Ağustos Başağı

Sevinç Çokum
Tahmini Okuma Süresi:
11 sa. 45 dk.
Sayfa Sayısı:
415
Basım Tarihi:
Eylül 2019
İlk Yayın Tarihi:
Haziran 2011
Yayınevi:
Kapı Yayınları
ISBN:
9786054322657
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·405 syf.··
2020 27. kitabı
Ağustos Başağı Kitap gerçekten tek kelimeyle şahane. Milli mücadele dönemi Kurtuluş Savaşı yılları anlatılmış bir eser. Kitabın anakarakteri Yusuf, - kuttül amere- Irak cephesinde savaştan Söğüt'e yeni dönmüş bir asker. Geçimini at arabasıyla yolcu taşıyarak yapıyor. Mağlum I. Dünya Savaşı kaybedildi. Durum vahim.. Yurt işgal halinde.. Bu durumda bu delikanlı da boş durmuyor, ülkeyi işgalcilere karşı savunmak için Kuvay-i Milliyecilere oradan da TBMM nin kurduğu düzenli orduya katılıyor. Sekiz yıl askerlik yapıyor. Yazar eseri anakarakter Yusuf üzerinden Milli Mücadele yıllarındaki gelişmeleri ilmek ilmek işleyerek anlatıyor. Eserde, yeri geldikçe Milli mücadelenin "birlik ve beraberlik" neticesinde imanla kazanıldığını dile getiriyor. Misal erkekler savaşa gidiyor ama geride kala kadınlar da boş durmuyor. Kadınlar askerlere kumaştan elbise dikiyor, tarlayı bağı bahçeyi ekiyor, hayvanlarını Seferberlik'in ilanıyla askerlere yük ve cephane taşımaları için veriyor. Hatta yeri geliyor - şehit annesi bir kadın- omuzunda silahıyla cepheye savaşa gidiyor. Yalnız okurken tabi ki milli mücadeleyi destekleyenlerin olduğu gibi desteklemeyenlerde olmuş. Bunları görmek üzücüydü. Nihayetinde kitap mahalle kahvesinde, Arif Çelebioğlu'nun notlarıyla bitiyor. Okumanız dileğiyle.. ^_^.
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
7/10
·405 syf.··
Beğendi
·
2017 22. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2017 09:42
Sevgili kitap kardeşim Gülsüm Yalçın bana göndermiş olduğu bu kitabı okumak bana keyif verdi. Böyle bir etkinlik ile bize kitap kazandıran arkadaşlara teşekkür ederim. Gelelim kitaba, bir kurtuluş savaşı hikayesini anlatıyor, kahramanlarımız hep duyduğumuz ama bugün karşılaşamayacağımız yiğit insanlar, Yusuf, Esma, Veli, Osman, Hacer Osmanlı imparatorluğunun kurulduğu Söğüt topraklarında başlayan hikayemiz yine burada son buluyor. Toprak için verilen canları, açlığı, evleri, evlatları öyle güzel anlatıyor ki. O günlerde insanlar bir amaç için bir araya gelebilmişler, kendilerinden önce vatan demişler, toprak demişler. Canlarını ortaya koyarak herkes bir işin ucundan tutmuş, vatan diyerek bize bu toprakları kazanmışlardır. Her bir toprak parçasında şehitlerimizi, gazilerimizin kanı vardır. Bu lafları bugün söylemek o kadar kolay ki, savaş, yokluk göremeyen bir nesiliz biz ve doğal olarak bunları ancak kafamızda canlandırabiliriz, ruhumuzda, canımızda hissedemeyiz. Yaşanan aşklar bile o kadar masum ve nazik ki, önce vatan diyerek tüm duygular göz ardı edilmiş, o aşklar yaşam için mücadelenizde sadece bir araç olmuş. Kitabı okurken, olacakları, akışını ve sonunu tahmin etmek çok kolay, sürpriz ile karşılaşmıyorsunuz, tek beğenmediğim aslında daha kısa bir kitap olabilecekken, doğa tasvirleriyle, gereksiz diyaloglar ile uzatılmış olmasıdır. Sade, hüzünlü bir kurtuluş savaşı hikayesi okumak isterseniz keyifli okumalar...
