Puan vermedi·223 syf.··
2019 48. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2019 09:03
Uzun zamandır kitap incelemesi yazmıyor gibi hissediyorum kendimi. Bu ay doğru dürüst okuyamadığım için öyle bir duyguya da kapılmış olabilirim. 2 ince kitap ile birlikte toplam da 4 kitap okumuş oldum galiba. Aslında o iki ince kitabı bile okuyalı çok olmuş gibi bir hisse kapıldım nedense. Eskisi gibi kitap okuyamadığım için de böyle düşünmüş olabilirim. Neyse, bu kitapla ilgili bir şeyler yazmak istiyorum ama ne yazacağımı da pek bilemiyorum. Zira kitabın adı gibi zor geliyor bir şeyler karalamak. Aslında kitap çok merak uyandırdı bende, acaba Kerim'in hikayesi ne olacak diye her düşündüğümde konunun başka bir yere geldiğini gördüm. O kadar çok karakter var ki kitapta, aklım karıştı açıkçası. Öğretmenler, sağcılar, solcular, öğrenciler, köylüler, şehirliler...Sıkı yönetim dönemleri... Yazar bir çok konudan konuya atlamış ve bir çok karakter var kitapta. Keşke bir konuda sabit kalsaydı daha da güzel olurdu diye düşündüm aslında. Kitap kötü müydü? Asla... Beğendim ama dediğim gibi, çok fazla karakter ve konular arası geçiş olduğu için bir çok yerde kopukluk hissettim. Karadeniz'in ücra bir köyünde yaşayan ve hiç okuyamamış olan Kerim'in, bir sanat öğrenmesi için köyden şehre gönderilmesi ile başlıyor kitap. Kerim halasının yanına gönderilir ama kendini bir sığıntı olarak gördüğü için başka bir akrabasının yanına gider. Memleket hasretini ve yaşam kavgasını güzel yansıtmış yazar. Kerim'in kız kardeşi Sırma da, köy yaşamına, eşinin ailesinin yaptığı zulümlere dayanamaz ve şehre kaçar gelir. Onunla diyalogları da çok güzeldi. Özellikle şu alıntı da ki anlatım mest ediyor insanı : "Merdiveni inip çay ocağının bulunduğu düzlüğe vardığında, kapı dibinde, başını yana eğmiş, kendini gizlemek ister bir duruş takınmış bir kadına takıldı gözleri, kadın ansızın başını kaldırdı. Seslendi. Sırma bu... Çocuk bir yaz rüzgârının, bir kekik kokusunun havada dalgalandığını duydu. Duygusu içinden fışkıracak oldu. Kelimeleri unuttu. Ablası, serince elleriyle ellerini tuttu. -Yarım saattir beklerim buracıkta. Sıkıldım, utandım. Gelip geçenler oluyor. Biri, dilenci sandı beni. Dilenciler çok gelir olmalı buraya. Sırma. İşte yanı başında. Kiraz çiçekleri bostanlar. O uçsuz bucaksız mavilik, böcek sesleri... Yüreğindeki eski sıcaklık yine diriliyor. Sırtında lekeli bir pardösü var Sırma’nın. Diz altında lastiklenmiş çoraplarının kaba kalınlığı. Birden yabancı, aykırı buluyor Kerim onu. Ellerinin kabalığını, dişlerinin bakımsızlığını görüyor. Ablası bu mu? Orman diplerinde biten sarı eflatun ağu çiçeklerine benzerdi. Benekli sarı beyaz kelebeklere.." Ben sadece Kerim'den bahsettim ama, Kerim harici çok fazla karakter var kitapta. Beni sadece Kerim bölümü daha çok sardı galiba. Ama kitapta diğer kişilerin de hayat ile kavgalarına tanık olacaksınız bol bol. Demem o ki kitap adı gibi Zor bir dönemi, zor bir kaç kişiyi, zor zamanları anlatıyor. Güzeldi, yine de.
ZorSevinç Çokum · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 197851 okunma
·
111 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.