Berfin

@beerf
Puan vermedi·154 syf.··
2019 13. kitabı
Merhabalar, Livaneliyle tanışmam Huzursuzluk sayesinde gerçekleşti. Kitabı okuyalı epey bir zaman oldu o yuzden biraz geç kalmış ve yapacağım ilk inceleme olacak açıkcası şu satırlarda bile zorlanmıyor değilim, gelgelelim Livaneli yorumlamak benim neyime diyorum kendi kendime. Fakat yinede kendimi alıkoyamıyorum. Hatta yazacak o kadar çok şey var ki başladım ama sonlandırabileceğim hakkında en ufak bir fikrim yok. Fazlaca spoi verebilirim, lütfen bunu dikkate alarak okuyun. Şimdiden affola. Öncelikle kitap Mardinli Hüseyin ile IŞİD zulmünü misliyle yaşamış Yezidi kızı Meleknaz'ın hikayesini konu alıyor. Aşk, acı , savaş ve zulümlerle harmanlanmış bir Ortadoğu gerçeğiyle bizi buluşturuyor. Kitabın nasıl bittiğini anlamadım, dili o kadar akıcı Livaneli üslubu o kadar kendine has ki.. asla takılmıyor, zorlanmıyorsunuz. Bir çırpıda bitiyor ve o kadar çabuk bittiğine üzülüyorsunuz. İbrahim, çocukluk arkadaşı Hüseyin'in ölüm haberi üzerine Mardine gidiyor ve asıl hikayemiz burada başlıyor. Meleknaz ile tanıştırıyor, Yezidileri bize anlatıyor, bir yandan Zilan ve Nergisin hikayesini de öğreniyoruz. İnsanlara yıllarca yapılan zulümleri konu alıyor ve bir kez daha okuduklarım , öğrendiklerim karşısında hayrete düşüyor tekrar ve tekrar geçtiğimiz ve hatta yaşadığımız yüzyıllarda aslında insanların değil ''insanlığın'' öldüğünü anlıyor ve o satırları okurken acı çekiyorum. Yezidilerin Altı bin yıllık bir dinleri vardır, Yahudilikten de öncedirler , Hristiyanlıktan da , Müslümanlıktan da. Günde üç kere güneşe dönüp dua ederlermiş. İnançlarına göre Tanrı ve yedi melek varmış. Başmelek ise Melek Tavusmuş. Ama şeytana taptıkları sanıldığı için tarih boyunca zulüm görmüşler, soyları azalmıştır. Kendileri için ''İnsanlık ağacının kırılmış dalıyız'' derlermiş. Bu tek bir cümle bile insanlığı tekrar tekrar öldürüyor benim için.. İçler acısı bir hikaye müthiş bir anlatım. Ayrıca Yezidilerin en çok korktukları şey marulmuş, bırakın elle tutmayı ve yemeyi , adını anmak bile büyük günahmış. Ulu Şengal Dağı... Ezidilerin sığınağı, kurtarıcısı diye geçiyor kitapta. Kaçış yolu olarak bu dağı kullanıyorlar. Dağda gölge yoktu, ağaç yoktu, su yoktu. Kayaların dibinde susuzluktan ölmüş çocuklar vardı... Birbirine sarılıp can vermiş ezidi aileler vardı. Birde bir kayanın kovuğunda uzanmış, sesi duyulmasın diye bağırmayan, iki saat kadar kıvranan ve doğum yapan Meleknaz vardı. Kendi sütünü içerek hayatta kalan Meleknaz. ''Ben bir insandım'' oldu küçük Nergisin son sözleri. Kendini Şengal Dağında uçurumdan aşağıya atmıştı. Kayalar çok sert , Nergisi gömecek toprak yoktu. Küçük bedeninin üstü taşlar ve kaya parçalarıyla kaplandı... Ben bir insandım... Bakın, okuyun, durun ve bir düşünün. Bu cümle içinde neler barındırıyor. Bu cümle nasıl haykırıyor, nasıl ölüyor. Meleknazlar, Zilanlar ne işkence ve zulümlere katlanıyor Hüseyinler,Nergisler nasıl ölüyor.. Gerçekler tokat gibi çarpsın yüzümüze . Defalarca.
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,8bin okunma
·
1 +1'leme
·
35 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Serenad’ı okumanızı tavsiye ederim. Sonra Kardeşimin Hikayesini..