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
Puan vermedi·405 syf.··
2019 30. kitabı
İçinde aşkın , savaşın ve tabiatın inanılmaz güzel anlatıldığı okuru içine çeken güzel bir yapıt. Tabiat güzellemeleriyle başlayıp aynı şekilde tabiatta son bulan roman... keyifle okunası!
Edebiyat
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
10/10
·405 syf.··
2019 1. kitabı
Okuduğum milli mücadele romanlarından kuşkusuz en güzeli.Kitapta bahsi geçen yer olan Söğüt,"Devlet Ebed-i Müddet'in" kök salıp büyüdüğü yer.Kuruluşun,dirilişin ve kurtuluşun otağı.Kuvayı Milliyenin kurulduğu ilk yerlerden birisi...Söğüt Sevinç Çokum'un usta kalemiyle yeniden gönlümde taht kurdu.Kitap sayesinde Kuvayı Milliyeye olan bağlılığım dahada arttı. Milli Mücadelemizin 100. Yılı kutlu olsun.
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
10/10
·405 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2020 15:02
Türk öykücülüğünün zarif sesi Sevinç Çokum’dan bir Kurtuluş Savaşı romanı.Nasıl gerçekçi bir üslup,nasıl samimi bir anlatım. Yeri geliyor Yusuf oluyorsunuz tepelerde düşmanın içinde yeri geliyor Esma oluyorsunuz mavi yazmalı. Çok etkilendim gerçekten öyküden.Yaşanılan zorluklar ancak bu kadar sahici anlatılabilirdi. Söğüt mavi mor tepelerin ardındadır diyordu Sevinç Çokum gerçekten sanki baksam pencereden göreceğim o mavi mor tepeleri. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve asla son olmayacak.
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
6/10
·415 syf.··
2025 70. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 18:23
Kitap güzel başlamıştı esasında ancak belli bir noktadan sonra her şey sanki bir koşturmaca hızında apar topar gerçekleşir oldu. Romanın dili anlatımı bana samimi gelmemeye başladı, yapaylık kendini hissettirdi. Birçok karakter oluşturup devamlı bunların hepsine tek tek eğilmek, anlatmak bana pek iyi bir yöntem gibi gelmedi. Arka kapakta yazan, karakterlerin karton olmadığı iddiası bana adeta ironi gibi geldi. Gittikçe yazılanlar öylesine yazılmış gibi gelmeye, yapay bir duygusallık öne çıkmaya başladı. Bir zaferin hikayesinde önce zaferin verdiği muzafferane hava olmalı bence. Elbette duygusallık da olacak ancak bir kadın yazarın kaleminden çıktığını bu denli belli eden ve artık olayları ajite etme boyutuna varan yapay bir duygusallık pek hoşuma gitmedi. Hele ki diyaloglar... Çok çok yapay, yapmacık, samimiyetsiz. Devamlı benzer olaylar, benzer anlatımlar ve benzer diyaloglar. Sağlam bir kurgu ve hikaye yok ortada. Bana çekici gelen tek unsur Kurtuluş Savaşı'na Söğüt gibi bir Anadolu kasabasından bakılıyor olması idi. Bu yönüyle Akşehir'de geçen Küçük Ağa'yı aklıma getirse de Küçük Ağa çok daha usta işi bir roman bunun yanında. Hilal Görününce'yi bir parça sevmiş Bizim Diyarda'yı buna benzer nedenlerden ötürü sevememiştim. Sevinç Çokum'un dili bana bir parça acemice geldi bu kitapta. Yani bir Tarık Buğra bir Kemal Tahir asla değil. Onlarla mukayese ederek yapıyorum bu yorumu biraz da. Her şeye rağmen çok rahat okunan, yormayan bir roman. Ahmet Günbay Yıldız seviyesinden hallice. Ortaokul seviyesi için daha uygun.
