaptı ama genel olarak ne nedir anladığımı düşünüyorum. Özellikle aşağılık ve üstünlük duygusu/kompleksi, yaşam üslubu, toplumsallık duygusu, yaşam ideali kavramları kitabın (ve ekolün) temelini oluşturuyor. Adler, Freud'la fikir ayrılığı yaşadığı yerleri de kitabın içerisinde yer yer anlatmış. Zaten temelde insanı, toplumun oluşturduğu fikrini taşıdığı için bu ayrımın varlığı aşikar. Son olarak içerisinde sıklıkla vakalardan bahsettiği için kitabı okumak çok daha kolaydı. Tabi vakalar üzerinden yapılan genellemeler bazen absürd gelebiliyor. Velhasıl ufuk açıcı bir kitap, birçok şey katıyor okuyana, bazı şeyleri anlamlandırmada yardımcı olabilecek nitelikte ve daha önce belki de fark etmediğiniz şeyler üzerine düşünmenizi sağlıyor. Ama kitabın başında Adler'in de söylediği gibi:
"Bir psikolog bu, bir başkası öbür doğrultuyu izliyor, hiçbiri kendi dışındakilerin görüş ve düşüncelerin de haklı olabileceğini aklından geçirmiyor. Bu bakımdan, okuyucunun okuduklarına bütün kalbiyle inanıp bel bağlamaması yerinde sayılır belki. En iyisi okudukları arasında karşılaştırmalar yapmasıdır."
244 syf.
·15 günde·Beğendi·8/10
Alıntılar: #27844086 #27955952 #27956094

Bireysel Psikoloji'nin kurucusu kabul edilen Alfred Adler, bu kitabında bireyin davranışlarının nedenleri ve bunlarla ilgili çözümler ve bu sorunların olmamasını sağlayacak düzenlemelerle ilgili görüşlerini açıklamış.
Bireyin çocukluk çağından itibaren davranışlarındaki çoğu bozukluğu, bireyin küçüklüğünden itibaren şımartılmasına ya da ihmal edilmesine dayandırmış.

"İnsanlığın son formu olan sosyal duygu fikrimiz -bütün hayat sorunlarının çözülmüş, dış dünya ile ilişkilerimizin doğru ayarlanmış olduğu hayali bir durum- düzenleyici bir idealdir, bize yön veren bir amaçtır..."
Kitaptan aldığım bu cümlede olduğu gibi,sosyal duygu teorisi üzerinde durmuştur.İnsanda oluşturulacak olan sosyal duygu düşüncesi ve hissinin bireysel sorunların ve buna bağlı olarak toplumsal sorunların çözümü olacağı görüşündedir. Ancak bu duyguyu oluşturmak için bireyi hayatın içinde olan çoğu sorundan ayırmak gerektiğini söyler.
Okurken düşündüm ki; insanda sosyal duyguyu oluşturabilmek için, küçüklüğünden itibaren onu aileden, toplumdan uzakta yetiştirmek gerekir. Şımartılmak ve ihmal edilmek arasında bir yerde davranarak, hayat sorunlarından uzakta yetiştirmek gerekir.
Zor anlaşılır bir dili var bu kitabın.Çok iyi odaklanmak gerekiyor.İyi okumalar,şımarık toplum insanları :-P :-)
240 syf.
·Beğendi·8/10
Adler'in bu kitabı gerçekten sanat sayılabilecek yaşam hakkında ufak notlar veriyor bizlere. Aşağılık kompleksi, üstünlük çabası, sosyal ilgi, yaşam üslubu kitabın ana terimlerini oluşturuyor. Okuduktan sonra yaşam ve insan davranışları hakkında farkındalık kazanacağımız harika bir kitap yaşama sanatı. Umarım psikolojinin temel taşlarından olan Adler'in kitapları ülkemizde daha çok insana ulaşıp okunma şansı yakalar.
186 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Bu kitap Alfred Adler in okuduğum ilk eseriydi. Anlatım olarak zor bir dili yoktu. Bir insanın temelinin çocukluğunda yaşadığı olayların etkisinin çok olduğunu gördüm. Mesela bir çocuk yaramazlık yapıyorsa bunun sebebinin ebeveyninin dikkatini kendi üzerine çekmesini amaçladığını veya bir hırsızlık yaptığında o çaldığı şeyin kendi hakkı olduğunu düşündüğü için onun yaptığını okudum. Cesaretli gözüken insanların aslında içinde ki korkaklığı gizlemek için bunu yaptığını, üstün gözükme çabasının aslında bir alçaklık kompleksinin sonucu olduğunu gördüm. Güzel ve üzerine düşünülerek okunulması gereken bir kitap!
240 syf.
·18 günde·Puan vermedi
Bireysel psikolojinin temel ilkeleri hakkında bilgi sahibi olup , yaşamınızda bu doğrultuda incelemeler yapabileceğiniz yeni ufuklar açıyor . Freud ya da jung dan farklı şekilde durumları saf cinsellikten ayırarak yorumluyor.Her sorunun bireyin yaşamının ilk evreleri ile ilişkilendirip çözüme kavuşturulması gerektiğini düşünenlerden adler.
Toplumsal uyumun bireyin üstünlük yada aşağılık kompleksine sahip olmasındaki en önemli faktör olduğu tespiti kitaptabın en beğendiğim yönlerinden
Bireysel psikoloji alanın da okunacak güzel bir kaynak.
240 syf.
·8/10
İnsan olmak, kendini yetersiz hissetmek ve üstün bir konumu ele geçirmek üzere çaba harcamak demektir.

