Zweig'in enfes eserlerini okumaya başladığımdan bu yana biriktirmek amacıyla aldığım ve kitaplığımda sıranın kendisine gelmesini bekleyen bir eserdi. "Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu" gibi defalarca okuduğum, naçizane şaheser olarak gördüğüm bir Zweig eserinden sonra (hakeza "Korku" ve "Satranç" için de benzer düşüncelerim var) elime aldığım için kitapta beklenti problemi yaşadım. Beklentim çok yüksekti. İş Bankası Kültür Yayınları'nın kapak tasarımı ile de bana yine pek sevdiğim Van Gogh'u hatırlatan bir kitaptı.
Eseri elbette beğenmedim deyip kenara atamam. Zweig'in, insan tutkusunu, yalnız kalmayı ve bu yalnızlığın insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkisini yine kendi tarzı ve kendi yöntemi ile anlattığı bir kitap. Yalnızca Zweig'in diğer kitaplarında gördüğüm o insanı yıkıcı, sürükleyici etkiyi yaşatamadığı için biraz üzdü. Her okuduğum Zweig kitabında artık kapağı kapatıp saatlerce duvarı izlettiği o anları arar oldum. Ne yazık ki Olağanüstü Bir Gece bana bu tarz bir duygu yaşatmadı. Sorun benden ya da kitaptan kaynaklanıyor diyemem çünkü ortada bir sorun yok. Bir yazarın tüm eserlerinin insanı beklediği kadar etkilememesi elbette ki sorun dahi olamayacak bir şey.
Siz yine de bir göz atın. Ben beğenmedim diye beğenmeyecek değilsiniz ne de olsa.