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
6/10
·415 syf.··
2022 35. kitabı
Millî Mücadele’nin Söğüt merkezli anlatıldığı aşkla karışık mücadele öyküsü. Kanaatimce Millî Mücadele’nin romanı yazılabilmiş değil. Bugüne kadar en iyisi Küçük Ağa olsa da bu eser de tam anlamıyla beklentileri karşılayacak nitelikte değil. Ağustos Başağı da Millî Mücadele’nin romanı olarak yazılmışsa da olay örgüsü ve nitelik bakımından vasatın altında kalmaktadır. Normalde aynı konu, farklı yazarların bakış açılarıyla ele alınarak özgün bir eser ortaya konulabilir. Eserde bu anlamda özgün bir bakış açısı, konunun farklı bir şekilde ele alınması söz konusu değildir. Eserin akışı ve diyaloglar son derece yavan olup adeta ortaokul seviyesindedir. Millî Mücadele’nin romanını yazmak için tarihî vesikalar, anılar, yazılı basın gibi çok yönlü bir araştırma ve inceleme yapılması gerekir. Konunun uluslararası boyutu da olduğundan Yunanca ve belli başlı yabancı dillerdeki verilerinde değerlendirilmesi gerekir. Geniş çaplı bir çalışmaya dayalı olmadan ortaya ancak bu nitelikte bir çalışma ortaya konabilir. Ben maalesef eseri Millî Mücadele’yi anlatacak seviyede bulmadım.
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
7/10
·405 syf.··
Beğendi
·
2016 44. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2016 22:28
Söğüt...Osmanlının kuruluşunun temelini atan şehirlerden.Simdi de Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlamada.Ve Söğüt ''un kahraman halkı: Yusuf, Esma, Izzet, Selim, Veli...daha niceleri.Once vatan diyerek sevdalarından vazgeçenler. Esma ve Yusuf'un dile gelemeyen tertemiz aşkları. Yalnız bazı kısımlar çok yüzeysel geçilmiş,bir olaydan diğerine geçişler çok hızlı. Eksiğiyle fazlasıyla karşımızda bir Kurtuluş Savaşı romanı.
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
Puan vermedi·405 syf.··
Beğendi
·
2020 4. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mart 2020 15:12
Kurtuluş Savaşımızı Yusuf ve Esma'nın hasret,acı,sevgi dolu hikayelerinin arasında anlatan güzel bir roman kütüphanemin ücra köşelerinde kalmış bir sahesermiş biraz geç fark ettim.Kurtuluş Savaşımızın ne kadar meşakkatli,yokluklar içinde geçtiğini genç nesillere çok güzel aktaran bir eser...
Edebiyat
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma
7/10
·415 syf.·
2024 58. kitabı
Türk Edebiyat öykücülüğünün zarif sesi Sevinç Çokum’dan bir Kurtuluş Savaşı romanı.Nasıl gerçekçi bir üslup,nasıl samimi bir anlatım. Yeri geliyor Yusuf oluyorsunuz tepelerde düşmanın içinde yeri geliyor Esma oluyorsunuz mavi yazmalı. Çok etkilendim gerçekten öyküden.Yaşanılan zorluklar ancak bu kadar sahici anlatılabilirdi. Söğüt mavi mor tepelerin ardındadır diyordu Sevinç Çokum gerçekten sanki baksam pencereden göreceğim o mavi mor tepeleri. Söğüt...Osmanlının kuruluşunun temelini atan şehirlerden.Simdi de Cumhuriyetin kuruluşuna zemin hazırlamada.Ve Söğüt ''ün kahraman halkı: Yusuf, Esma, Izzet, Selim, Veli...daha niceleri.ÖNCE VATAN diyerek sevdalarından vazgeçenler. Esma ve Yusuf'un dile gelemeyen aşkları. Yalnız bazı kısımlar çok yüzeysel geçilmiş,bir olaydan diğerine geçişler çok hızlı. Eksiğiyle fazlasıyla karşımızda bir Kurtuluş Savaşı romanı. Yazarın okuduğum ilk kitabı ve asla son olmayacak.
