İnceleme görünümlü bir deneme yazısı
10/10
·280 syf.··
2019 104. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2019 16:52
Çocukken kitaplığımda var olan ama hiç elime alıp da okumaya niyetlenmediğim bir kitaptı kendisi. Sade üslubuyla anlamakta asla güçlük çekmeyeceğiniz bir eser. Ben hayatım boyunca hayvanları anlayabilmek, hep onlarla konuşabilmek isteyen bir insan olarak bu romanı çok beğendim. Özellikle Beyaz Diş adlı kurdun ruh tahlillerini, dış dünyayı nasıl algılayıp özümsediğini anlattığı yerlerde çok zevk aldım. Yer yer "Acaba gerçekten de böyle mi düşünüyorlar, hissettikleri tam olarak bu mu gerçekten?" şeklinde düşüncelere daldığım oldu. Bir gün bir kurttan bu kadar az çekineceğimi asla düşünmezdim (tabii ki yolda birden karşıma çıksa bu düşüncem böyle devam eder mi, orası tartışılır). * Yazımın buradan sonrası kitabın sonunun nasıl bittiğini öğrenmek istemeyenler için son derece mutsuzluk vericidir. Bu durumdaki kimseler okumasınlar lütfen.* Köpek cinsinin yaradılış gereği insan ırkını kendinden üstün gördüğünü biliyordum. Yine de kitapta kurdun gözünde insanların Tanrı olması beni niyeyse çok üzdü. Keşke insanlar hep efendi olarak kalsaydı. Çünkü Tanrı, var olmanın esasıdır. Oysa o kurdu insanlar var etmedi, sadece ona hükmettiler. Beyaz insanların siyah insanlardan daha acımasız olduğu vurgusu da gözümden kaçmadı. Fakat daha sonra başka bir beyaz adam diğer beyaz adamdan çok daha üstün nitelikliydi. Tabii ki bu üstünlüğün başında iyi yürekli olması geliyor. Nitekim Güzel Smith ile Beyaz Diş'in son karşılaşmasında, gri kurdumuzun dişlerinin Smith'in şah damarını parçalamamasına ziyadesiyle üzüldüğümü belirtmek isterim. Belki de diğer okurlardan farklı olacak ama beni esas etkileyen kısmı sonu oldu. Çünkü ben resmen yüreğim ağzımda, Beyaz Diş'in ölmemesi için dua ettim kitabı okurken. Bir yandan kendimi telkin ettiğimi fark ettim "o da bir canlı ve her canlı gibi ölecek, hem bu bir kurgu, hayattan kesitler içeren bir kurgu, hem de bu doğanın kanunu" şeklinde. Kitaptan kanlı bir son bekliyordum Beyaz Diş için. Tıpkı hayat gibi senaryolar... Galiba yaşanmışlıklarım bana sonların kötü bittiği algısını yerleştirmiş. O yüzden Jim Hall'le olan kapışmasında artık her şeyin bittiğini düşündüm. Her sonun bir kayıp olduğundan, her biten hikayede birini yitireceğimden korktuğumu; korkmama rağmen bunu kanıksadığımı anladım. Ve belki de uzun zamandır içinde bulunduğum bu umutsuz ruh haline bir umut penceresi açtı bu mutlu son. Hayatımın son zamanlarında beni etkileyebilecek kadar mutlu ve umutlu şeyler olmadığını gördüm kendime bakınca. Az kalsın bu durum kemikleşiyormuş. Ben bu hikayenin sonunu okumasaydım, umutsuzluğun bende yer ettiğini fark edemeyebilirdim. İşte tam da bu noktada anlamlı bu kitap benim için. Bu yazı bir incelemeden çok bir deneme oldu sanki, bu nedenle okuyanların affına sığınıyorum. Saçma bulanlar olacaktır elbet ama içinizde mutlaka beni anlayacak kişiler vardır. İşte o kişiler de umarım bu farkındalığa bir an önce erişirler.
Beyaz DişJack London · Yılmaz Kitabevi · 201695,6bin okunma
·
2 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.