Gönderi

Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2019 2. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2019 10:12
Masumiyet müzesi hakkında: Hayatımın en güzel günüymüş bilmiyordum. Şu ana kadar duyduğum en iddialı ve en heyecan yaratan giriş cümlesiydi. Kitapla ilgili olumlu ve olumsuz çok eleştirim var ama önceden şunları söylemeliyim. Yazarımız bu kitapla birlikte ülkemize Nobel ödülünü kazandırmış ve bütün dünyada edebiyatımızın konuşulmasını sağlamıştır. Kim ne derse desin tartışmaların ötesinde Orhan Pamuk ülkemizin çok büyük bir değerlidir ve saygı duyulması gerekir. Bu naçizane başyapıtı 6 yılda yazmıştır ve hikayesini somutlaştırıp bize daha derin yaşatarak kitabıyla ilgili 2012'de gerçekten müze açmıştır. Bunu kitabı bitiren herkesin ziyaret etmesini şiddetle öneririm. Kitabın arkasında da yazan washington post'un değerlendirmesi aslında kitabı tek cümleyle en iyi şekilde anlatmış. ''pamuk bu kitapta aşkı elle tutulur bir şey olarak önümüze koyuyor. '' gerçekten de buna katılmamak mümkün değil. Ana karakterimiz Kemal bey'in önündeki ''güzel'' geleceği nasıl kaybettiğini ve onca acıya ıstıraba geçen yıllara rağmen bu yasak aşkına nasıl bağlı kaldığını okudukça aşkın derinliğini ve gerçekliğini yaşadım. Okuduğum benzer kitapların çoğunda olduğu gibi basit bir başlangıcı olan bir aşk hikayesi aslında (açıkçası basit başlangıçları her zaman daha inandırıcı bulurum. Daha başlarken inanılmaz olaylar yaşanan hikayeler bana yaşamla özdeşleşmeyen hikaye izlenimi verir. tabi bu bir genelleme) . Bu basit başlangıç aslında rahatsızlık duyulacak bir aldatma serüveni gibi görünüyor ve Kemal bey'e kızarak başlıyorum kitaba fakat daha sonrasında bu aşkın masumluğuna,ciddiyetine ve derinliğine hayran kalıyorum. Kitabın en ustaca yanı geçmişini anlatan bir adamın geriye dönüp baktığında olayı yaşarken fark edemediğini söylediği şeyleri aradan geçen onca zamandan sonra kendini çok iyi tanıyarak ve anlayarak çok lezzetli bir şekilde değerlendirme yapması oldu. Sokratesin ''nosce te ipsum'' (kendini Tanı) sözü benim hayatımda amaç edindiğim bir fikri anlatıyor aslında bu sebeple kendi yaşadıklarını ustaca anlatan, hissettiklerini anlaşılır bir şekilde aktaran ve derinliğini yaşatan insanlara hep hayran olmuşumdur. Orhan Pamuk da Kemal beyin hissettiklerini yaşadığı durumlar karşısında verdiği tepkilerin nedenlerini ve zihninde yaşadığı karmaşaları büyük bir ustalıkla anlatmış. Bu karmaşıklıklar da yaşamın içinden çok gerçek karmaşıklıklar. Eksikliğini,yokluğunu yaşarken içten içe mahvolduğu hayatının aşkı olarak gördüğü kadınla, bugüne kadar ailesiyle arkadaşlarıyla ve hatta nişanlısıyla kurduğu her açıdan son derece mükemmel görünen bir hayat arasında kalan bir adamın karmaşası. Kemal Bey Aşkını anlatırken her şeyi boşverip sadece aşkı için bir ömür geçirmesini dilerken buluyorum kendimi ama kendisi olaya iki yönlü baktığı zamanlarda kendisine hiçbir zararları olmayan ve Kemal Bey için çabalayan ve onu seven o kadar insanı görünce yasak aşkına öfke duyuyorum. Kemal beyin bütün bunlar dışında ve hepsinden büyük bir sorunu var. İlk başlarda yaşadığı karşılıklı aşk çok kısa sürüyor ve hayatının çok büyük bir bölümünde karşılıklı olup olmadığı meçhul bir aşk için hayatını tamamen alt üst ediyor. Bu böyle okunduğu zaman gerçeklikten uzak gibi görünüyor ama kitabı okurken bu aşkın ve hayatın ne kadar gerçekçi anlatıldığına şaşıracaksınız. Evet bu meçhul