Ağustos BaşağıSevinç Çokum · Kapı Yayınları · 2019231 okunma

Yazar Hakkında

Sevinç ÇokumYazar · 32 kitap
Sevinç Çokum  25 Ağustos 1943’te  İstanbul  Beşiktaş’ta dünyaya geldi. Üç kız evlada sahip olan ailenin en küçük çocuğudur. Beşiktaş Büyük Esma Sultan İlkokulunu, Beşiktaş Ortaokulu ve Lisesini bitirdi. İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden mezun oldu; ayrıca Umumi Sosyoloji dalında öğrenim gördü.  Acıbadem Özel Anadolu Lisesinde ve Etfal Hastanesine bağlı hemşire okulunda Türkçe ve Edebiyat dersleri verdi. Orta öğrenimi sırasında bir süre İstanbul Radyosu çocuk korosunun haftalık programlarına katıldı.   Klasik Batı müziği dalında özel keman dersleri alarak Türk ve değişik ülkelerin temsilcilerinden  oluşan A. Kavafyan yönetimindeki  İstanbul Amatör Senfoni Orkestrasında ikinci kemanlarda çaldı, konserlere katıldı. Üniversitedeyken politikayla ilgilenmeğe başladı. Bir siyasi partinin ilçe gençlik kolu başkanı oldu, daha sonra İl Gençlik Teşkilâtına geçti, bir süre sonra politikada aktif rol almaktan  vazgeçti.  Öğrenimi sırasında evlenen  Sevinç Çokum, 1968 çalkantılı döneminde öğrenci hareketlerine fikirleriyle katıldı. Edebiyata sevgisi  ortaokul sıralarında Türkçe Öğretmeni Necmi Seren’in, lisede ise Suzan Karamanlıoğlu’nun   yönlendirmeleriyle  yol aldı. Necmi Seren öğretmenliğin dışında Macarca’dan çeviriler yapmış, ünlü “Pal Sokağı Çocukları” romanını Türkçeye kazandırmıştı. Sevinç Çokum daha o tarihlerde günlük tuttu, şiirler yazdı. Lisede öğrenciyken büyüklerin katıldığı Kudret Gazetesindeki bir yarışmaya girerek ikinci oldu. Üniversitede hikâyeler yazmağa başlayan yazarın  Bir Eski Sokak Sesi adlı öyküsü Hisar Dergisinde (Şubat 1972) yer aldı. O sıralarda Yelken ve Eflatun Dergilerinde de birkaç hikâyesi görüldü, Ahmet Nadir Caner’in yönettiği Başkent Gazetesinde  şiirlerinden bazıları  neşredildi. İlk hikâyelerini  Eğik Ağaçlar adlı kitabında toplayan yazar,  Behçet Necatigil’in  tavsiyesiyle öyküde yoğunlaştı. Bu kitabın ardından Hisar Dergisinin yanısıra  Türk Edebiyatı Dergisinde de yazmağa başladı. 1975-76 yıllarında Kültür Bakanlığı bünyesinde düzenlenen komisyonlardan Halk ve Çocuk Yayınları Kurulundaki çalışmalara katıldı. 1977-79 yıllarında Türk Edebiyatı Dergisinin yazı işleri müdürlüğünde bulundu. Daha sonra,  (1981-85)  eşi Rıfat İzzet Çokum’la kurdukları Cönk Yayınlarını yönetti. Sevinç Çokum’un öykü, söyleşi ve diğer yazıları, Hisar, Türk Edebiyatı, Gösteri,  Varlık Dergilerinde ve Dünya- Kitap’ta yer aldı. Öyküleri: Eğik Ağaçlar (1972), Bölüşmek (1974), Makina (1976), Derin Yara (1984),Onlardan Kalan (1987 ) Bu kitaplar birleştirilerek, Bir Eski Sokak Sesi, Evlerinin Önü, Onlardan Kalan adlarıyla yeniden yayımlandı. Rozalya