İnsanın anlam arayışı isimli kitabı bir tavsiye üzerine aldım ve bir çırpıda okudum. Psikoloji ile biraz ilgiliyseniz bilinen ve genel kabul gören psikolojinin insanı oldukça komplike bir makina olarak gördüğünü çocukluğumuzda şekil almaya başlayan bu makinenin almış olduğu darbelerle neredeyse hayatının sonuna kadar tökezlemeye mahkum kaldığını ailemizin cehaletinin veya yanlış davranışlarının bizim yetişkinlik hayatınızı berbat ettiğini bundan kurtulmak istediğinizde çocukluğunuzun yeniden yapılandırılması veya sorunların su yüzeyine çıkartılıp farkına vardırılarak belli bir bilinç oluşturup bu şekilde kurtulma planları yapıldığı sırada bu sürecin yıllar aldığı karşınızdaki kişiye bütün hayatınızı anlatmanın zorluğu karşınızdaki psikoloğun yeterlilik düzeyi haftada kaç danışan ile ilgilendiği gibi sorular kafanızı kurcalamayı başladığında sonuç alma umutlarınız gerçekten çok azalıyor. Bu kitap Türk insanın psikoloğa gidip hemen çözüm bulma isteğini belki bir nebze olsun karşılayabilir ancak kitapta sürekli bahsedilen sorumluluk acıyı lehimize çevirme gibi başlıklar gerçekten bunun nasıl olması gerektiği konusunda başka soruları gündeme getiriyor. Ortalama bir yaşam standardına sahip hayatını belli çabalar uğraşlarla bir amaç çevresinde anlamlandırmaya çalışmanın imkansızlığı yine beni boğdu. Bertrand Russell da Mutlu olma sanatı isimli kitabında bir amaçla ancak insanın anlam kazanabileceğini söylüyordu. Peki bu sorumluluk, amaç, anlamsızlık adına her ne derseniz bu iş nasıl gerçekleştirilecekti yaşantılar insanı belli yerlere vardırıyor peki bu kadar şanslı olmayan hayatın tek düzeliğinde boğulan biz şehir insanları nasıl bir amaca böylesine sıkı tutunacağız asıl soru bu oluyordu hayat bazen bizi buna zorluyor bazen de ipler tamamen bizim elimizde oluyor işte film ipler bizim elimizde olduğunda(özgürlük) kopuyordu. Sonuç olarak ben aradığımı çok bulamadım ancak bazı cümleler gerçekten ders niteliğinde okuduğunuzda hayatınızın değişmesi anlamında size bir ışık olması umuduyla ..