SERENAD
Zülfü Livaneli’yle tanışmam gerçekleşti. Çok iyi bir başlangıç yaptığımı düşünüyorum. Zaten öneriler hatta ısrarlar üzerine kütüphaneden aldığım bir kitap kendisi. İyi ki de alıp okumuşum ve Livaneli’yle tanışmışım. Kitaptan bahsetmeden önce kitabın dili hakkında birkaç şey söylemek istiyorum. Ben çok fazla Türk yazar okumuyorum(okumuyordum). Yeni yeni Türk edebiyatına adım atıyorum ve önyargılarımı yıkıyorum. Yaş almış yazarların dilinin ağır olacağına dair bir önyargım vardı ama Serenad’ın dili asla ağır, ağdalı değil çok çok kolay anlaşılır bir dili var.
Serenad için aşk romanı mı demek doğru yoksa tarih romanı mı bilemiyorum. Tarihi aşk romanı? Romanda konuya giriş Alman profesörün 60 yıl sonra bir söyleşi için daha önce profesörlük yaptığı İstanbul Üniversitesi’ne tekrardan gelişiyle başlıyor. Burada kendisiyle ilgilenmekle görevlendirilen halka ilişkiler bölümünden Maya duranla hayatları kesişiyor. Roman’ın temelinde Prof. Wagner ve eşi Nadia’nın aşkı var. Çok derin ve hüzünlü bir aşk hikayesi.
Türkiye’nin tarihiyle ilgili çok şey öğrendim, özellikle İkinci Dünya savaşında Türkiye’nin hali hakkında. Kitapta Ermeni sorunu, göçmen sorunu, Kırım, nazi konuları çok güzel ve ayrıntılı işlenmiş. Benim tarih bilgim çok yüzeysel yani ygs tarih diyebiliriz. Bu yüzden kitapta işlenen konuların ayrıntısını Livaneli’den öğrendim. O kadar acı şeyler okudum ki çoğu yerde nolur kurgu olsun diyerek google yazdım ve çok çarpıcı görüntülerle karşılaştım. Kitapta bahsedilen her şey ne yazık ki gerçek. Kitapta Hitler var Stalin var ve politikaların, imzalanan savaş kararlarının altında ezilen halk var. Kitabın tam da savaşla ilgili kısımlarında beni çok etkileyen ‘’savaşı başlatmak için imza atanlara imza atmadan önce ellerinle bir çocuğun canına kıyacaksın dense yine savaşa girmeyi kabul edeler miydi?’’ gibi bir bölüm vardı. Yine buralarda filler tepişir ezilen çimler olur sözü de olayları özetler nitelikte. sadece Maya’nın ya da Nadia’nın hayatını değil Maya’nın anneannesi ve babaannesinin de hayatına dahil oluyoruz. Ülkemizde o kadar çok acı yaşanmış ve birçoğuna da maalesef gözler kapanmış ,kulaklar tıkanmış ki. Livaneli’nin bunları açık yüreklilikle yazmasından çok etkilendim. Of söylenecek çok şey var ama daha fazla uzatmak istemiyorum siz kitabı okuyun nolur. Tarih bilgisinin yanında birçok hayata girip çıkacaksınız. Bu yolculuğa çıkmanızı istiyorum hatta yolculuğa Serenade für Nadia dinleyerek çıkmanızı istiyorum. Yanınıza not defteri almayı unutmayın, emin olun çok ihtiyaç duyacaksınız!