Kitabın ve Adler'in fikirlerinin özeti sayılabilecek bu iddia ile pek çok konuda Freud'a karşı çıkar. Çeviriden midir Adler'in anlatımından mıdır bilmiyorum, Fromm'un verdiği tadı elbette vermiyor ama önemli olan edebi bir anlatım değil elbette bu yapıtlarda. Buna rağmen nerede olursa olsun hangi konu olursa da güzel bir anlatımın çok önemli olduğunu anlıyorum. İnsanın ruhunu yüceltecek şeylerle uğraşmak gerektiğini söyleyeceğim ama üstünlük amacına yönelik mi olacak bilmiyorum, endişelendim : )
232 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
Alfred Adler'ın okuduğum ikinci eseri de anlaşılır bir dile sahip.Bu etkinliği her okura hitap etmesinden dolayı bireysel psikolojiyi kolayca anlamamıza olanak sağlıyor ve bu durum diğer eserleri için de ilgi çekici kılınıyor.

Organların diyalektiği, sevdiğim bir konu oldu.Aşağılık kompleksi bu eser de daha çok irdelenmekte ve önüne gelmiş vakaları yine bu eserde görebiliyoruz.Evliliğe dair görüşleri, şahsım adına özellikle ülkemizde ve evliliğe hazırlanan çiftlere okutulması görüşündeyim.

