·152 syf.····Okunma: 25 Ağustos 2019 02:28 Gamze Arslan,2016 yılında Çerçialan kitabı ile Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü almış genç bir yazarımız. Kelimeleri, cümleleri, biçimsel ve edebi anlamda yazı kalitesi asla yadsınamaz.
13 öyküden oluşan yeni kitabı Kanayak ise okuduğum birkaç güzel yorumla birlikte listeme eklenmişti. Öyküyle pek aram olmamasına rağmen okumak istedim.
İçlerinde kadına şiddet, ensest ve kadın cinayetleri üzerine, tek kişilik tiyatro oyunu tarzında yazılmış “O bir ağaçtır ki cehennemin dibinde çıkar“ adlı çalışmayı severek okudum. Umarım bu drama sahneye uyarlanabilir.
Genel anlamda ise her bir öykünün insanı düşünmeye sevk etmesine rağmen kitabı çok karanlık buldum. Hatta öyle kötü bir zamana denk geldi ki, Emine Bulut ve Tuba Erkol cinayetleriyle psikolojimin altüst olduğu gün okudum şu satırları:
“Dünyaya fırlatıldığımda seri katil olmaya çoktan karar vermiştim. Bu bazılarına kolay gelebilir, birinin boğazını kesip fışkıran kanı uzun uzun izlemek, vücuduna sivri bir metali sokup kasılarak ölmesini beklemek.Hayır kolay değil , öldürmenin seri hale gelmesi için biraz birikim gerekiyor bence..”
Ve başka bir öyküsünde: “ yavaş yavaş, kanı akıta akıta kesti ablasının boğazını... Zamanında kıvrımında uyumamış, o boyna yatıp babasını sormamış gibi kıtır kıtır kesti..“
Beynim almıyor, midem bulanıyor, yüreğim kaldırmıyor böyle şeyleri.. Neden kesiyoruz? Evde, dükkanda, kafede ,restoranda , filmde, dizide, derken kitapta ve dahası bir öykünün içinde neden insan kesiyoruz?
Neticede kitaplığımda kalmasını istemediğim bir kitap ve daha aydınlık şeyler yazmasını umut ettiğim bir yazarla baş başayım. Tavsiye eder miyim ? Bilmem 🤷️