"Bir prens daha doğdu, bir prenses annesinin kucağında. Bir prens sokakta top koşturuyor, bir prens saklambaçta aradığı prensese kavuşuyor, bir prenses tüm güzelliğiyle kaldırımlara mührünü basıyor. Bir prenses rüyasında huzurlu, bir prenses gözlerinde yıldızları misafir ediyor. Bir prens gezegenleri gezip dünyada sabit kalıyor, bir prenses bulutlar üstünde… Parkları dolduran prensler görüyorum salıncak sırasında, tahterevallide iki prenses denkliği sergiliyor ve balonlar hediye ediyor bir prensle prenses gökyüzüne… Uçurtmalar kuş oluyor bir prensin ellerinden, bir prensesin elinde gül; kendisine kokusunu vermiş gülün ve en çokta gülen prensler var prenseslerle yeryüzünde…
Evet, hepimiz prensiz ya da prenses. Küçük prensle kaç yaşında tanıştınız bilmiyorum, kaç yaşında gezdiniz gezegenleri, kaç yaşında kiminle karşılaştınız? Hayatınızdan hangi gül bahçelerini, bitkileri, hayvanları ve hatta insanları kaç yaşında görmezden geldiniz? Neyi evcilleştirip neye yabancılaştınız? Haklarınızın ve özgürlüklerinizin kavgasını sürdürürken hangi sorumluluklarınızın farkında kaç yaşında kalabildiniz? Dünyanın kaç yüzünü gördünüz ve kaç yüzü kaldı görmediğiniz? Mesela kaç yaşından beridir yıldızlara gülerek bakıyorsunuz? Kaç’la başlayan miktar sorularından vazgeçemeyip büyüklere benzediğim için özür dilerim. Böyle sorular sorabiliyorken çocukluktan nasıl bahsedebilirim şimdi? Yine de kalemime müsaade etmeliyim, susmayıp konuşmalıyım; 'Bir prens olmanın, prenses olarak kalabilmenin tek şartı, küçüklüğümüzü koruyabilmek olsa gerek, Küçük Prens’le tanıştığımızdan beri en azından' diyebilmeliyim."
Yasin Akteke, Antoine de Saint-Exupéry'nin kalbe dokunan kitabı Küçük Prens'ten hissesine düşenleri yazdı. Yazarımız Yasin Akteke'ye bizi de hisseyâb ettiği için, bir kalbimiz olduğunu hatırlattığı için teşekkür ederiz...
deruhtedergi.com/bir-kalbimiz-var