Ana  (1993- Türkiye Yazarlar Birliği Armağanı), Beyaz Bir Kıyı (Fas’ta geçen hikâyeleri 1998), Gece Kuşu Uzun Öter (2001 ), Al Çiçeğin Moru (2010). Romanları: Zor (1977), Bizim Diyar (1978), Hilal Görününce (1984- Milli Kültür Vakfı ve TYB Armağanları), Ağustos Başağı (1989), Çırpıntılar  (1991), Karanlığa Direnen Yıldız (1996), Deli Zamanlar (2000),  Gülyüzlüm (Tefrika roman olarak yazılışı 1988, kitaplaşması 2003 ), Gece Rüzgârları (2004), Tren Burdan Geçmiyor (2007),  Arada Kalmış Tebessüm (2010), Lacivert Taşı (2011- Eskader Roman Armağanı) Gazete Yazıları: Güzele Bakan Karınca (1997), Vaktini Bekleyen Tohum (2000 ) Anlatı:  Hevenk- Kayıp İstanbul (1993-TYB Armağanı) Radyo programları ve TV senaryoları da bulunan Çokum, Yeniden Doğmak adlı dizi senaryosuyla  Ankara Gazeteciler Cemiyeti, 1988 Basın Şeref Belgesine lâyık görülmüştür. Çevrilmiş Eserleri: Çarmıh,Bir Geminin Getirdikleri, Der Neu Mensch İn Der Türkei – Almanya(Seçkiye Katılan Öyküler) BizimDiyar, Prof.Dr.  Azize Cefarzade’nin çevirisiyle- Azerbaycan-Baku.(Roman) Tarifsiz Bir Sesin Hikâyesi, Moderne Turkse Verhalen- Hollanda (Seçkiye Katılan Öykü) Denizin Dalgası Saçların, Racconti dell Anatolia-İtalya (Seçkiye Katılan Öykü) Deli Zamanlar  Arapçaya çevrilerek Mısır’da yayımlandı (Roman) Tarlabaşı’nda Sabah Oluyor, Istanbul In Women’s Short Storıes – England ( Seçkiye Katılmış Öykü) Deli Zamanlar Arnavutluk, Bulgaristan ve Hindistan’da yayımlanmak üzere çevrilmektedir. Eserleri üniversitelerde araştırma konusu olan Sevinç Çokum’un yurt dışında da bazı eserleri üzerinde çalışmalar gerçekleşti. Ayn Şems Üniversitesinden Ayşe Abdülvahid Çırpıntılar romanıyla ilgili, Batıda Türk Göçmenlerinin  Sorunları  adıyla  yüksek lisans yaptı.(2008-2010) Ayrıca yine Mısır’da Kahire Üniversitesinden Muhammed Eyd, yazarın  Beyaz Bir Kıyı  adlı eserini dil bakımından inceleyen bir çalışma ortaya koydu.(2010-2011) İlk kitabıyla insan sevgisi ve hümanizma çizgisinde görünen Sevinç Çokum, zaman içerisinde öykü ve romanlarında değişimler yaşadı. Toplum ve birey arasındaki ilişkileri kurcalayan yazar, ilk romanlarında ulusun değerlerini kişilerine aktararak onları tarih perspektifi içinde ele aldı. Giderek insanın iç yapısındaki  derinliklere yönelen yazar,  sanatın sınırları olmayacağını savunarak evrenselliğe ulaştı. Deli Zamanlar romanıyla birlikte hikâyelerindeki ince gözlemleri, dil özenini ve ironik bakışı romanlarına taşıdı. Tren Burdan Geçmiyor ve Arada Kalmış Tebessüm, Lacivert Taşı  gibi  son romanlarında sosyal-psikolojinin verileriyle insanı anlamaya çalıştı. Abukiz adını verdiği bir felsefe ortaya atarak, çok renkli ve prizmatik bir yapı içinden dünyaya baktı. İçtenliği önemseyerek öğretilerin dışındaki doğruları aradı.