10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
Tarihin ilk yazılı eseri olması bakımından paha biçilemez bir eser olması bir yana, insanın kadim ölümsüzlük arayışını anlatıyor olması insanoğlunun o günden bugüne aslında pek de değişmediğini göstermesi açısından çok ilginç. Üstelik bunu iç içe geçmiş muhteşem sembolizmlerle veriyor olması da hayranlık uyandırıcı. Bir sembolizm katmanında Enkidu'nun aslında Gılgamış'ın alteregosundan başkası olmadığını görüyoruz. Bu destanın psikolojik sembolizm katmanı. Yendikleri canavarlar ise insanın şahsi zaafları ve mücadelelerindeki merhaleler olsa gerek. Öte yandan aynı zamanda bir de insanoğlunun bir tür olarak geçirdiği mücadeleleri de ayrı bir katman olarak görüyoruz. Burada da Gılgamış yöneten kesimi, Enkidu ile halkı temsil ediyor görünüyor. Humbaba beraberce kontrol altına aldıkları doğa, Enkidu'ya ben sana kıymadım sense Gılgamış ile bir olup beni öldürüyorsun derken belki de iktidardakilerin şan şöhret dolayısıyla da iktidarlarını pekiştirmek için bana sahip olması gerekiyor ve sense ona yardım ediyorsun diyerek gönül koyuyor. Ikisi birbirine çok benzese de İştar'ın hayran kaldığı Gılgamış oluyor. Buna karşılık tanrılar boğa gönderiyorlar ve yine ikisi beraberce onu alt ettikten sonra cezayı çeken maalesef Enkidu oluyor. Kaderleri birbirine bagli ikiliden geri kalan Gılgamış arkadaşına üzülüyor gibi olsa da aslında kendisini bekleyen sonun da aynı olacağını gördüğü için hüzne boğuluyor ve ölümsüzlüğün peşine takılıyor. Fakat onca engelleri geçip zar zor elde ettiği gençlik iksirini ufak bir gaflet ile kaybediyor ve makus talihinden kaçamamış oluyor. Hem psikolojik olarak bireyleri hem de sosyolojik olarak toplumları inanılmaz bir ustalıkla anlatan kadim bir şaheser. Sanki ondan sonra yazılan bütün eserler boşuna yazılmış, insanlığın dramını tarihin ilk yazılı eseri zaten veciz bir şekilde anlatmış hissi veriyor.
Gılgamış DestanıAnonim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20237bin okunma
27 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.