Gönderi

9/10
·399 syf.··
Beğendi
·
2019 48. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2019 00:43
Baştan söyleyeyim kitabın büyük çoğunluğunu çok beğendim, nadir de olsa beğenmediğim bölümleri mevcut tabi. Beğenmediğim bölümlere değinecek olursak; eleştiri dili. Eleştiri demiyorum illaki eleştiri olacak lakin her şeyin bir usulü olduğuna inanan biri olarak eleştirinin de bir usulü olması gerektiğini düşünenlerdenim naçizane. Meriç bu noktada kantarın topuzunu hayli kaçırmış. Çok ağır, aşırı sivri, bayağı yerici bir eleştiri dili bu. Kimler buna maruz kalmamış ki! Osmanlı’dan tutun da yerli ve yabancı yazarlara, üniversitelerden hocalarına,Atatürkçülükten Latin alfabesine, yerli yazarlardan, yabancı yazarlara, politikacılara hatta doktorlara :D Çoğu haklı eleştiri tabi. Burada sadece Atatürkçülüğü eleştirmesini doğru bulmadım ve buna üzüldüm. İkinci eleştireceğim nokta ise eserin çok fazla yabancı kelimeler barındırması. Hem Fransızca hem Osmanlıca. Türkçeye vurulan darbeden bahseden bir yazarın neden bu tarz kelimeleri çok kullandığını da düşünmeden edemedim. Kitabı okurken sürekli bölmek durumunda kalıyorsunuz Fransızca ve Osmanlıca kelimeleri araştırmak için ki bu beni rahatsız eden bir durum oldu. Belki sizi etmez bilemem. Jurnalle birlikte sözlük de okudum desem yalan ve abartı olmaz sanırım. Gelelim olumlu yönlerine... Kitap tam bir kültür bombası. Dolu dolu bir kitap gerçekten. İçerisinde bugüne kadar hiç duymadığım edebi, tıbbi ve felsefik terimler mevcut. Bunların hepsini hafızama kazıyamasam da fikir sahibi olmak kitabın artılarından. Tarihi olaylara farklı pencereler açmış üstad. Bugüne kadar okuduğu kitaplardaki karakterleri analiz ediyor, kimi yazarları çekinmeden eleştiriyor veyahut övüyor. Bir nevi bize okunacak eserler ve okunmayacak eserler diye yol gösteriyor. Meriç mukayese ediyor ve ettiriyor okuyucuya. Büyük yazarların arka planda kalmasından muzdarip. Çağdaş yazarların yetersizliklerinden şikayetçi haliyle entelijansiyanın. Beyinlerimize giydirilmiş deli gömlekleri sözü ile sözde düşünürleri tiye alıyor. Ülkeyi tımarhane haline getirenlere veriştiriyor. Hintlilerin her düşünceye saygı duymasından ötürü Hintlilere bariz hayran. Hint kültürünün yeteri kadar anlaşılmamasından dem vuruyor. Düşünceye saygı yazara göre olmazsa olmazlardan. Her fikre, her düşünceye saygı! Sanırım bu bizim ülkedeki beyinler için imkansız. Hazmedemiyoruz farklı fikirleri, illa kendi fikrimizi karşıdakine empoze etmeye çalışıyoruz.. Niye???? Düşünün diyor yazar, sonunda yansanız dahi düşünün! Meriç’e göre yazar, sadece eser yazmamalı. Dava adamı olmalı. Bir davanın peşinde, fikirlerini sonuna kadar savunmalı, çekinmeden, korkusuzca ki kendi de bunu kovalayanlardan. Geçirdiği hastalığı bir türlü kabullenemiyor. Kör olmak üstadı hayli derinden etkiliyor ki bu süreçte çocukları bile yanında olmuyor. Eşinin sevgisinden şüphe duyuyor, sevmediğinden ise emin. Sevgiye ve bilgiye kendince susuz.Böyle tasvir ediyor. İçten içe sitem söz konusu. ‘İnsanları değiştirmeyin’ yanlış sav yazara göre. Tanrının öldüğünü düşünenler kervanında Nietzche gibi. Babıali kodamanlarının gergedanlaşan enselerinde cehaletin şahane tuğrasını okumuyor musunuz? diye soruyor Meriç. ‘Kader hep oynayamayacağı roller yükler insana ve ıslıklar. Alkış sahtekarların...’ Sahtekar aydınların, sahtekar doktorların, sahtekar akademisyenlerin, sahtekar politikacıların kısaca; Sırf bir mevkiye gelebilmek için onun bunun mezesi olanların.... OKUYUN çok şey kazanırsınız...
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,672 okunma
··
52 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.