durumu az çok hepimiz biliriz. Illa aşk için değil hayatımızın her alanında bir belirsizlik bizi huzursuz eder onu açıklamak için zihnimizde fırtınalar kopar cevapları bulmak isteriz hatta sonuç kötü bile olsa hemen açıklığa kavuşması için razı oluruz. İşte Kemal Bey'in ömrü böyle bi belirsizlik ve huzursuzlukta geçiyor ama yaşadığı duygu yani aşk öylesine bir şey ki bu belirsizliklerden nefret ettiğini çok kez söyleyen Kemal bey yine de kaçmıyor. açıkılığa kavuşturamıyor hatta bir noktadan sonra Kemal Bey'in ''yeter artık, bırakıyorum bu aşkı, hayatıma dönüyorum, Eski zamanlara dönüyorum'' gibi sözlerinin asla gerçeği yansıtmadığını ve bu aşktan bağımsız yaşayamayacağını acıyla anlıyoruz ve Kemal Bey'e acıyoruz. Aslında kitabın çok büyük bir kısmını Kemal beye acıyarak geçirdikten sonra Kemal beyin kitabın sonlarında söylediği son sözünde öyle bir heyecana mutluluğa tarif edemediğim bir coşkuyla kapıldım ki dakikalarca hüngür hüngür ağladım (kitabın bundan sonraki kısımlarını genelde gözüm yaşlı okuduğumu da söyleyebilirim). Kitabın aşk dışında parmak bastığı noktaları da söylemeden asla geçemem. Özellikle cumhuriyet sonrası batılılaşma çabalarında yaşanan güçlükler ve geleneklerinden kopmadan modernleşmeye çalışan insanların değerlendirmeleri yine çok ustaca yapılmış. Bunun dışında toplumumuzdaki en belirsiz hatta yasak konusu olan cinselliğe de çokça yer verilmiş.Bakirelik, seks, birlikte yaşama gibi konuların doğu-batı arasında kendisini bulmakta güçlük çeken toplumdaki yerini kitabı okurken anlayabiliyorsunuz. Aslında anlamak olmuyor bu çünkü mantıken bir sürü çelişki var cinsellik konusunda ama şöyle diyim bu çelişkileri görmek ve pamuk'un değerlendirmelerini okumak özellikle benim gibi yaşı küçük olanlara bu konuda güzel bir bakış açısı katıyor. Onun dışında o zamanın karışık siyasi olaylarının burjuva kesiminde nasıl görüldüğünü aktarması da bence önemliydi meseleydi. Türk sinemasının perde arkasında yaşananları belli ki uzun ve detaylı araştırmış yazarımız konuya hakim olduğundan kurgusu gayet inandırıcı ve lezzetliydi. Daha birçok konuda izlenimlerini ve birikimlerini okurken yaşayabilirsiniz. Tabi sadece olumlu eleştirilerim yok. Kitapta Feridun diye gerçekçi olmayan bir tipleme vardı o çok daha iyi yapılabilidi.Olaydaki yeri önemli olmasına rağmen olaya bu kadar az etki etmesine anlam veremedim. Yine bazı tiplemeler abartılı birşekilde olay dışında tutulmuştu.(füsunun babası Tarık bey başta olmak üzere 8 yıl boyunca yaşanan olayla ilgili pek konuşmayan bütün karakterler). Kemal Bey'in annesinde büyük bir çelişki vardı bence oğlu için en iyisini isteyen katı bir anne olarak lanse edilmişti halbuki bu olaylarda oğlunun belkide hayatını mahvetmesine neredeyse engel olacak hiçbir şey yapmamasını kitapta konuşu geçince hep düşünmüşümdür. Ama sonuç olarak muhteşem bir aşk hikayesi, her sayfasında her cümlesinde gerçekten emek var. Yazar yazdığı en ufak detay hakkında bile çok iyi bir donanıma sahip ve bu da okurken bilen birinden bir şey öğrenme keyfini de veriyor. Hele müzeler hakkındaki araştırmaları söyledikleri o kadar ilgimi çekti ki benim gibi gençlere ömür boyu sürecek bir müze merakı kazandırdığına yürekten inanıyorum. Edebiyat seven herkese tavsiye ediyorum.
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
··
18 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Mert Mars Oğur
Gönderi Sahibi
Teşekkür ederim araştırdım şimdi haklısınız :)