Özellikle bahsettiği başka bir konu dikkatimi çok çekti.Ellerinizi birbirine kavuşturup sıkıca kavrayın hangi elin baş parmağı üstte kalıyor ise solak ya da sağak olduğu görüşünde.Okuduğunuz zaman illaki dikkatinizi çekecek başlıklar ve içerikler göreceksiniz.. Keyifli okumalar efenimm.
240 syf.
Branşım olmamasından dolayı cüretkar laflar edebilirim şimdiden işin profesyonellerinden özür dileyerek; bireysel psikoloji ve analizleri çok yavan, belli olgularda kısmen işe yarayabilecek bir doktrin gibi algıladım. Sürekli olarak ailenin kronolojik olarak kaçıncı çocuğu olduğun,ve bunun getirisi olan ailedeki çocukların aradında ki rekabetin getirdiği alçaklık ve üstünlük kompleksleri ışığında analizler yapılıyor. Toplumsal uyum için bireysel psikoloji gerekli diyor Alfred Adler. Ama krinasmurti'nin belirttiği gibi sağlıksız bir topluma eklemlenmenin neresi sağlıklıdır? Mottosunun altında ezilecek bir basit bir öğreti çiziyor. Toplumsal cinsiyet rollerini kemikleştirip bunun üzerinden değerlendirmeler yapıyor ve kanımca çoğu modern psikolojiyle mukayese edildiğinde yanlışlanır durumda. Psikoloji ile ilgilenenlere dahi tavsiyede zorlanacağım bir kitap olacaktır
188 syf.
·Beğendi·8/10
Yaşama Sanatı, Adler'in bireysel psikolojisinin temel ilkelerine değinmesi ve Adler psikolojisini anlama açısından güzel bir kitap. Kitapta aşağılık ve üstünlük kompleksleri, yaşam biçimi, yaşam amacının ne zaman oluştuğu(4-5 yaş), erkeksel protesto vb. kavramlar somut örneklerle açıklanmış. Dili sade ve akıcı bir eser.
"Şunu biliyoruz ki, şımartılan her çocuk sonunda kendisinden nefret edilen bir çocuğa dönüşür."
Uzun zamandır inanıyorum ki, hayatın tüm soruları üç büyük soruna bağlıdır ve bunlar; toplum, çalışma ve aşk hayatı sorunlarıdır.
Aşağılık duygusu, ancak bir yetersizlik duygusunun insanı egemenliği altına alması ve onu iyi işler yapmaya teşvik etmek şöyle dursun, depresif ve gelişim gücünden yoksun duruma sokması durumunda patolojik nitelik kazanır. O zaman üstünlük kompleksi, aşağılık kompleksine yakalanmış kişilerin güçlüklerden yakayı sıyırabilmesi için izlediği yollardan biridir. Böyle bir kişi, gerçek duruma aykırı olarak üstün olduğunu kurar kafasında; kendi kendini yanıltarak ele geçirdiği bu sözde başarıyla, katlanamadığı bir durumun, yani başkalarından aşağı oluşunun acısını çıkarmaya çalışır.
Bireyin hayatın anlamıyla ilgili yorumu önemsiz bir konu değildir, çünkü sonuçta onun düşüncesinin, duygusunun ve hareketlerinin ölçüm hattıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Yaşama Sanatı
Baskı tarihi:
2006
Sayfa sayısı:
240
Format:
Karton kapak
ISBN:
2789785877158
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Lebenskenntnis
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Say Yayınları
Baskılar:
Yaşama Sanatı
Yaşama Sanatı
Yaşama Sanatı
Yaşama Sanatı
Adler, kurucusu olduğu 'bireysel pisikolojisi'nin temel ilkelerini açık seçik dile getirdiği bu kitabında yaşamın amacı, aşağılık kompleksi, üstünlük eğilimi, yaşam üslubu, sağduyu eksikliği gibi -neredeyse- adıyla özdeş kavramları irdeliyor; çocukların okul eğitmi, evlilik, özgürlük, toplumsal koşullardan kaynaklanan erkek ve kadın farklılığını somut örneklerle inceliyor. Bir irdeleme ve incelemelerin önemi, belki de Gardner Murphy'nin şu tümcesinde yatıyor: "Adler'in pisikolojik sistemi, psikoloji tarihinde ilk defa olarak bugün 'toplumbilim' diye tanımladığımız yöne dönük bir sistem olarak ortaya çıkmıştır."

Kitabı okuyanlar 375 okur

  • Ramazan ocak
  • SADIK AHMET GÜLLÜ
  • M. Ağca
  • Aysun Yılmaz
  • burak inal
  • Faruk Kahraman
  • Aylin
  • Çiğdem
  • Aslıhan Saldık
  • Margaritaa

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.8
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%32.1
25-34 Yaş
%30.4
35-44 Yaş
%19.6
45-54 Yaş
%7.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%7.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.7
Erkek
%46.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.7 (17)
9
%22 (20)
8
%28.6 (26)
7
%8.8 (8)
6
%4.4 (4)
5
%1.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%1.1 (1)
1
%0