Tahmini Okuma Süresi:
6 sa. 19 dk.
Sayfa Sayısı:
223
Basım Tarihi:
1978
İlk Yayın Tarihi:
1977
Yayınevi:
Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

4/10
·223 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2020 19:43
Sahafta tesadüfen görüp aldığım bir kitap "Zor". Yazarın ilk eserlerinden biri olduğu için sanırım dili çok yavan.Bolca diyalog var bu sayede çabucak okunuyor..Bazı kısımlarda mesaj verme kaygısı biraz rahatsız etse de fikri açıdan güzel, samimi bir olay örgüsü var.12 Mart dönemi sıkıntıları, sosyal yaşamı arka planda hissedebiliyorsunuz.Dönemin havası, farklı görüşler kişiler üzerinden aktarılmış.Daha başarılı dönem romanları var özellikle okunması gereken bir kitap olduğunu düşünmüyorum. *Sevgi Soysal *Tarık Buğra *Adalet Ağaoğlu Dönem romanı okumak isteyenler için yukarıdaki yazarlar bence daha etkili olacaktır :)
ZorSevinç Çokum · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 197851 okunma
7/10
·223 syf.··
2026 52. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 15:05
12 Mart 1971 Muhtırası sonrasındaki siyasal ve sosyal ortamı romanda anlatan Sevinç Çokum 'la ilk karşılaşmam. Kişi sayısının çokluğu ve olayları veriş sırası sıkılmama nedense de o zor yılları - canım ülkeminde hangi yılları zor değilse- anlamak için güzel bir kaynak.
ZorSevinç Çokum · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 197851 okunma
Puan vermedi·223 syf.··
2019 48. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 24 Ağustos 2019 09:03
Uzun zamandır kitap incelemesi yazmıyor gibi hissediyorum kendimi. Bu ay doğru dürüst okuyamadığım için öyle bir duyguya da kapılmış olabilirim. 2 ince kitap ile birlikte toplam da 4 kitap okumuş oldum galiba. Aslında o iki ince kitabı bile okuyalı çok olmuş gibi bir hisse kapıldım nedense. Eskisi gibi kitap okuyamadığım için de böyle düşünmüş olabilirim. Neyse, bu kitapla ilgili bir şeyler yazmak istiyorum ama ne yazacağımı da pek bilemiyorum. Zira kitabın adı gibi zor geliyor bir şeyler karalamak. Aslında kitap çok merak uyandırdı bende, acaba Kerim'in hikayesi ne olacak diye her düşündüğümde konunun başka bir yere geldiğini gördüm. O kadar çok karakter var ki kitapta, aklım karıştı açıkçası. Öğretmenler, sağcılar, solcular, öğrenciler, köylüler, şehirliler...Sıkı yönetim dönemleri... Yazar bir çok konudan konuya atlamış ve bir çok karakter var kitapta. Keşke bir konuda sabit kalsaydı daha da güzel olurdu diye düşündüm aslında. Kitap kötü müydü? Asla... Beğendim ama dediğim gibi, çok fazla karakter ve konular arası geçiş olduğu için bir çok yerde kopukluk hissettim. Karadeniz'in ücra bir köyünde yaşayan ve hiç okuyamamış olan Kerim'in, bir sanat öğrenmesi için köyden şehre gönderilmesi ile başlıyor kitap. Kerim halasının yanına gönderilir ama kendini bir sığıntı olarak gördüğü için başka bir akrabasının yanına gider. Memleket hasretini ve yaşam kavgasını güzel yansıtmış yazar. Kerim'in kız kardeşi Sırma da, köy yaşamına, eşinin ailesinin yaptığı zulümlere dayanamaz ve şehre kaçar gelir. Onunla diyalogları da çok güzeldi. Özellikle şu alıntı da ki anlatım mest ediyor insanı : "Merdiveni inip çay ocağının bulunduğu düzlüğe vardığında, kapı dibinde, başını yana eğmiş, kendini gizlemek ister bir duruş takınmış bir kadına takıldı gözleri, kadın ansızın başını kaldırdı.
