Puan vermedi·4574 syf.··
2022 1. kitabı
İbadet, takva zikir ve daha sayamadığım bir çok konuyu güzel bir şekilde anlatan, sıra kadına gelince " kadın, bir çeşit kölelik ve esirliktir ve kadın bütünüyle efendisinin emri altına girmıştir.... Cilt 2, sayfa 1254" kadını köle ve esir, erkek ise efendisi, burada birincisi islam kadına değer vermiş ve kadının ayakları altına cenneti sermiştir, öte yandan kadının esir ve köle olduğu yazmış bir islam alimi olabilir mi? Aslında konu kadın olduğunda hemen eğip büken, kadınları hakir görüp ikinci sınıf muamelesi yapan bir düşünce hakim, bu kitapta birbirine zıt ve düşünceler var. Bir kişinin eseri değil, iki kişinin eseri gibi duruyor insana pek mantıklı gelmiyor.
İhyâu' Ulûmi'd- Dîn (4 Cilt Takım)İmam Gazali · Karaoğlu Yayınları · 19971,812 okunma
·
587 Gösterim
3 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bir müftü karısı daha? Cennet kadınların değil, anaların ayakları altındadır yoksa fuhuş yerleri de kadınlarla dolu. Kadına hak veriyorum diyerek soyan, erkekle çatıştıran zihniyet sana hak vermiyor sadece çekirdek aile yapısının köklerine barutları yerleştiriyor ve senin gibiler had hudud bilmediği için bunu farkedemiyor bile.
Rukiye terbiyeni takınmanı öneririm, Kadın ile ilgili birçok şeriat kitabı aynı bilgileri içerir, Imam-ı Gazali k.s kafasına göre koymamıştır o bilgiyi o bilgiden yola çıkıp zihniyetine hakarette bulunman senin zihniyetinin ne kadar sıkıntılı olduğunu gösterir, Nefsine ağır gelmiş o söz, Tavsiyem onu çok yüceltme hakirleştir...
İhya ve Gazali benim de 20 yıl boyunca tekrar tekrar ama hep utanıp sıkılarak, yüzüm kızararak, çok üzülerek okuduğum, çocuklarımdan, sevdiklerimden uzak tuttuğum lakin anlamaya çalıştığım bir bilgenin ve kitabıdır. Bu kadar yazan, düşünen, araştıran birisi ipe sapa gelmez, hiçbir ölçüye uymaz bu saçmalıklara inanıyor olamazdı. Verdiğiniz güzel örnek gibi binlerce örnek verilebilir ama İhya'da beni dehşete düşüren iki örnek şöyle: "Sakın Allah'ı ve ayetleri akıl süzgecinden geçirmeyin, aksi halde siz de benim gibi aklınız ve dininizden olursunuz" diyordu. Evet, öyle de olmuş ve Gazali bir süre okumayı, yazmayı, Nizamiye Medresesi'nde hocalığı terk etmişti. İkinci örnek ise, Hz. Ömer'in Oğlu Abdullah'ın orucunu bir kaç cariye ile cinsel ilişkiye girerek açması ve akabinde yemek yemesi ve akşam namazı kılmasını, "dindarlık" olarak tanımlamasıydı. Buna cinsel sapıklık diyemediği için, dindarlık diyordu. Gazali'nin burada ince eleştiri ve taşlamayla bir iğrençliğe dikkat çekiyordu ama bizim hacı, hoca ve sözde alimlerimiz bunları camilerde hutbe ve vaaz olarak yüzlerce yıldır anlatıyorlardı İlyada'da Homeros'un artık gözden düşen Zeus ve diğer Olympos Tanrılarıyla alay etmesi gibi galiba Gazali'de 'eldeki veriler bu, bunlara gerçekten inananır ve bu yazdıklarıma göre yaşarsanız, iflah olmaz, mahfolursunuz" demek istiyordu. Ama İslam dünyası henüz bunları söyleyecek ve anlayacak düzeyde değildi. Gazali'de afaroz edilmemek için ancak kendini bu şekilde ifade edebiliyordu. Aynı yola İbn-i Haldun'da başvurur ve Mukaddime'nin birici cildinde Darwin'e ışık tutan bilgiler verirken, ikinci ciltte, birinci ciltte yazdıklarının tam zıddı, ancak ahmakların inanabileceği tezler ileri sürer. İslam'da Hristiyan Engizisyon'u derecesinde bilim ve akıl karşıtlığı olmadıysa bu, Gazali ve İbn-i Haldun tarzı kurnazlıklar sayesinde olmamıştır diye düşünüyorum.