Puan vermedi·724 syf.··
Beğendi
·
2019 8. kitabı
·
100 günde okudu
·
Okunma: 16 Ağustos 2019 18:29
alışamadığım durumlar, içinden çıkamadığım sorunlar, atlattığımı sandığım sıkıntılar, kabullendiğim birtakım yalanlar, geçiştirdiğim bazı sorumluluklar, "şimdi buna vakit ayıramam" dediğim ve yokmuş gibi davrandığım soru işaretleri ve daha niceleri -saymakla bitiremem- bu kitabı okurken teker teker üzerime çullandı adeta. "sen bizi unuttun ama biz hep buradaydık" dediler. hatta, "unuttuğunu sandın" diye eklediler de. insanın kafası bulanıyor, insanın kendisi bunalıyor; yaşamdan, etrafındakilerden, günlük, haftalık, aylık, yıllık sorunlarından, fakültesinden, mesleğinden, sevdiklerinden, sevmediklerinden, tanıdıklarından ve tanımadıklarından... içinize gömdüğünüz ne varsa gün yüzüne çıkıyor, o yüzden bu kitap bu kadar çok yarım bırakılıyor ya da başlamaya korkuluyor. kimse gerçeklerle yüzleşmek istemiyor -kendi gerçekleriyle-ve bu kitap nerede bir gerçek varsa patır patır önüne çıkarıyor insanın. ben çok cesaretsizdim okumaya başladığımda, "henüz bütün bunları kaldıracak bir halde değilim" diye düşünüyordum. kaldıramadığım zaman da oldu. yarım bıraktım. sonra bir cesaret geldi. gerçek cesaret. "otur, oku, düşün, kalemini elinden bırakma, yanında boş bir kağıt olsun, için sıkıldığında dök içini o kağıda, paylaş dertlerini o kağıtla, istersen sonra yakarsın ya da yırtarsın ya da kitabın arasına koyarsın, öylece bekler seni." dedim kendime. dediğim bütün bu şeyleri de yaptım. kitabı okurken bir çeşit terapi uyguladım kendime. hiçbir sorunumu çözemedim, bir enkazın altında kaldım, ama yine de bütün bunları göğüslenebildim, kendimle gurur duydum... bu uzun zamandır hissetmediğim bir duyguydu. (teşekkürler oğuz atay) kitabı bitirdikten sonra neden daha önce okumadım, niye bu kadar cesaretsiz yaklaştım, neden bu kadar uzun sürede okudum, bir çırpıda bitirmedim diye kendime kızdım, kızıyorum. ve hayatımın hiçbir noktasının yolunda gitmediği bu dönemimde bu kitabı okumak bana zarar değil, aksine, yarar sağladı. çünkü her şeyi ortaya döktüm tamamen, zaten çok dağınıktım, tam anlamıyla dağıldım. ben uzun zamandır toparlanmak gayretindeyim ve şu an her şey elimin altında. enerji kazandıkça her şeyi olması gerektiği yere yerleştireceğim. bir günlük iki günlük bir iş değil bu, biliyorum, zor, çok zor olacak, farkındayım. ama her şeyi bu denli ortaya çıkarmışken, toparlamak daha kolay olacak. içinde dökmediğin, onlar da yerinde kalsın dediğin şeyler hariç, döktüklerini yerine yerleştirmişken ve tam işini bitirmişken yeni işler eklenmeyecek, eski raflar kırılıp içindeki çürümeye yüz tutmuş sıkıntılar kafanı meşgul etmeyecek, kendini toparladığın -toparlamaya karar verdiğin- an yenileyeceksin her şeyi, ne var ne yoksa eskiye dair atacaksın ve sağlamlaştıracaksın dağılan ya da dağılmaya yüz tutmuş bütün dolapları. sonra geriye ortalığı toparlamak kalacak. her şeyi yerine yerleştireceksin, önce iç dünyanı düzenleyecek sonra dış dünyana geçeceksin. yavaş yavaş bütün yaralarını saracaksın. çok düşük bir ihtimal ama belki mutlu bile olacaksın... okuyun bu kitabı dostlar. hayatınız yolunda değilken okuyun. kafanız bir şeylerle meşgulken okuyun. canınız sıkkın, moraliniz bozukken okuyun. yaşamınızdan vazgeçmeye ramak kalmışken okuyun, kendinize küsmüş bir haldeyken okuyun. etrafınızdakilerin sizi sıktığı, bunalımı zirvede yaşadığınız anda okuyun. dökün içinizi sonra önünüzdeki halıya. birkaç gün kalsın öyle o dağınıklık. sonra başlarsınız yavaş yavaş toplamaya, acelesi yok ya... hepimiz birer selim'iz bu hayatta. ne eksik ne fazla... sadece kitapla alakalı son birkaç cümle: selim ışık (disconnectus erectus), hayatıyla ilgili bir karar veriyor (vermek zorunda kalıyor da diyebiliriz aslında) ve bunun sonucunda arkadaşı turgut özben bu karara neyin (ya da nelerin) sebep olduğunu araştırıyor. (siz de bu araştırmanın içinde, kendi içinize açılıyorsunuz, kendinizle yüzleşiyorsunuz, nihayetinde; kendinizi tanımaya başlıyorsunuz) bir insanın bahsi geçen o kararı kolay kolay vermediğini, siz okuyucu olarak, iliklerinize kadar hissederek, içinize sindire sindire anlıyorsunuz. keyifli okumalar dilerim.. (ama bu çok mümkün değil gibi)
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
·
13 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.