Gecenin bir yarısı bu incelemeyi yazıyorum ... Aklımı kaçırmış olmalıyım ... Ama olsun !!! Bir eser , bir yazar için aklımı kaçıracaksam bu Sabahattin Ali için olmalı ...
Çünkü hak ediyor
Çünkü yazarken hissettiriyor
Çünkü kitabı okurken üzerime bir ağırlık , bir vefasızlık çöküyor
Çünkü ... Çünkü bu yazar beni yeniden şekillendiriyor ...
Bazen bazı yazarlar için keşke bu yazarlara ab - ı - hayat
( ölümsüzlük ) suyu içirebilseydik diyorum . İçirebilseydikte daha çok okusaydık onlardan , daha çok anlamaya çalışsak , daha çok hissetsek , bilsek , duysak böyle anlamlı yazarlardan, böyle kalemini bir değnekmiş gibi kullanan yazarlardan ...
Mesela Virginia Woolf için , Stefan Zweig için , Marcel proust için , Reşat Nuri Güntekin için , Emily Bronte için , Dosteyevki için , Tolstoy için ve okusam da okumasam da daha nice nice yazar için ...
Ama sonra diyorum ki içimden kendime kızgın bir şekilde :
" Zaten bu yazarlar , bu kitaplar ölümsüz değil mi ? "
Evet ölümsüzler , gerçekten ölümsüzler , çünkü hala insanlar onlardan bahsediyor , çünkü hala onları okuyoruz , çünkü hala onlar adına bir sürü kitap , makale ve daha saymakla bitmeyecek deneme yazılıyor , çünkü hala o yazarların birkaç yüzyıl önce yazılan eserleri " ne kadar da güzel bir kitaptı . Keşke hiç bekletmeseydim . " dedirtiyor ve çünkü hala bu yazarlar okuyucu kendine hayran bırakıyor ...
Okuyunca insana normal geliyor ama düşününce ... Düşününce bambaşka bir hal alıyor ortalığı ... Tam bilmem kaç yıl önce yazılan bir eser günümüze aynı haliyle ulaşıyor ve günümüzde bu eser hakkında tartışmalar yapılıyor ...
İşte bu yazarlar, işte bu eserler ölümsüz değil de ne !!!
Sabahattin Ali ' de benim için öyle bir yazar . Tek kelimeyle gerçekten" yaşayan " ölümsüz ve bu düşüncede tek başıma değilim diye düşünüyorum . O kadar güzel yazıyor ki Sabahattin Ali , o kadar güzel kullanmış ki Türkçe'nin gücünü böyle sanki paragrafları arasında " beni oku ! " yazıyor . " Oku , oku ki hissedersin beni " diyor sessizce , ürkekçe ...
1940 ' larda yazılan bu romanda Sabahattin Ali ' nin yazım gücü o kadar çok hissedilmiş ki kitabı tekrar okuduğunuzda yepyeni manalar , yepyeni hisler oluşuyor içimizde ...
Her okuyuşumuzda o kitabın naifliğini , ürkekliğini , kırılganlığını öyle bir hissediyorum ki Raif ' e kızamıyorum bile . Çünkü okurken ben de tıpkı Raif gibi sessizleşiyorum ...
İncelememi kitaptan bu sözlerle bitiriyorum ;
" İçinde sevmek kabiliyeti olan bir insanın , hiç bir zaman bu sevgisi bir kişiye dayandırılamaz ve kimseden de böyle yapması beklenemez . Ne kadar çok insanı seversek asıl sevdiğimiz bir tek kişiyi daha kuvvetli severiz . Aşk ; dağıldıkça azalan bir şey değildir . "