ZorSevinç Çokum · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 197851 okunma

Yazar Hakkında

Sevinç ÇokumYazar · 32 kitap
Sevinç Çokum  25 Ağustos 1943’te  İstanbul  Beşiktaş’ta dünyaya geldi. Üç kız evlada sahip olan ailenin en küçük çocuğudur. Beşiktaş Büyük Esma Sultan İlkokulunu, Beşiktaş Ortaokulu ve Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu; ayrıca Umumi Sosyoloji dalında öğrenim gördü.  Acıbadem Özel Anadolu Lisesinde ve Etfal Hastanesine bağlı hemşire okulunda Türkçe ve Edebiyat dersleri verdi. Orta öğrenimi sırasında bir süre İstanbul Radyosu çocuk korosunun haftalık programlarına katıldı.   Klasik Batı müziği dalında özel keman dersleri alarak Türk ve değişik ülkelerin temsilcilerinden  oluşan A. Kavafyan yönetimindeki  İstanbul Amatör Senfoni Orkestrasında ikinci kemanlarda çaldı, konserlere katıldı. Üniversitedeyken politikayla ilgilenmeğe başladı. Bir siyasi partinin ilçe gençlik kolu başkanı oldu, daha sonra İl Gençlik Teşkilâtına geçti, bir süre sonra politikada aktif rol almaktan  vazgeçti.  Öğrenimi sırasında evlenen  Sevinç Çokum, 1968 çalkantılı döneminde öğrenci hareketlerine fikirleriyle katıldı. Edebiyata sevgisi  ortaokul sıralarında Türkçe Öğretmeni Necmi Seren’in, lisede ise Suzan Karamanlıoğlu’nun   yönlendirmeleriyle  yol aldı. Necmi Seren öğretmenliğin dışında Macarca’dan çeviriler yapmış, ünlü “Pal Sokağı Çocukları” romanını Türkçeye kazandırmıştı. Sevinç Çokum daha o tarihlerde günlük tuttu, şiirler yazdı. Lisede öğrenciyken büyüklerin katıldığı Kudret Gazetesindeki bir yarışmaya girerek ikinci oldu. Üniversitede hikâyeler yazmağa başlayan yazarın  Bir Eski Sokak Sesi adlı öyküsü Hisar Dergisinde (Şubat 1972) yer aldı. O sıralarda Yelken ve Eflatun Dergilerinde de birkaç hikâyesi görüldü, Ahmet Nadir Caner’in yönettiği Başkent Gazetesinde  şiirlerinden bazıları  neşredildi. İlk hikâyelerini  Eğik Ağaçlar adlı kitabında toplayan yazar,  Behçet Necatigil’in  tavsiyesiyle öyküde yoğunlaştı. Bu kitabın ardından Hisar Dergisinin yanısıra  Türk Edebiyatı Dergisinde de yazmağa başladı. 1975-76 yıllarında Kültür Bakanlığı bünyesinde düzenlenen komisyonlardan Halk ve Çocuk Yayınları Kurulundaki çalışmalara katıldı. 1977-79 yıllarında Türk Edebiyatı Dergisinin yazı işleri müdürlüğünde bulundu. Daha sonra,  (1981-85)  eşi Rıfat İzzet Çokum’la kurdukları Cönk Yayınlarını yönetti. Sevinç Çokum’un öykü, söyleşi ve diğer yazıları, Hisar, Türk Edebiyatı, Gösteri,  Varlık Dergilerinde ve Dünya- Kitap’ta yer aldı. Öyküleri: Eğik Ağaçlar (1972), Bölüşmek (1974), Makina (1976), Derin Yara (1984),Onlardan Kalan (1987 ) Bu kitaplar birleştirilerek, Bir Eski Sokak Sesi, Evlerinin Önü, Onlardan Kalan adlarıyla yeniden yayımlandı. Rozalya Ana  (1993- Türkiye Yazarlar Birliği Armağanı), Beyaz Bir Kıyı (Fas’ta geçen hikâyeleri 1998), Gece Kuşu Uzun Öter (2001 ), Al Çiçeğin Moru (2010). Romanları: Zor (1977), Bizim Diyar (1978), Hilal Görününce (1984- Milli Kültür Vakfı ve TYB Armağanları), Ağustos Başağı (1989), Çırpıntılar  (1991), Karanlığa Direnen Yıldız (1996), Deli Zamanlar (2000),  Gülyüzlüm (Tefrika roman olarak yazılışı 1988, kitaplaşması 2003 ), Gece Rüzgârları (2004), Tren Burdan Geçmiyor (2007),  Arada Kalmış Tebessüm (2010), Lacivert Taşı (2011- Eskader Roman Armağanı) Gazete Yazıları: Güzele Bakan Karınca (1997), Vaktini Bekleyen Tohum (2000 ) Anlatı:  Hevenk- Kayıp İstanbul (1993-TYB Armağanı) Radyo programları ve TV senaryoları da bulunan Çokum, Yeniden Doğmak adlı dizi senaryosuyla  Ankara Gazeteciler Cemiyeti, 1988 Basın Şeref Belgesine lâyık görülmüştür. Çevrilmiş Eserleri: Çarmıh,Bir Geminin Getirdikleri, Der Neu Mensch İn Der Türkei – Almanya(Seçkiye Katılan Öyküler) BizimDiyar, Prof.Dr.  Azize Cefarzade’nin çevirisiyle- Azerbaycan-Baku.(Roman) Tarifsiz Bir Sesin Hikâyesi, Moderne Turkse Verhalen- Hollanda (Seçkiye Katılan Öykü) Denizin Dalgası Saçların, Racconti dell Anatolia-İtalya (Seçkiye Katılan Öykü) Deli Zamanlar  Arapçaya çevrilerek Mısır’da yayımlandı (Roman) Tarlabaşı’nda Sabah Oluyor, Istanbul In Women’s Short Storıes – England ( Seçkiye Katılmış Öykü) Deli Zamanlar Arnavutluk, Bulgaristan ve Hindistan’da yayımlanmak üzere çevrilmektedir. Eserleri üniversitelerde araştırma konusu olan Sevinç Çokum’un yurt dışında da bazı eserleri üzerinde çalışmalar gerçekleşti. Ayn Şems Üniversitesinden Ayşe Abdülvahid Çırpıntılar romanıyla ilgili, Batıda Türk Göçmenlerinin  Sorunları  adıyla  yüksek lisans yaptı.(2008-2010) Ayrıca yine Mısır’da Kahire Üniversitesinden Muhammed Eyd, yazarın  Beyaz Bir Kıyı  adlı eserini dil bakımından inceleyen bir çalışma ortaya koydu.(2010-2011) İlk kitabıyla insan sevgisi ve hümanizma çizgisinde görünen Sevinç Çokum, zaman içerisinde öykü ve romanlarında değişimler yaşadı. Toplum ve birey arasındaki ilişkileri kurcalayan yazar, ilk romanlarında ulusun değerlerini kişilerine aktararak onları tarih perspektifi içinde ele aldı. Giderek insanın iç yapısındaki  derinliklere yönelen yazar,  sanatın sınırları olmayacağını savunarak evrenselliğe ulaştı. Deli Zamanlar romanıyla birlikte hikâyelerindeki ince gözlemleri, dil özenini ve ironik bakışı romanlarına taşıdı. Tren Burdan Geçmiyor ve Arada Kalmış Tebessüm, Lacivert Taşı  gibi  son romanlarında sosyal-psikolojinin verileriyle insanı anlamaya çalıştı. Abukiz adını verdiği bir felsefe ortaya atarak, çok renkli ve prizmatik bir yapı içinden dünyaya baktı. İçtenliği önemseyerek öğretilerin dışındaki doğruları aradı.